Ayrışma nereden başlıyor?
‘Kaybedecek çok şeyleri olan Zeynep Güneş ve onun gibiler ile zincirlerinden başka kaybedecekleri olmayan biz işçi, emekçi kadınlar ezilmişliği de, şiddeti de aynı mı yaşıyoruz?’

Eskişehir’in Mihalgazi İlçesinin AKP’li Belediye Başkanı Zeynep Güneş’i hedef alan İYİP'li Mehmet Emin Korkmaz’ın sosyal medya paylaşımı ve sonrasında yaşananları artık duymayan kalmamıştır. Yine de özetlemek gerekirse; bir kadın kılık kıyafeti, giyimi, bedeni üzerinden aşağılanmıştı. İYİP, gelen tepkiler üzerine hızlı bir refleks göstermiş, söz konusu kişiyi ihraç etmişti.

Hangi unvanda, hangi statüde, hangi sosyo-ekonomik durumda olduğuna bakılmaksızın biz kadınların yaşamlarında ortaklaşan şeylerden biri de hedefe konduğu noktalar olabiliyor. Kadın cinsinin bir bütün olarak toplumda ikincil bir cinsiyet olduğu bir gerçek. Kesiştiğimiz yer burası. Peki, ayrıştığımız yer neresi?

İktidar politikalarına ortaklık

Ayrıştığımız yerleri anlamak için Zeynep Güneş’e biraz daha yakından bakalım. Mihalgazi, Eskişehir’in küçük ilçelerinden biri. Son zamanlarda Tepebaşı İlçesi Atalan Mahallesi ve Mihalgazi İlçesi Alpagut Mahallesi mevkilerinde siyanürlü altın ve gümüş madeni açmak isteyen Cengiz Holding’e karşı yürütülen çevre hareketiyle bu ilçe ülke gündemine de taşındı. Alpagut, Mihalgazi ilçesinin Bilecik sınırındaki son köyü. Bölgedeki yaygın seracılık nedeniyle büyükşehirlere sebze, meyve sağlayan önemli bir köy burası. Bu köyde maden faaliyeti demek, önemli bir çevre katliamına göz yummak demek. Mihalgazi İlçesi Belediye Başkanı Zeynep Güneş burada madenciliğe sahip çıkmasıyla biliniyor. “Maden işletilsin, şirket alışverişini Mihalgazi’den yapsın” küçük hesaplarıyla halk sağlığını üç beş kuruşa peşkeş çekmeye halkı ikna etmeye çalışan biri kendisi.

Güneş’in mensubu olduğu iktidar partisi AKP’nin karnesi de malum. Kurulduğu günden beri halkı kutuplaştırmanın ve nefret tohumları serpmenin adresi olan iktidar partisi, özellikle kadın bedeni üzerine söz söylemeyi; ne giydiğine ve ne yediğine karışmayı; kaç çocuk doğuracağından nafakasına kadar kadınlar adına konuşmayı günlük pratiği haline getirmiş durumda.

Mensubu olduğu iktidar aklının yılmaz savunucularından biri olan Güneş, AKP’nin kadın düşmanı politikalarının da ortağı bu haliyle. Sadece kadın düşmanı mı, değil elbette. Emeğe de düşman, gence de düşman, emekliye de düşman bu akıl. Güneş; doğayı, insanı, yaşamı sömürmekle sermayenin iktidarı olmanın gereğini yapıyor. İşte ayrıştığımız yer de burada başlıyor. Yaşadığı olaydan sonra Güneş koşa koşa Cumhurbaşkanının yanına gidiyor. Gözleri yaşlı, nasıl incindiğini anlatıyor. Cinsiyetine dayalı olarak yaşadığı ayrımcılık Güneş için bir mücadele konusu olmuyor. Zaten durduğu yer de buna müsaade etmiyor.

Kadın olmak bizi ortaklaştırıyor mu?

İktidar temsilcisi bir kadın ötekileştirilebiliyor. Ama sermaye düzeninin bekçiliğini yaparken aslında kendi cinsini ötekileştiren sistemin de bekçisi oluyor. Peki, şu soruyu soralım: Kaybedecek çok şeyleri – koskoca bir sistem mesela – olan Zeynep Güneş ve onun gibiler ile zincirlerinden başka kaybedecekleri olmayan biz işçi, emekçi kadınlar ezilmişliği de, şiddeti de aynı mı yaşıyoruz? Ortaklaştığımızı düşündüğümüz şiddet bizi mücadelede birleştiriyor mu? Şiddete, ötekileştirilmeye, sadece kadın olmaktan kaynaklı her türlü ikincilleştirmeye maruz kalmamızın bazı anlarda birbirine benziyor olması; ortak bir sözü, birlikte hareket etmeyi tek başına sağlamıyor.

Biz işçi, emekçi kadınların kesin bir çözüme ihtiyacı var. Onu sağlamanın yolu da bu Zeynep Güneş ve onun gibilerinin bekçiliğini yaptığı sistemi alaşağı etmekten geçiyor. Gerçek bir kurtuluşun yolu ancak tüm işçi ve emekçilerin ortak mücadelesiyle kendi iktidarlarını kurmalarından geçiyor.

Fotoğraf: DHA

İlgili haberler
Luxemburg’un mirası

Luxemburg, kadınların kurtuluşunu sınıf mücadelesinden koparmadı. Oy hakkından burjuva feminizmine uzanan tartışmalarıyla, sorunun üretim ilişkilerinden ayrı ele alınamayacağını ısrarla savundu.

Ekim Devrimi’nden güç alarak mücadeleye!

Gençlik Yaz kampı Kadın Çalışmaları Atölyesi kadın sorununa dair pek çok tartışma yürüttü demiştik. Kamp sonunda bir de bildirge yayımladılar. İşte Kadın Çalışmaları Atölyesi sonuç bildirgesi.

8 Mart’ın tarihi kökleri

8 Mart işçi ve emekçi kadınların 200 yıllık tarihlerinde çıktıkları ekonomik ve politik hak mücadelelerinden doğmuştur ve üzerinden kazınması mümkün olmayan “sınıf mücadelesi” damgası taşır.


Editörden