
Son günlerde kadınlar sosyal medya üzerinden maruz kaldıkları tacizi, şiddeti ve cinsel saldırıları paylaştı, kültür sanat alanından fotoğrafçılar ile başlayan ifşa dalgası sinema, akademi alanlarına da yayıldı. Fotoğrafçılık alanında başlayan bu ifşalar bu sektördeki güvencesizliği de tartışmaya açtı. Sektördeki güvencesizliği, kadın fotoğraf sanatçılarının çalışma koşullarını,ifşaları nasıl değerlendirdiğini Fotoğraf Sanatçısı ve Eğitmen Deniz Çeliker ile konuştuk.
Fotoğrafçılık alanında çalışmak isteyen kadınlar stajyerlikten başlayarak pek çok mobbinge ve baskıya maruz kalıyorlar. Deniz Çeliker, sektörde stajyer kadınların yöneticileri tarafından “dişil enerjinin eksik kaldığı düşünüldüğünde” taciz edildiğini belirtti. Çeliker; sektördeki “dişil olma ve dişil enerji yansıtma” propagandasının bir mobbing ve psikolojik baskı olduğunu vurguladı. Çeliker, farklı sektörlerden bu alana geçmek isteyen ya da bu alanın içinde pişmek isteyen genç kadınların staj yaparken karşılaştığı sorunları, “Erkek egemen bir toplum içerisinde kadın fotoğrafçıların ve kadın alanında bunu yönetenlerin sayısı çok az. O yüzden genelde bulunduğumuz yerlerde erkeklerin var olduğunu görüyoruz ve onların da birçoğu kadınları buna maruz bırakıyor. Yaş kitlesi daha küçük olunca, onları kontrol edebileceklerine daha çok inanıyorlar” diye anlattı.
Çeliker, yaşanan bu şiddet olaylarının önceden bu kadar çok bilinmediğini, kendi arkadaş çevrelerinde küçük topluluklar içerisinde bir araya geldiklerinde konuştuklarını ifade etti.
Çeliker, ifşalanan kişiler arasında tanıdıklarının da olduğunu söyleyen Çeliker, “Neler yapabildiğini görmek gerçekten inanılmaz derecede üzücü bir şey. Şu an olan tüm durumlar içerisinde ben okumaktan ve algılamaktan çok yoruldum. Biz kime nasıl güveneceğimizi ya da artık nerede, nasıl tepki vereceğimizi bilmiyoruz. Bu da her alanda olduğu gibi fotoğraf alanında da kadınların rahatça hareket edemeyeceklerini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Fotoğrafçılıkta kadınların sayısında artış var ama görünürlükleri yok
Sektörde kadınların azlığının sorun olduğunu belirten Çeliker şöyle konuştu: “Tek ele düşmüş gibi sadece erkek bireylerin var olduğu ve onların üretebileceği gibi bir algı var. İlk başlarda kadınların az olmasından şikayet ediyordum. Ama son bir yılda şunu görüyorum ki kadınlar daha fazla varlar. Daha fazla fotoğraf alanının içerisindeler ama görünür değiller. Bu sefer de bunun derdine düştük: ‘E tamam artık çoğaldık, biz de bir şeyler yapıyoruz ama görünürlüğümüz yok.’ Çünkü neden? Burada insanlar hep böyle tek bildikleri kişilere tek ele gidiyor. Onların üretimlerine destek olup onları yüceltmek üzerine bir çalışma sürüyor.”
Çeliker, üreten, çalışmak isteyen çok fazla kadın olduğunu ama kadınlar ile kimsenin çalışmak istemediğini ya da hiçbir işe kabul edilmediklerini söyledi; kadınlar için yeterli alan tanınmadığını, imkan sağlanmadığını belirtti. Çeliker, kendisinin fotoğraf alanında nadir kadın isimlerden birisi olduğunu ve aynı zamanda bu durumdan rahatsız olduğunu da şu sözleri ile belirtti: “Ben bir yere konuşmaya gittiğimde benim dışımda yirmi tane eğitmen daha geliyor. Konuşmaya giden bir ya da iki kadınız. İnsanların, şirketlerin ya da bu tarz etkinlikler düzenleyen kişilerin bunları görmesi gerektiğine inanıyorum.”
Örgütlenmeye ihtiyaç var
Örgütsüzlüğün yaygın olduğundan bahseden Çeliker, “Biz herhangi bir şekilde sendikalaşan sistem içerisinde değiliz ve bundan dolayı da örgütlenmek çok mümkün değil. Herkes daha bireysel bir versiyonda devam ediyor. Bunu yapmak istediğimizde ise yine bir ayrışma meydana geliyor. Aslında tam anlamıyla herkesin bir arada olduğu ve sektörde birazcık da kuralları içeren durumların var olması gerekiyor. Denetlenmesi gerekiyor. Neler yapılıp neler yapılmadığına dair çok serbest bir alandayız. Kendi kendimize kurallar üretiyoruz. Kişinin ne olursa olsun arkasında ona destek olan ve onun yanında olan bir sürü kadının da var olduğunu bilmesi gerektiğine inanıyorum. Örgütlenmenin olması talebindeyim ama olabileceğine çok inandığım bir yerde değilim” diye konuştu.
‘Kadınlar, kadınlar üzerinden güven alanı yaratıyor’
Çeliker şiddete karşı güven alanı yaratılması gerektiğini söyledi ve kadınların birbirleri ile kurdukları iletişim ile bu güven alanlarını yarattıklarını ifade etti: “Bunu kendi alanlarında ‘ben böyle bir yere gittim’, ‘böyle bir şey yaşadım ve gerçekten de verimli geçti’ gibi şekilde yaratıyorlar.”
‘Başarılı olma ihtimalimizden bile korkanlar var’
Çeliker önceden bir üniversitede sözleşmeli akademisyenlik yaptığını, kendisinin sektördeki eğitim kısmını çok iyi bildiğini belirtti. En sevdiği alan da burası olduğu için buradan ilerlemek istediğine karar vermiş. Kendi işini kurmaya karar verdiğinde kendisiyle aynı faaliyeti gösteren başka firmaların özellikle de erkeklerin üzerine geldiğini anlatan Çeliker, “Senin burayı açmana izin vermeyiz, sen kimsin?’, ‘bir kadın olarak yaşın küçük, bunu yapmana izin vermeyiz, köyüne geri dönersin’ gibi sözlü tacizlerine zaten fazlasıyla maruz kaldım. Bu da beni en çok zorlayan kısımlardan biriydi. O zamanlar daha yirmi dört, yirmi beş yaşındaydım. Bizim herhangi bir şeyde başarılı olabilme ihtimalimizden bile korkan kişiler var. Pek rahatsız oluyorlar.”
‘Çok fazlayız ve susmuyoruz’
Fotoğraf çekimi yaptığı alanlarda kişilerin hem ruhen hem de fiziken rahat olmalarına oldukça önem verdiğini vurgulayan Çeliker, çekilen fotoğrafları daha hiçbir şey yapmadan kişiye ilettiğini ve herhangi bir paylaşım yapmadan ‘Bu fotoğraflar içerisinde istemediğin görsel var mı?’ diye sorduğunu anlattı. Karşı tarafın kendi görsellerini beğenmediği takdirde paylaşmadığını şu sözlerle belirtti: “Ne kadar beğensem ne kadar içime sinse de kişi bunu talep etmiyorsa paylaşım iznini almış olsam bile asla paylaşmıyorum. Çünkü onun yıllar sonra önüne çıktığında rahatsız olabileceği bir şey olsun istemiyorum. Kendimi ve karşımdaki kişiyi koruma yöntemini bu şekilde geliştirdim. Kendimi çok koruyabildim mi? Evet, devam ediyorum korumaya da. Bitmeyecek bu koruma. Elimizden geldiğince güçlü olduğumuz, dayanıştığımız sürece de aslında o kadar da korkmamamız gerektiğini anlayacağız. Çünkü çok fazlayız. Ancak böyle devam edebiliriz.”
Çeliker, sektöre yeni girecek kadınlara birkaç tavsiyede bulundu: “Benim fotoğraflarım kötü’, ‘Ben bunu paylaşırsam rezil olurum’ algısını bir kere atmanız gerekiyor. Bırak fotoğrafların kötü olsun. İki yıl sonra baktığında ‘Ben bu aşamadan bu aşamaya geçmişim’ diyebilin. O yüzden mümkün mertebe paylaşmak, bir noktada insanların görünürlüğünü almak, ne alan seçebileceğine yavaş yavaş karar vermek ve bu alanda da kendini koruyabilerek en iyi şekilde ilerletmek.”
Fotoğraf: Deniz Çeliker kişisel arşivi
İlgili haberler
İfşadan örgütlü mücadeleye taciz ve şiddet sarmalı...
Cezasızlık failleri cesaretlendiriyor, kadınları yalnızlaştırıyor. Taciz ve şiddet sarmalını kırmanı...
Kadın sanatçılar tacize ve cezasızlık politikaları...
Sanat Fabrika, kadın sanatçıların tacize ve cezasızlık politikalarına karşı seslerini yükselteceği ö...
'Kadın sanatçıların kıyafetlerine müdahale kadın h...
Kültür Emekçileri Sendikası, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda kadın sanatçılarının kıyafetler...
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
Editörden
Bültenimize abone olun!
E-posta listesine kayıt oldunuz.