Eğitim Sen'in düzenlediği MESEM çalıştayı başladı
Eğitim Sen'in düzenlediği MESEM çalıştayında konuşmacılar MESEM'in sınıfsal bir tercih olduğunu belirterek MESEM'lerin patronlar açısından ucuz ve maliyetsiz bir istihdam türü olduğunu vurguladı.

Eğitim Sen’in düzenlediği, aralarında akademisyen, gazeteci ve araştırmacıların bulunduğu konuşmacılarla “Mesleki eğitim mi, çocuk işçiliği mi?” başlıklı MESEM Çalıştayı Ankara’da gerçekleşti.

Çalıştay’ın ilk oturumu öncesi Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş açılış konuşmasında, “Ötekileştirme, yoksulluk, sömürü ve eşitsizliği kalıcı hale getiren politikalardır. Bunlardan biri MESEM uygulamasıdır. Türkiye’de eğitimin piyasalaştırmasının ve çocuk emeğinin sömürülmesi normalleştirilmiştir” diyerek, mesleki eğitimin gerekli olduğunu ancak çocukların suça itilmesine, sömürülmesine izin vermeyeceklerini vurguladı.

MESEM’lerin arka planı: Eğitimden ucuz işgücüne

Çalıştayın “MESEM’lerin Siyasal ve Ekonomik Arka Planı: Eğitimden Ucuz İşgücüne” başlıklı ilk oturumunda İlk sunumu gerçekleştiren Dr. Nail Dertli 70’lerde başlayıp 90’larda yoğunlaşan çocuk işçiliği teriminin gelişiminden bahsederek konuşmasına başladı. Dertli, MESEM’lerin, Türkiye’de tahmin edilebilir bir cinayeti izlemeye benzediğini söyledi. Türkiye’de çalışan çocukların, çocuk işçiliği sorununa dönüştüğünü ifade eden Dertli “90’larda ücretsiz aile işçiliği biçimindeydi, geldiğimiz noktada TÜİK verilerine göre çocukların yüzde 65’i ücretli çalışıyor” dedi.

Dertli, özellikle okul dışında ya da tatil dönemlerinde çalışan çocukların, göçmen çocukların, uyuşturucu ve fuhuşta çalıştırılan çocukların, MESEM kapsamında çalışan çocukların TÜİK’in çocuk işçi istatistiklerinde yer almadığını anlattı.

Mesleki eğitime yönelim dar gelirli ailelerde yoğunlaşıyor

Dertli’nin ardından “MESEM’e Giden Yol: Çocuk Yoksulluğu ve Rızanın İnşası” başlıklı sunumuyla Prof. Dr. Songül Sallan, Türkiye’de yoksulluk oranının TÜİK verilerine göre yüzde 13,6 ve çocuk yoksulluğunun yüzde 36 olduğunu aktardı.

Sallan, çocuk yoksulluğunun eğitime erişim, eğitimi düzensiz sürdürme, okulu erken terk etme, nitelikli beceri kazanma hakkından mahrum kalma sorunlarına götürdüğünü anlattı.

MESEM: İşçi mi, öğrenci mi?

Prof. Dr. Sebiha Kablay “Emek rejimi olarak MESEM: İşçi mi öğrenci mi?” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.

MESEM’lerin patronlar açısından ucuz ve maliyetsiz bir istihdam türü olduğunun ve sermaye birikimi sağladığının altını çizen Kablay, MESEM’lerin düşük ücretle, sosyal güvenlik ödemesiz, kendi kendinin ücretini ödeyen bir sistem olduğunu belirtti.

Bazı öğrencilerin normal liselere yerleşemediği için zorunlu olarak MESEM’lere kayıt olduklarının altını çizen Kablay, bunun zorunlu bir istikamet haline getirildiğini söyledi.

Kablay, “İşyerlerindeki üretim süreçleri düşünüldüğünde MESEM kapsamında işyerlerinde çalışan öğrencilerin işçi yerine çalıştırıldığı bir gerçek. Kimi zaman işverenin yüksek işçilik maliyetinden kurtulmak için stajyer ya da çırak tercih etmesi son derece yaygın. Böylece hem sosyal güvenlik hem de ücret giderleri azalıyor. Ucuz işgücü olarak görülüyorlar” dedi. Kablay, MESEM’lerde çalışan çocukların örgütlenme haklarının olmasının ve sosyal güvenlik açısından yeni bir düzenlemenin de gerekliliğinden bahsetti.

Tanıklarla MESEM: İşletmelerde çocuk emeği ve gündelik sömürü

Çalıştayda 2. oturumunda sunum yapan FİSA Çocuk Hakları Merkezinden Ezgi Koman, “Bugün burada MESEM’leri konuşurken aslında yalnız bir eğitim modelini değil, Türkiye’de çocuk işçiliğinin nasıl dönüştüğünü, nasıl meşrulaştırıldığını ve nasıl görünmezleştirildiğini tartışıyoruz” ifadelerini kullandı.

FİSA Çocuk Hakları Merkezinin gerçekleştirdiği bir saha araştırmasının sonuçlarını aktaran Koman, araştırma kapsamında toplamda 24 görüşme yaptıklarını söyledi.

MESEM modelinin çocukların eğitimle bağını güçlendirmenin tersine eğitimi askıya alan bir ara rejim olduğunu ifade eden Koman, özellikle kız çocukları için ise cinsel istismar ve şiddet riskinin yüksek olduğunu anlattı.

Çocuk işçiliğinin bir yoksulluk sorunu değil; politik bir tercih olduğunu söyleyen Koman, sermaye için değil; çocuklar için haklara ve özgürlüklere dayalı bir eğitim politikasının inşa edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

MESEM eğitimden kopuş demek

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezinden Prof. Dr. Kasım Karataş sunumunda “Eğitimden kopuş ve okulun tasfiyesi” konu başlığını ele aldı.

Karataş, lise çağında mesleki eğitime başlanabileceğini ancak çıraklık eğitiminin MEB eğitimine entegre edilerek ve üretimin temel kaygı olduğu şekilde olmaması gerektiğini söyledi.

“Bugün sokaklarda çeteleşen grupların kolayca çocukları devşirmelerinin sebebi eşitsizlikler, haksızlıklardır” diyen Karataş, “Bir ülkede yoksulluk, eşitsizlik varsa çocukların ve kadınların istihdamını görürüz. Çocuklar eğitimden kopuyor, işçiliğe yönlendiriliyorsa; suça sürükleniyorsa genel olarak toplumda işlerin iyiye gitmediğini gösterir” dedi.

MESEM’ler sınıfsal bir mesele

Fişek Enstitüsünden Doç. Dr. Emirali Karadoğan “MESEM pratiği ve çocuk işçiliği” başlıklı sunumunda, “Çırağın ülkenin kalkınması noktasında önemli olduğu noktasından bakıldığında destekler konumunda olursunuz. Emek sömürüsü olarak baktığınızda ise bir çocuk işçi sömürüsü olarak görürsünüz. Biz de bunu çocuk işçi sömürüsü olarak görüyoruz” dedi.

Karadoğan, MESEM’lerin sınıfsal bir mesele olduğunun altını çizerek, MESEM’lilerin ailelerinin verdiği işsizlik ödeneği üzerinden ücret aldığını ve kendini döndüren bir sistem olduğunu söyledi.

Fişek Enstitüsünün gerçekleştirdiği bir araştırmadan bahseden Karadoğan, haftalık çalışma günlerinin ve saatlerinin uygun olmadığını, denetimsiz ve kötü koşullarda çalışıldığını, çocukların çıraklık yaparken şiddet gördüklerini söyledi.

Uzun vadeli bir hedef olarak çocukların erken yaşta çalışma hayatına girmesinin engellenmesi gerektiğini söyleyen Karadoğan, “Bu çocuklara ulaşıp o çocukları nasıl koruyabiliriz diye tartışmamız gerekiyor” dedi.

MESEM’lerde bu tarikat ve cemaatler etkin

“Tanıklıklar ve araştırmalar üzerinden MESEM: MESEM’de yaşamını yitiren çocuklar ve yargı süreçleri” başlıklı sunumuyla söz alan gazeteci Filiz Gazi, “5 Ekim’de Yusuf Tekin MESEM’lere dair bir açıklama yaptı, Haziran ayında da MÜSİAD bir açıklama yaptı: ‘Gençlerimiz iş hayatın daha erken katılmalı, gençler piyasaya adapte olmalıdır’” diyerek sürecin sistematik biçimde işlendiğini ifade etti.

Gazi, MESEM’lerde de bu tarikat ve cemaatlerin etkin olduğunun söyledi. “Çocuklar Antep’te hem Kur’an kursuna hem de MESEM’lere gidiyorlar. Bulduğum raporlarda zorunlu eğitimin kısaltılması ve öğrencilerin aynı kalıba sokularak eğitim görmesi, ilkokul ya da ortaokul mezunlarının başarılı olabilecekleri üzerinden olumlamalarının yapıldığını gördüm” dedi.

Gaziosmanpaşa SANKO oto sanayide 1 hafta geçiren Gazi, “Onlarca atölye var. Çocuklar bir kaportanın başında toplanmış. Hiçbiri işverenin yanında rahat konuşamıyor. Bu çocukların çoğu başarısız olduğunu düşünüyorlar. Aileler de çocukların başarısız olduğunu düşündükleri ve uyuşturucu çetelerinden uzaklaşmaları için MESEM’lere gönderdiklerini söylüyorlar. MESEM öğretmenleri ‘eğitimin gereksiz bir külfet’ getirildiğini; ailelerin çocukları şehir dışına gönderdiklerinde barınma gibi masraflarını karşılayamayacağını düşündüğü için MESEM’lere gönderdiklerini söylüyorlar. Bu çocuklar MESEM’e gidip bir an önce para kazanmak istiyorlar” şeklinde sahadan gözlemlerini aktardı.

Ayrıca oto sanayide patronların söylediklerini aktaran Gazi, “İşverenler, ‘gençler, sokaklarda uğraşacağına buralara gelmesi daha iyi’ diyor. Denetimler içinse ayda bir iki defa gelindiğini ‘imzasını kaşesini’ basıp gönderdiklerini söylüyor işverenler” dedi.

MESEM’de ölen çocukların yargı süreçlerine ilişkin konuşan Gazi, duruşmaların ertelendiğini, yargı süreçlerinde sorumluların 20-25 gün yatıp çıktıklarını ve ilk duruşmada tahliye olduklarını anlattı “Taşrada esnaf, patron, siyaset gibi karmaşık ilişkiler olduğu için ailelere kan parası teklif ediliyor” dedi.

Üçüncü oturum ise “MESEM’lerde Çocuk Hakları İhlalleri: Sağlık, Hukuk ve Güvenlik Perspektifi” başlığı altında sunumlar devam edecek.

Fotoğraf: Evrensel

İlgili haberler
Sözde eğitim gerçekte kölelik: MESEM

Bir defasında mutfağı temizlerken fazla kimyasal soluduğum için zehirlendim. İş kazası sebebiyle bile hastaneye gittiğimde sağlık sigortam sistemde gözükmüyordu.

MESEM’li bir gencin annesi: Çocuklarımızın sisteme kurban gitmesine ne kadar izin vereceğiz?

‘Bugün benim çocuğuma, yarın sizin çocuğunuza mutlaka zarar verecek bu sistem.’

Meclis'te MESEM'li öğrencilere istismar davası bugün görüldü

TBMM lokantasında stajyer olarak çalışan MESEM’li kız çocuklarının, TBMM personeli tarafından istismara edilmesine ilişkin açılan davanın ilk duruşması bugün görüldü.


Editörden