Her kışın sonu bahara çıkar
Bu ay dergimizdeki yazılarda kadınların anlattıkları da tüm zorluklara karşı bir çıkış yolu bir çare bulma arayışını ortaya koyuyor.

Yaşamlarımızın her yanını saran ekonomik sıkıntılar, bir alacaklının kapımızı çalması, telefonumuzu araması korkusu, biriken faturalar üstüne yeni gelecek faturaların ne kadar olacağı tedirginliği hepimizin içini kemirip duruyor bu günlerde. İnsan güzel şeylerden konuşmak, gelecek hayalleri kurmak istiyor ama ne pandemi buna izin veriyor ne de pandeminin yine halka kesilen faturası. Hayatlarımız acı reçeteler, kemer sıkma politikaları, vergilerle kuşatılırken Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen, kasım ayı sonunda nihayete erdirilen, TBMM gündemine gelecek olacak 2021 Yılı Bütçesi yine halka değil, savaşa, sermayeye ve saraya ayrılıyor.
Ekonomik krizle birleşen pandeminin yaşamlarımızı daha da ağırlaştırdığını bütün bir yıl boyunca iktidarın ekonomi politikalarıyla da gördük aslında. Her çıkan ekonomik kalkınma paketinde patronlar korunur ve beslenirken, yükü işçi emekçilerin sırtına yüklendi. İşçinin kendi alın teri olan İşsizlik Fonu her fırsatta patronlara peşkeş çekildi. Dolar tavan yaptı, Türk lirası değer kaybetti, kriz derinleşti, Ekonomi Bakanı istifa etti, faturası “acı reçete”lerle yine halka kesildi. İşçi, emekçiler 1170 lira ile yaşamaya mahkum edilirken, vatandaşın borç ödemeyi bırak bir ayı nasıl geçireceği bile düşünülmedi. Tencerelerde taş kaynadı, evdeki şiddetin dozu arttı, iş yükü katlandı, işçiler pozitif çıkmasına rağmen çalışmaya devam etti. Kadınların, işçi, emekçilerin her türlü kazanılmış hakkına da saldırılar devam etti.
Çizdiğimiz bu tablo çok karanlık çok karamsar gelebilir, biliyoruz. Hiç mi iyi bir şey olmadı diyenlerinizi duyar gibiyiz. Oldu tabii, işçilerin üzerine hayaller kurduğu, “Çocuklarımızın geleceği” dediği kıdem tazminatının gasbedilmesine karşı verilen tepkiler, “Vazgeçmeyeceğiz” sözleri, yapılan eylemler sonuç verdi. Hükümet bir kez daha kıdem hakkını gasbetmekten geri adım attı.
 Kadınların elindeki en önemli sözleşmelerden biri olan İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırılara karşı kadınlar bütün bir yaz boyu mahalle mahalle, ev ev İstanbul Sözleşmesi’ni anlattı. Her türlü engelleme girişimine hatta pandemiye rağmen sokağa çıkan kadınlar “Sözleşme’den vazgeçmeyeceğiz, uygulatacağız” sözlerini haykırdı sokaklarda ve yine Hükümet geri adım atmak zorunda kaldı. Tehlike her ne kadar geçmiş olmasa da iktidar karşısındaki örgütlü gücü gördü.
Ve bir 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nü daha geride bıraktık. İktidarın kadınlara yönelik saldırılarını artırdığı 2015 yılından bu yana, her 25 Kasım’a daha zorlu koşullarda hazırlanıyoruz derken bu yıl, içinde bulunduğumuz koşullar daha öznel sonuçları doğurdu. Bu sonuçlar içinde her türlü zorluğa rağmen buluşmanın, 3 kişi de olsa bir araya gelmenin, dayanışmanın, nefes almak için evden çıkmanın olanaklarını yaratmaya çalıştı kadınlar. İktidarın pandemiyi toplumsal muhalefete karşı kullanmasına, her türlü bahane yapmasına rağmen kadınlar tüm olanakları zorladı, engelleri aştı, memleketin dört bir yanında sokağa çıktı, sözünü söylemekten geri durmadı, sokakları renk cümbüşüne dönüştürdü. Bunca zora, zorbalığa rağmen güzel şeyler olmadı diyemeyiz yani. Ve biliyoruz ki kış sert ve çetin geçse de her kışın sonu bahara, her karanlığın sonu mutlaka aydınlığa çıkar.
***
Bu ay dergimizdeki yazılarda kadınların anlattıkları da tüm zorluklara karşı bir çıkış yolu bir çare bulma arayışını ortaya koyuyor. Ana yazımızda yıllardır bize yüklenen acı reçeteleri hatırlatırken, bugün bize dayatılanlara karşı taleplerimizi söylemekten geri durmuyoruz.
Asgari ücretin belirleneceği aralık ayında, insanca yaşayacak bir ücretin ne kadar olması gerektiğini tartışırken, insanca çalışma koşulları ve insanca yaşam hayalimizi bir kez daha dile getiriyor kadınlar.
Büyük umutlarla taşerondan kadroya geçirilen 4/D’li işçi kadınlar, toplu sözleşme haklarının geri verilmesi talep ederken, toplu sözleşmelerde kadınların söz hakkı için mücadele çağrısı yapıyor.
Uzaktan eğitimin bir handikapa dönüştüğünü, işsizliğin, yoksulluğun, açlığın çekilmez bir hal aldığını dergiye yazdıkları mektuplarda anlatan kadınlar, çözümün birliktelikten, örgütlü mücadeleden geçtiğine işaret ediyor.
Kitap ve film yazılarımız hakları gasbedilen, patronların kârına kâr katarken kendi açlıkla terbiye edilmeye çalışılanların direniş örneklerini taşıyor sayfalarımıza.
Hayatımıza bir kabus gibi çöken 2020 yılına dair düşüncelerini dile getiren Esenyalı’dan kadınlar 2021’den de beklentilerini anlatıyor.
Halkın açlığına, yoksulluğuna, sefaletine rağmen düzenin çarkının döndürmeye çalışanlara karşı elbette söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var. Birlikteliğin kuvvet getireceğini bilirken; sermayeye karşı birliğimizden başka çaremiz olmadığını da çok iyi biliyoruz.
Gelecek sayımız yeni yılda çıkacak. Gönül istiyor ki gelen yıl, gideni aratmasın. Gönlün istediğini gerçek yapmak sadece durup dilemekle mümkün değil. 2021’in biz kadınlara ferahlık getirmesi için üstümüze düşenler var. “Bir benle olur mu?” demeyin, bir tek bizimle olur bu değişim. Bir tek biz değiştirmek istediğimizde, değiştirmek için yan yana geldiğimizde olur.
Yeni yılın sevdiklerimize sımsıkı sarılabildiğimiz, kalabalık sofralarda kaygısızca, neşeyle sohbet edebildiğimiz, şiddetin uzağında, özgürlüğe doya doya bir yıl olmasını diliyoruz.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Asgari Ücret, Azami Sefalet

Elif Turgut soruyor, Sevda Karaca 4 Aralık'ta başlayan asgari ücret görüşmelerini ve kadınlar üzerin...

Yıllardır ödüyoruz, artık ödemeyeceğiz!

10 milyon işsiz, 10 milyon asgari ücretli, ayda 700 lira ile yaşayan 2 milyon yurttaş, 33 milyon bor...

İşçi kadınlar: Bizim reçetemiz hep acıydı!

İkitelli’den işçi Zeynep ve Avcılar’dan Sevda, Cumhurbaşkanı’nın‘acı reçete’sine itiraz ediyor: ‘Kış...