"Bütün ülkelerin proleterleri birleşin!"
İnsanlığın toplam toplumsal deneyimiyle gelişiminin ürettiği en güçlü, en aydınlık ve hâlâ en güncel çağrıdır. Avrupa’da yaşanan 1848 devrimlerinin öngününde Karl Marx ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı, Komünistler Birliği’nin kuruluşunu ve ilkelerini ilan eden “Komünist Parti Manifestosu” bu çağrıyla biter. Ve bu çağrı, enternasyonalizmi vazgeçilmez bir ilke olarak bilimsel sosyalizmin envanterine yerleştirir.
Dünya çapına yayılan kapitalist sistem altında ekonomik ve politik haklar talep eden işçi hareketlerinin ve onun siyasal izdüşümü örgütlenmelerin, bilimsel bir sosyalist teorinin gelişimiyle, uluslararası iletişim, dayanışma, koordinasyon ve birlik perspektifini edinmeleri çok sürmedi. Din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı olmaksızın insanca çalışmanın ve yaşamanın mümkün olduğu, insanın insan tarafından sömürülmediği bir dünya ülküsü etrafında uluslararası çapta ilk örgütlenmeyi Uluslararası İşçi Birliği (I. Enternasyonal, 1864) oluşturdu.
Uluslararası sosyalist kadın hareketi
Önceki tarih boyunca da hiçbir toplumsal mücadelenin dışında kalmayan, 19. yüzyıl ortalarından itibaren sanayileşmenin geliştiği her yerde, kapitalist sömürü düzenine karşı ve örgütlenme hakları için çetin mücadeleler veren emekçi kadınlar, sınıf mücadelesinin ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Bu bağlamda I. Enternasyonal, kadınları üyeliğe kabul eden, annelik, kadın emeği ve sağlığı ile ilgili kararlar alan ilk sınıf örgütlerinden birini oluşturdu. 1871 Paris Komünü deneyimi, proleter enternasyonalizmin gelişiminde olduğu kadar kadınların politik ve örgütsel eşit hak talepleri, kadın sorunun formülasyonu açısından büyük önem taşıdı. Bunun en somut yansıması, Clara Zetkin’in 1889’da II. Enternasyonal’in kuruluş kongresinde “Kadının Kurtuluşu İçin” başlıklı konuşması oldu.
Sosyalist kadın hareketinin ideolojik ve örgütsel birliğini sağlayan, ona uluslararası bir nitelik kazandıran 1907’de Stuttgart’ta düzenlenen Birinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı oldu. Konferansta sosyalist kadınların ortak çalışmalarını pekiştirmek amacıyla bir Uluslararası Kadın Sekretaryası oluşturularak başına Clara Zetkin seçildi ve 1891’den beri onun yönetiminde çıkan “Gleichheit” (Eşitlik) dergisi uluslararası yayın organı ilan edildi.
1910’da Kopenhag’da düzenlenen İkinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin’in önerisiyle, her yıl dünyanın bütün ülkelerinde, başta kadın hakları için ve savaşa karşı bir mücadele günü olarak uluslararası bir kadınlar gününün kutlanmasını öngören, 8 Mart’ı yaratan tarihi karar alındı.
Sosyalist kadınlar Dünya Kadınlar Günü’nü başından itibaren militarizme karşı mücadele ve dünya barışının korunmasıyla ilişkilendirdi. Konferansın düzenlendiği sırada, çeşitli ülkelerin yoğun olarak silahlanması nedeniyle savaş ciddi bir tehlike olarak gündemdeydi. Bu sebeple sosyalist kadınlar “barışın korunması” ile ilgili bir karar da aldı. Kararda kadınlar, savaşların nedeni olarak kapitalist üretim tarzının yarattığı toplumsal çelişkilere işaret ettiler ve tüm ülkelerin sosyalist kadınların militarizm ve savaşa karşı mücadeledeki özel görevlerini hatırlattılar: Gençleri ve çocukları sosyalizm ruhuyla eğitmek “ve proleter kadın kitleleri içinde kesintisiz bir ajitasyon yürüterek işçi sınıfının günümüz toplumunun ekonomik hayatında oynadığı rol sayesinde kullanabileceği ve kullanmak zorunda olduğu gücüne dair bilinci artırmak.”
İlk uluslararası kadınlar günü
9 Mart 1911’de ABD, Almanya, İsviçre, Danimarka ve Avusturya’daki milyonlarca kadın büyüklü küçüklü yüzlerce şehirde düzenlenen toplantı ve gösterilerde “Kadınlara Oy Hakkı” sloganıyla tüm kadınlar için sosyal ve politik eşitlik talep edildi. Uluslararası sosyalist kadın hareketinin yayın organı Gleichheit’ın 27 Mart tarihli sayısında yer alan haberler, ilk kadınlar gününde işçi ve emekçi kadınların eşit politik hakları için büyük bir kararlılık ve kitlesellikle alana çıktıklarına tanıklık ediyor: Ülkelerin dört bir yanında metal, kâğıt, tekstil ve daha birçok işkolundan kadın işçiler, hizmetçiler, büro çalışanları, tek tek fabrikalardan pankart ve bayraklarını taşıyan kadınlar, bölük bölük yürüyerek toplanma alanlarına ve salonlarına akın etti. Toplantı salonlarından dağılırken mahallelerine kadar yürüyüşler yaptılar. Kimi kentte toplanma alanlarından belediye binalarının önüne gelip “Kadınlara Oy Hakkı” sloganları attılar.
Birinci Dünya Savaşı patlak verene dek 8 Mart’lar büyüyen katılımlarla özellikle barış talebi etrafında örgütlenen mücadele günleri olarak kutlandı. Ancak başta Almanya olmak üzere Avrupa sosyal demokrat partilerinin proletarya enternasyonalizmine ihanetleri, şovenizm batağına saplanarak işçi sınıfının mücadele hedefinden çark etmeleri, bu partiler içerisinde kaçınılmaz ayrışmalara ve bölünmelere yol açtı. Bu durumun uluslararası düzeydeki ifadesi İkinci Enternasyonal’in çöküşü oldu.
Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru son derece kötüleşen yaşam ve çalışma koşulları, birçok ülkede toplumsal huzursuzluğa yol açtı. Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi ve Kasım 1918’de Almanya’daki devrimci kalkışmalar bu ülkelerdeki monarşilerin yıkılmasıyla sonuçlandı. Sovyet Rusya’da kurulan proletarya diktatörlüğü hükümeti, kadınlara hayatın her alanında koşulsuz şartsız eşitlik sağlayan yasaları hızla çıkardı.
1919 Mart’ında “Bütün ülkelerin proleterleri ve ezilen halkları birleşin!” şiarıyla Moskova’da kurulan Komünist Enternasyonal, uluslararası komünist kadın hareketinin de çıkış noktasını oluşturdu. Komünist kadın hareketinin örgüt, taktik ve ilkelerini temellendiren 1921’de Moskova’da toplanan İkinci Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı, Uluslararası Kadınlar Günü’nün dünyanın tüm ülkelerinde 8 Mart’ta kutlanmasını kararlaştırdı.
Emperyalist kapitalizmin ceberut ve saldırgan yüzünü maskelemeye bile tenezzül etmediği günümüzde, uluslararası örgütlenmenin zayıflığına rağmen işçi ve emekçi kadın yığınları dünyanın dört bir yanında ağır sömürü altında eşitsiz koşullarda mücadele etmeye devam ediyor. Ezilen, sömürülen, topraklarından edilen kadınlar şiddetsiz, sömürüsüz, savaşın olmadığı bir hayat, insanca yaşamak ve çalışmak özlemiyle hak mücadelelerine daha çok atılıyor, dünya çapında emekçi kadınların taleplerini ortaklaştırıp yükseltmenin yol ve yöntemlerini arayıp çoğaltıyor. Bunun en güçlü göstergelerinden biridir Dünya Emekçi Kadınlar günümüz!
Yaşasın 8 Mart!
Fotoğraf: 1921- Komintern Kongresi-sağdaki Zetkin'in yanında Alexandra Kollontai var-Public Domain-Wikimedia Commons
İlgili haberler
Grönland’dan mutfağa: Emperyalizm emekçi kadınların hayatını nasıl kuruyor?
‘Zaten hayat zor, dünyayla mı uğraşacağız?’ demeyin. Dünyayı pazar olarak gören emperyalist sistem, Eskişehir’de maden ararken doğayı, fabrikada ise işçiyi sömürüyor. Digel Tekstil’de su içmesi engell
Emperyalizm cehennemi
‘Kadınların bu kadar araçsallaştırılması, metalaştırılması ve nesneleştirilmesi emperyalist yağma ve sömürünün tamamlayıcı pratiğidir. Sermaye; kadınları bedenen ve ruhen aşağılamadan hiçbir savaşa gi
Dosya| Emperyalist kuşatmaya karşı enternasyonal bakış
Dünyada emperyalizme karşı mücadele hattını örmek kadınların yıllardır deneyimlediği ve nesilden nesile miras bıraktığı bir gereklilik olarak önümüzde duruyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN























