Şubat ayı… Ocakta açıklanan asgari ücret zammının yansıdığı maaşlar yattı. Bursa’da bir gıda fabrikasında, bant başında çalışan kadın işçiler için ayın ilk günleri yine aynı soruyla başladı: Bu parayla nasıl geçinilir?
Fabrikada çoğunluk kadın. Kimi çocuğunu üniversite sınavına hazırlıyor, kimi tek başına bir evi ayakta tutmaya çalışıyor. Kiminin hayali emeklilik; artık çalışmayacağı günlere tutunarak sabrediyor. Hepsinin ortak derdi ise geçim sıkıntısı.
Ürünler ayıklanırken telefonlara mesaj geliyor: "Yeni sefalet ücretiniz kartınıza yatmıştır." Hemen bordrolar açılıyor. Maaşlar konuşuluyor. Bir anda bant başında yüzler değişiyor. Öfke, şaşkınlık, yorgunluk birbirine karışıyor. Kadınlar bordrolarını birbirine gösteriyor, konuşmalar yükseliyor. İlk sözü Ayşe alıyor:
“İki çocuğumu evde bırakıp geliyorum ben bu işe. İki hafta aralıksız mesai yaptım. Bunun için mi?”
Güneşi haftalarca görmediğini söylüyor Ayşe. “İşten çıkıyordum, uyuyordum, hop tekrar işe. Elime geçen paraya bak şimdi… Bu mu? Vergiye en az girdiğimiz ay bu ay bir de.”
Bir kadın soruyor:" Kim alıyor bu vergileri yahu?”
Bir başkası cevap veriyor hiç duraksamadan: “Devlet patron el ele vermiş işçinin üç kuruşuna göz dikiyor. Yoksa bu kadar zengin nasıl zengin olacak? Bizim sayemizde işte.”
Öfke paylaşıldıkça büyüyor. Mesaili günlerin yorgunluğu hala üstlerinde. Ama elektrik, kira, kredi kartı… Borçların gerçekliği çok daha ağır. “Yine kalacağız mesaiye” diyorlar. Mecburiyetin adı bu.
Genç kadınlar daha sert, daha öfkeli konuşurken, tartışmaya emekliliği yaklaşan kadınlar da giriyor:
“Bizim başka şansımız yoktu. Yıllar önce girdik buraya, ek gelir olsun diye. Sonra çıkamadık. Evimize yakın diye kaldık. Zaten bu yaştan sonra bir iş bulmak mümkün mü?” Hak veriyor diğer kadınlar da ona. Belli bir yaştan sonra kimse almıyor kadınları işe diye konuşuyorlar.
Bir kadın metal sendikasını soruyor: “Türk Metal’i görüyorum internette, iyi sendika değil mi? İyi anlaşma imzalıyor grev kararı alıyor. İyi galiba.” Bantta bu sefer Türk Metal konuşuluyor. Kadınlar kendi deneyimlerinden cevap veriyor: “Hepsi aynı. Hepsi patronun yanında. Bu ülkede kimse hak ettiğini alamıyor. Metal işçisiyle aynı sefalete mahkumuz biz de.”
Bant akmaya devam ediyor. Eller çalışıyor, sohbet sürüyor. Yeni asgari ücret bordroda; ama kadın işçilerin hayatında değişen bir şey yok. Yoksulluk aynı, mesai aynı... Ama bu sohbetler boşuna değil.
Bant başında tutulan her bordro, paylaşılan her öfke, “Bu böyle gitmez” diyen her söz birikiyor. Kadın işçiler biliyor: Bu ücretle yaşam olmaz, bu düzende adalet olmaz. Devletin, patronun, patron yanlısı sendika yönetimlerinin el ele verdiği bu sömürü çarkı kadınların emeğiyle dönüyor. Bugün mesaiye kalmak zorunda bırakılan kadınlar, yarın bu düzeni sorgulayan kadınlar olacak. Çünkü geçim derdi sabrı değil, öfkeyi büyütüyor.
Görsel: Canva Pro yapay zeka görsel oluşturma aracı
İlgili haberler
2026 asgari ücreti açıklandı: Açlığa bile muhtaç kalacağız
Yeni yıl öncesi asgari ücret görüşmelerinin üçüncü toplantısı sonucunda hükümet yüzde 27'lik bir zamla asgari ücreti 28 bin 75 lira olarak açıkladı. Açıklanan asgari ücret açlık sınırının altında.
2026 asgari ücreti: Bu neyin adaleti?
'Birileri torununun torununa servet bırakırken, benim yoksul halkım çocuklarını orada burada çalıştırarak aile gelirine katkı sağlamaya zorlanamaz.'
Asgari ücret asgari yaşama bile yetmiyor
2026 asgari ücreti, açlık sınırının altında. Zamlı ücretler henüz işçi kadınların cebine girmemiş olsa da yoksulluk evlerinin içinde kol geziyor...
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























