Genç kadınlar için online eğitim ne demek?
Online eğitim, üniversite öğrencileri için verimsizliğe işaret ederken üniversite okuyan kadınlar için yalnızca verimsiz bir eğitim hayatına işaret etmekle kalmıyor.

Meydana gelen iki büyük deprem sonrası yaşatan iktidarın müdahalesi değil halkın dayanışması oldu. Bu dayanışmanın bir parçası olan üniversiteli kadınlar da bulundukları alanda dayanışmayı büyütmeye devam ediyor. ODTÜ’deki kadınlar ODTÜ Mezunlar Derneği’nde örgütlenen yardım kampanyasının içinde aktif olarak yer alıyor, ODTÜ Öğrencileri olarak deprem bölgelerine giden ekibin içinde yer almaktan geri durmuyor. İktidar ise tutuk kaldığı bu yıkım sonucunda müdahalede gecikmesine rağmen, üniversitelilerin ve genç kadınların yaratılan yıkım karşısında kurdukları birlikteliklere müdahale noktasında oldukça hızlı hareket etti. Bu mücadeleyi köreltmek, öğrencilerin bir araya gelmesinin de önüne geçmek adına ilk olarak hedef aldığı yer eğitim oldu. YÖK, öğrenciler tarafından eğitim hakkına bir saldırı olarak nitelendirilen online eğitim kararını açıkladı.

KADINLAR İÇİN DAHA ÇOK BASKI

Online eğitim kararıyla beraber yurtların bir kısmının kapanması ile üniversiteli kadınlara aile evine dönmekten başka bir seçenek bırakılmıyor. Pandemi döneminde de deneyimlediğimiz gibi, aile evine dönen üniversiteli kadınlar kendine ait bir alan bulmakta zorlanıyor, özgür bir yaşam sürmek için mücadele vermek zorunda kalıyor, kendi hayatı üzerindeki hakimiyetinin yerini ailesinin tahakkümü alıyor. Dışarı çıkmak için izin almak zorunda olmak, çıktığında ne yaptığının ve kimle olduğun gibi sorularla sürekli sorgulanmak, istediği saatte eve dönememek, dilediği vakitte istediği şeyi yapamamak bu tahakkümün yansımaları olarak karşımıza çıkıyor.

Toplumun kadına yüklediği roller de bu tahakkümü besliyor. Ev halkına hizmet etmek, ev içi işleri gerçekleştirmek, varsa kardeşlerine bakmak gibi işler kadına yükleniyor. Kampüsünden evine dönen üniversiteli kadınlar, ev içi işlerin yükünü sırtlanmaya mecbur bırakılıyor. Evin yemeği, kardeşlerinin bakımı, çayın ne zaman getirileceği gibi konular ondan sorulur hale geliyor. Bu koşullar altında ders çalışmaya, online ders girmeye vakit bulunamadığı zamanlar oluyor. Bırakın ders çalışmayı, bir kitap okuyup bir dizi izlemeye veya sosyal medyada gezinmeye dahi vakit olmuyor.

Kadınların çoğunun evinde yalnız kalabileceği bir özel alanı bulunmuyor. Özel bir görüşme gerçekleştirmek ya da hijyen açısından gerekli bir işlemi gerçekleştirmek için ev içinde bir mücadele gerekli hale geliyor.

Ancak online eğitim üniversiteli kadınlar için yalnızca baskı değil şiddet anlamına da geliyor. Üniversiteli kadınlar psikolojik şiddetle karşılaşabiliyor ya da aile evi içerisinde yaşamasıyla beraber ihtiyaçları için maddi olarak aileye daha da bağımlı hale gelen üniversiteli kadınlar ekonomik şiddete de maruz kalıyor.

DEPREMZEDE ÖĞRENCİLER EĞİTİM HAKKINDAN MAHRUM

Online eğitimde öğrencilerin bu ihtiyaçlarının ne denli temin edildiği denetlenmiyor. Öğrenciler maddi yetersizlikler nedeniyle ekipman sağlayamıyor, bu nedenle derslere giremediği, eğitimden geri kaldığı bir durum gözlemleniyor. Depremzede öğrencilerin birçoğunun halen daha çadırlarda ısınamadan yaşadığı, online eğitim için gerekli ihtiyaçlarının giderilemediği bir durum görülüyor. Deprem bölgesinden ayrılan üniversiteli öğrenciler için ise barınabildikleri bir alan olsa dahi ekipmanlara ulaşmakta zorlanıyorlar. Online eğitim için gerekli olan materyaller bir yana dursun deprem bölgesinde hijyen, güvenlik gibi temel ihtiyaçlar dahi devlet tarafından karşılanmıyor.

Eğitim hakkının yanı sıra hayatlarına devam edebileceği, arkadaşlarıyla bir araya geldiği sosyal bir alan olan üniversitelerden uzak kalması sosyal yaşamdan uzak kalması ve böylece hayata adapte olmasının da zorlaşması anlamına geliyor. İktidar, bu denli büyük bir yıkımın yarattığı koşulların da bir yandan sürüklediği o depresif ve çaresizlik halini online eğitim kararıyla birlikte kendi eliyle örgütlemekten geri durmuyor.

Yurtlar kadınların baskı ve şiddet gördüğü alanlar olarak karşımıza çıksa da aile içi şiddet ve baskıya karşı tercih edilebilir hale geliyor. Aile evindeki baskı ve şiddetle beraber sürekli denetim nedeniyle diken üstünde yaşamak zorunda kalan üniversiteli kadınlar giriş saatinin en geç 22:00 olduğu, şort giymenin yasak sayıldığı, kimi zaman çamaşırlarını asmamaları noktasında uyarı aldıkları KYK yurtlarına dönmeyi yeğliyorlar.

Ancak üniversiteli kadınlar baskı ve şiddet koşullarını yalnızca ev içerisinde deneyimlemiyor. Yurtlarda, bölümlerde, kampüslerde, yaşamın her alanında benzer koşullar kadınların yaşamına eşlik ediyor. Ancak bunun karşısında aynı bölümde okuyan, aynı yurtta kalan kadınlar kolaylıkla bir araya gelebiliyor, yaşadığı sorunları paylaşıyor, bu sorunlara karşı neler yapabileceğini hep beraber tartışabiliyor. Yurtlarda da baskı ve şiddet söz konusu olsa da oda arkadaşıyla bunun karşısında dayanışabileceği bir zemin yaratılabiliyor.

KADINLAR MÜCADELEDEN GERİ DURMADI, DURMUYOR

Online eğitim koşullarında kadınlar online olarak bir araya gelip mücadele etmeyi de deneyimledi. Online dönemde kadın toplulukların yaptığı etkinlikler kadınların bir araya gelmesini sağladı, evdeki koşulların karşısında kadınlara bir nefes oldu. Üniversitelerde bu karara karşı kadınların buluştuğu basın açıklamaları düzenlendi. Koşullar ne olursa olsun, kadınlar baskı ve şiddetin karşısında mücadele etmekten geri durmadı, durmuyor.

Online eğitimin kadınlar üzerinde yarattığı etkilerle mücadele etmenin yollarını bulmuş olan üniversiteli kadınlar, bu etkilerin tamamıyla ortadan kalktığı, özgür bir yaşam sürebilmenin mümkün olabildiği, sıra arkadaşlarıyla bir araya gelip böylesine bir afetin karşısında beraber mücadele edebilme imkanlarının olduğu yüz yüze eğitim talep ediyor. ODTÜ’de bölümlerinde yüz yüze eğitim için alınan toplantılarda, üniversite toplulukların başlattığı yüz yüze talebini dile getiren kampanyada, hocalarla yapılan görüşmelerde yüz yüze eğitim talebini yükseltmeye devam ediyor.

Görsel: storyset/Freepik