Geçtiğimiz kasım ayının ortasında Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK), yurtlara ilişkin bir yönetmelik değişikliği hazırladı. Değişiklikle birlikte, yurda son giriş saati olan 23.00’ten sonra giriş yapan öğrencilerin saat bilgisi, sistemde kayıtlı aile velisine mesaj olarak gönderilecekti. Ege ve Bornova Kız KYK Yurdu’nda kalan öğrenciler bu uygulamayı “özgürlük ve hakların gaspı” olarak değerlendirirken Ege Üniversitesi Kadın Çalışmaları Topluluğu olarak sıra arkadaşlarımıza bu konuyla ilgili birkaç soru yönelttik.
Yönetmelik değişiminin ilk gününde KYK önünde aldığımız röportajlarda genç kadınlar bu duruma olumsuz baktıklarını, ailelere bu şekilde bilgi verilmesinin çokça soruna yol açabileceğini söyledi. Özellikle yarı zamanlı işlerde çalışmak zorunda kalan öğrencilerin ekonomik anlamda daha da zorlayacağını ve yurttan atılma gibi bir durumda ailelerin genç kadınları okuldan alabileceklerini söyleyen kadınların sayısı fazlaydı.
Eğitim haklarının gasbedilmesine sebep olabilir
Konuştuğumuz kadınlardan biri değişen yönetmeliğin ilk olarak İzmir ve Eskişehir gibi illerde uygulanmaya başladığının altını çizerek, “Sosyal aktivite anlamında öğrencilerin yoğunlukla ilgi gösterdiği iller buralar. Konserlerin, atölyelerin ve birçok etkinliğin bitiş saati zaten 23.00’ü geçiyor. Bu yönetmeliğin kendisi öğrencileri sosyal anlamda da kısıtlayan bir şey oluyor” ifadelerini kullandı. Bir başka genç kadın ise Rojin Kabaiş’in ölümünü hatırlatarak bir yıl sonra Rojin’in bedeninde iki erkeğe ait DNA izinin bulunduktan sonra ailelere bilgilendirme yapılmasına ilişkin değişikliğin yapıldığını söyledi. Bu değişiklikle yurtların kendi hatalarını örtbas etmeye çalışıp suçu genç kadınlarda aradığını söyleyen genç kadın, “Sanki gece 11’den önce tacize, şiddete uğramayacağız. Sanki tüm katiller gece 11’den sonra sokağa çıkıyor” dedi.
Biriken öfke baskının sınırlarını zorluyor
Ege Üniversitesi Kadın Çalışmaları Topluluğu’nun rolü de tam burada devreye giriyor. Topluluğun yurtta neredeyse tüm üyelerinin ve çevresindeki kadınların bu duruma karşı seferber olduğunu söyleyebiliriz. Yurtta kalan sıra arkadaşlarımızın toplantı talebine karşılık veren genç kadınlar, geçmiş deneyimlerini aktararak ortak bir karar alma sürecine girdiler. Genç kadınları yurda hapsetmeye çalışan bu değişiklik üzerine ses çıkarma eyleminin düzenlendiği ve kadınların bir yanındakini örgütlediği bir süreç için ortaklaşıldı. Eylemin biçimi ve o an o masada bulunan kadınlarının en yakın çevrelerinden en uzaktakilere nasıl ulaşabileceğinin planlaması ortak bir iradeden kaynaklanıyordu.
Yurtta kalan öğrencilerin avluya inip ses çıkarma eylemine çağrı yapması, yemekhanede neredeyse her kadının yemeğine eşlik ederek durumu anlatması güçlü bir kalabalığın oluşmasında etkiliydi. Yurtlarda yurt idaresi tarafından korku ikliminin her geçen gün yayılması ve öğrencilerin fişlenme çekinceleri hâlâ güçlü olsa da kadınlarda biriken öfke tüm bu baskıları aşmaya da cesaret veriyor.
Kalıcı örgütler kurmak hem mümkün hem gerekli
Hatırlayalım; Aydın’da asansör kazasıyla yaşamını yitiren Zeren Ertaş’ın ardından ülkenin dört bir yanında öğrenciler güçlü protestolar düzenlemişti. O günden bugüne bazı yurtlarda koşullar az da olsa iyileştirilmişti. Ama büyük ölçüde yurtlardaki sorunlar çözülememiş ve yeni sorunlar ortaya çıkmaya devam etmişti. Bu süreçten çıkartabileceğimiz sonuçlardan belki de en önemlisi, kalıcı mücadele mekanizmalarına neden ihtiyaç duyduğumuz olmuştu.
Yurtlarda gerçekleşen ve ülke geneline yayılan eylemler kimi kazanımlar sağlasa da, tüm öğrencilerin söz alabileceği kalıcı mekanizmalar kurulmadıkça bu kazanımlar sürdürülemiyor. Ege ve Bornova KYK’da yapılan ses çıkarma eylemi de buna örnek. Katılım yüksek olmasına rağmen sürecin nasıl ilerleyeceği tartışılamadı; blok, kat ve odalara özgü sorunlar ortaklaştırılamayınca biriken öfke “yaptık ama olmadı” duygusuna dönüştü.
Bunun önüne geçebilmenin yolu, geçmiş mücadele deneyimlerimizin eksiklerini tartışarak yeni yollar geliştirmekten geçiyor.
Yazıda ele aldığımız deneyimler, yurtlarda öğrenciler tarafından oluşturulacak temsilci mekanizmalarının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Odalardan başlayarak kat ve blok temsilcileri aracılığıyla öğrencilerin yurt yönetimine dahil olması hem mümkün hem de gerekli. Çünkü yurtlarda alınan kararlar, öğrencilerin ihtiyaç ve talepleri sorulmadan uygulanıyor; bu da hayatı kısıtlayan ve yeni sorunlar yaratan sonuçlar doğuruyor. Çözüm ise birleşmek ve örgütlenmekte yatıyor.
Fotoğraf: Evrensel
İlgili haberler
Vezneciler KYK yurdunda öğrenciler yurda alınmıyor
Vezneciler KYK Kız Yurdunda öğrenciler art arda yaşanan depremlerin ardından yurda alınmıyor. Ayrıca öğrencilere son kullanma tarihi geçmiş paketli gıdalar dağıtıldı.
KYK yurdu önünde iki öğrenciye cinsel saldırı girişimi iddiası: Öğrenciler eylemdeydi, vali yalanladı
Mersin'de bulunan Müfide İlhan Kız KYK Yurdu önünde iki öğrenciye cinsel saldırı girişiminde bulunulduğu iddia edildi. Öğrenciler kitlesel şekilde duruma tepki gösterdi.
Cevizlibağ KYK’da öğrenci temsilciliği deneyimi: Kazanımımız birbirimize güvenebilmemiz oldu
Hepimiz Zeren’in ölümünü derinden hissetmiştik. Hem bir sıra arkadaşımızı kaybetmemizin acısı hem de 5 bin kişilik yurdumuzda bile sürekli asansörlerin bozulması içimizde bir öfke yumağı oluşturdu.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























