Filistin’de üç yıllık soykırımın ağır bilançosu: Ekmek, su ve toprak için direniş sürüyor
10 Ekim 2025 tarihinden bu yana Filistin’de yaşananların vehameti değişmedi. İsrail güçleri tarafından ateşkes süreci boyunca 5 bin 100'ün üzerinde ihlal gerçekleştirilmişti...

ABD ve İsrail’in 7 Ekim 2023 yılında Filistin’e yönelik başlattığı soykırım Ortadoğu’yu adeta ateş çemberine çevirdi. ABD emperyalizmi, İsrail’i kendi safında kullanarak Ortadoğu’yu yeniden şekillendirdi, Filistin’de, İran’da, Lübnan’da, Suriye’de halkaları kana boğdu… ABD tarafından sözde ateşkesin ilan edildiği 10 Ekim 2025 tarihinden bu yana Filistin’de yaşananların vehameti değişmedi. İsrail güçleri tarafından ateşkes süreci boyunca 5 bin 100'ün üzerinde ihlal gerçekleştirilmişti. 10 Ekim 2025'ten bu yana düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 1430'u aşmış, 2023 yılından bu yana İsrail, yaklaşık 75 bin Filistinliyi katletmiştir.                                   

Filistin’deki kıyım- yıkım bilançosu, uzun yıllar boyunca tarihte kara bir leke olarak kalacaktır. 

Ağır şiddet ve işkence tablosu 

Filistin’de 2023 yılından bu yana kadınlara yönelik şiddet, işkence ve özellikle İsrail askerleri tarafından cinsel saldırıya maruz kalma tablosu oldukça ağır. Filistin Feminist Kolektif’in hazırladığı rapora göre, 1948 Nakbası'ndan 2023-2025 dönemine kadar uzanan süreçte, cinsel şiddet, İsrail devletinin askeri stratejilerinin sistematik bir baskı aracı olarak kullanıldı. Belgeseller, tanık ifadeleri ve 50 yıldır gizli tutulan İsrail askeri arşivlerinde ortaya çıkan bu saldırılar, askerler, gardiyanlar, polisler ve istihbarat görevlileri tarafından gerçekleştirildi.

2003 yılında gizliliği kaldırılan David Ben-Gurion’un günlüğü ve askeri belgeler, tecavüz ve cinsel şiddetin 1948 Nakbası sürecinde en üst düzey liderlerin bilgisi dahilinde uygulandığını kanıtladı. 

Kasım 2023 ateşkesindeki esir takasında 39 Filistinli kadın ve 200'den fazla çocuk serbest bırakıldıktan sonra cinsel şiddet ve kötü muamele iddiaları artış gösterdi.

Filistin İnsan Hakları Merkezi (PCHR) Mayıs 2025 raporunda, Ekim 2023 ile Ekim 2024 arasında Gazze’den gözaltına alınan 100 Filistinliyle yapılan görüşmelerle işkence vakalarını belgelendi.

Temmuz 2024 tarihli OHCHR raporunda, gözaltı tutuklularının kafes benzeri tesislerde uzun süre çıplak tutulduğu ve yalnızca bez takmaya zorlandığı vurgulandı.

Mart 2025 tarihli Prism Reports/WCLAC araştırmasında, kadınların suçlama olmaksızın idari gözaltında tutulduğu, cinsel organlarına vurulduğu ve tecavüzle tehdit edildiği aktarıldı.

Mart 2026 baskınında İsrail ordusu Kalkiliya kentinde çoğu serbest bırakılmış mahkum eşi veya öldürülen kişilerin annesi olan 16 kadını tutukladı.

2001 ile 2016 yılları arasında Filistinliler tarafından işkence iddiasıyla İsrail Adalet Bakanlığına binden fazla şikayette bulunulmasına rağmen, bu davaların hiçbiri soruşturulmadı ve faillerden hiçbirinden hesap sorulmadı.

Çocuklar aç, susuz ve çatısız

Kadınların yanı sıra çocukların da vahim koşullarda hayata tutunmaya çalıştığı, on binlerce çocuğun açlık ve susuzlukla mücadele ettiği hâlâ bir gerçek. 

BM tarafından 2026 yılının ortalarında yayımlanan raporda, çatışmalarda yaşamını yitirenlerin yaklaşık yüzde 30’unu çocukların oluşturduğu vurgulanmıştır.

Rapor; gıda, temiz su ve ilaç ablukasının çocukların fiziksel gelişimini kalıcı olarak tahrip ettiğini, önlenebilir ölümlere ve derin psikolojik travmalara yol açarak Gazze’deki neredeyse tüm çocukların ruh sağlığı desteğine ihtiyaç duyduğunu ortaya koymuştur.

Gazze Şeridi’ndeki çocukların çok büyük bir çoğunluğunu oluşturan yaklaşık 800 bin çocuk, yetersiz sanitasyon ve aşırı kalabalık koşullar altında yerinden edilmiş bir şekilde yaşam mücadelesi veriyor.

2026 başlarında yayımlanan saha değerlendirmelerine göre, hanelerin yüzde 71’i acil su tankerlerine bağımlı hale gelmiş durumda. Tahrip olan altyapı ve yetersiz atık yönetimi, bebekler ve çocuklar başta olmak üzere salgın hastalık riskini tırmandırıyor. 

2026 yılının ortalarında yayımlanan kapsamlı SMART verilerine ve BM açıklamalarına göre, Gazze’de 5 yaş altı çocukların yüzde 12,2’sinde kronik yetersiz beslenme (gelişme geriliği) tespit edilmiştir.

Ayrıca 6 ila 23 aylık bebeklerin yalnızca yüzde 22,4’ü kabul edilebilir düzeyde temel beslenme standartlarına ulaşabiliyor. Öte yandan çocukların büyük bir kısmının taze sebze, meyve ve hayvansal gıdaya erişemediği belgelenmiştir.

Bir diğer dikkat çekilmesi gereken nokta ise, Gazze'deki hanelerin yüzde 90’ı üç veya daha fazla kez yerinden edilmiş; ortalama bir hane halkı 8 defadan fazla göç etmek zorunda kalmıştır. Bu durum, çocukların hayatta kalma mekanizmalarını tamamen tüketmiş vaziyette. 

Hanelerin yalnızca yüzde 4’ü hasar görmemiş evlerde kalabilirken, geri kalan çocuklu aileler çadırlarda, geçici barınaklarda veya hasarlı binalarda hayatta kalmaya çalışıyor. 

Gazze'deki her 3 gebelikten 1'i yüksek riskli 

Gazze'de hamile kadınların, anne ve üreme sağlığının karşı karşıya olduğu tabloya dair 2026 yılına ait UNFPA ve UNICEF gibi resmi kuruluş raporları rakamları, sağlık sisteminin çökmesi ve hastanelere yönelik sürekli saldırılar sonucunda, Gazze'deki her 3 gebelikten 1'inin artık yüksek riskli kategorisinde yer aldığını yansıtıyor. 

Yeni doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 70'i erken ve çok düşük kilolarla dünyaya geliyor, bu durum bebeklerin hayatta kalma şansını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. 

Bölgedeki sağlık tesislerinin yalnızca üçte birinden biraz fazlası kısmen işlevsel durumda; hamile kadınlar elektrik, ilaç ve akaryakıt yoksunluğu nedeniyle güvenli doğum yapacak yer bulamıyorlar. 

Gazze'de her gün yaklaşık 180 bebek dünyaya gelmektedir; ancak anneler bu süreçte son derece yetersiz hijyen koşulları, açlık ve yerinden edilmiş çadır kentlerde yaşam mücadelesi vermektedir.

2026 yılının ilk altı ayında yaklaşık 4 bin düşük rapor edilmiştir. Bu rakam, bir önceki altı aylık döneme kıyasla düşük ve kayıp oranlarının üç katından fazla arttığını gösteriyor.

2026'nın ilk çeyreğinde, derme çatma çadırlarda yaşam mücadelesi veren yeni anne olmuş kadınlar için acil doğum sonrası bakım kitleri ve hijyen malzemeleri ulaştırılmış; ancak sahadaki devasa ihtiyacın yanında bu yardımların çok sınırlı kaldığı vurgulanmıştır.

Soykırımcılarla ticaret sürüyor

Gazze’de böyle ağır bir tablo ortadayken devletler İsrail ile ticareti sürdürüyor. Türkiye de bu emperyalist ağların ve küresel tedarik zincirlerinin bir parçası olarak konumlanıyor. 

 Erdoğan, İsrail saldırılarının başlamasından 6 ay 26 gün sonra yaptığı açıklamada, Amerika'nın İsrail'e çalıştığını belirterek aralarındaki 9.5 milyar dolarlık ticaret hacmini sıfırladıklarını ve kapıyı kapattıklarını iddia etmişti. Ancak bu söylemin aksine, İsrail'in savaş makinesini besleyen küresel ticaret, gizli ağlar üzerinden devam etti.

Oil Change International (OCI) ve SOMO raporuna göre, gizli petrol tüccarları Vitol (2023 sonlarından beri) ve Heritage Petroleum (Kasım 2024'ten beri) İsrail'in ham petrol ithalatında başrol oynamıştır. İsrail, 2024 yılında ham petrolünün yüzde 97'sini ithal etmiştir.

İki şirket 2023'ten Haziran 2026'ya kadar İsrail'e en az 22 milyon varil ham petrol taşımıştır. Bu miktar, İsrail'in aynı dönemdeki toplam ham petrol ithalatının yüzde 11'ine (veya daha fazlasına) denk geliyor. Sevkiyatlar yaklaşık 20 ülkeden sağlanmıştır.

Vitol ve Heritage'ın sadece Türkiye/Ceyhan üzerinden taşıdığı ham petrol miktarı 15.89 milyon varil olup, bu rakam İsrail'in toplam ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 7-8'ini oluşturuyor. İncelenen sevkiyatların yüzde 40'ında charterer bilgisinin yer almaması, Türkiye kaynaklı gerçek toplamın muhtemelen daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Filistin filizlenmeye devam edecek…

Soykırım ateşkese rağmen devam ederken, Gazze Şeridi’nin yeniden imara açılması, özetle Filistinlilerin topraklarına el konulmasına yönelik Trump’ın öncülüğünde “Barış Kurulu” kuruldu. Bu kurulda Filistinliler değil, dünyaca ünlü milyarderler yer alıyor. Kurul tarafından duyurulan 2,45 milyar dolarlık 6 aylık acil “yeniden inşa” ve “yönetim” planı, emperyalizmin Filistin toprakları için gördüğü rüyalardan biri. 

Yani Trump’ın planına göre, Gazzeliler sermayedarların ucuz emek gücü olarak, kendi topraklarında sermayedarların işçisi olacak. 

Yıllardır Filistin’de dökülen kanların üzerine mülklerini inşa etmeye çalışan emperyalist-siyonist rejimler, planlarını belirli aşamaya kadar sürdürmeyi başarsalar bile, Filistin’de direniş ve mücadelenin tarihi ve hafızası unutulmayacak kadar büyük bir miras ve elbet filizlenmeye devam edecek. 

İlgili haberler
Dosya: Faşizm, yayılan karanlık ve kadınlar

Bu dosyada faşizmin kadınları nasıl konumlandırdığını, onları rejimin yeniden üretiminin parçası haline getirmek için hangi araçları kullandığını tartışıyoruz.

Güvenlik ve güvencesizlik kimin için?

‘Giderek büyüyen ve büyüyecek olan yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı örgütlenmek, kamusal kreş ve bakım hizmetleri için mücadele etmek zorundayız.’

‘Ailem Güvende’: Güvencesizliğin ortasında koca bir yalan

İşçi bir kadın boşanmak için iki yıldır uğraşıyor, kanser tedavisi gören bir annenin kızı yoksulluk nedeniyle MESEM’e gitmek istiyor. İşte iktidarın ‘güvende’ dediği ailelerin gerçek tablosu.


Editörden