2024-2025'ten bu yana MESEM’lerde ölen öğrencilerin sayısı insanın içini yakıyor. Benim de oğlum MESEM öğrencisiydi. Oğlumun “sözde” staj dönemlerini tedirgin ve kaygılı geçirdim. Liseden sonra da oğlum çalışmaya devam ediyor. Özellikle Tuzla’da yangında ve iş yerinde ustası tarafından öldürülen iki genci unutamıyorum. Bu çocuklar benim ya da sizden herhangi birinin çocuğu olabilirdi. Bizden diyorum çünkü olan her seferinde işçi ve emekçilerin çocuğuna oluyor. Bu noktada akıllara şu soru geliyor: Bin bir emekle büyüttüğümüz çocuklarımızın sistem yüzünden ölmesine daha ne kadar izin vereceğiz?
Aslında her şeyin farkında olmamıza rağmen neden toplum olarak birlikte hareket edemiyoruz? Aslında korkuyoruz! Korkunun ecele faydası olmadığını bildiğimiz halde korkuyoruz! Uzaktan bakıp kenara çekiliyoruz, sanki bizim başımıza gelmeyecek gibi düşünüyoruz.
Ama bu durum böyle gidemez ve gitmeyecek de. Şu an sistem bir virüs gibi. Bir çoğumuzu teğet geçmedi, geçmeyecek de bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu yüzden bu mektubum özellikle anne ve babalara.
Bugün benim çocuğuma, yarın sizin çocuğunuza mutlaka zarar verecek bu sistem. Durumun daha kötü hale gelmesinin sebebi sadece devlet mekanizması değil. Ümitsizlik, güvensizlik illetinden artık sıyrılmalı çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmalıyız. Örgütlü hareket etmeli, toplum olabilmeliyiz. Tabii çocuklarımızın geleceğini gerçekten düşünüyorsak...
Fotoğraf: Evrensel
İlgili haberler
Bakan, MESEM’lerin gerçek yüzünü bizden dinlesin
Çalıştığım iş yerinde hijyen, yemek, mola gibi konuların hepsi ayrı bir sorundu. Soyunma odası kapatılmıştı ve biz tuvalette üstümüzü değiştirmek zorunda kalıyorduk. Denetim yoktu, sömürü had safhada
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN























