Dağ fare doğurdu...
Devlet her türlü demokratik zemini, grevleri, direnişleri yasaklıyor, gazeteleri, kitapları sansürlüyor ama barıştan bahsediyor…

Yaklaşık iki yıl önce başlayan; adına önce çözüm süreci dedikleri, sonra milli birlik, kardeşlik ve dayanışma dedikleri, Kürt hareketi ile saray iktidarının karşılıklı müzakereleriyle devam eden bir süreç yaşamaktayız. Daha düne kadar barış kelimesinden bile nem kapan, bütün Kürt illerindeki belediyelere kayyum atayan, seçilmişleri hapse gönderen, her türlü demokratik hareketi baskılayan iktidara ne oldu da Kürtlerle masaya oturdu. Bunu yalnızca "kardeşlik, milli birlik, dayanışma" sözcükleriyle açıklamak eksik olur.
Ortadoğu'daki dengelerin değişmesi, İran-ABD-İsrail savaşı, ABD'nin Ortadoğu'daki petrol savaşları ve en çok da gittikçe çöken ekonomik nedenler müzakerelerin sürecini etkiledi.  Ben de bu çözüm sürecini en başta destekliyordum. Çünkü yıllardır süren bir savaşın bitmesini kim istemez. Bu coğrafyada bu savaş binlerce annenin ahını aldı, analar evlatlarını toprağa verdi. Ve ben de bir tutuklu yakınıyım. Eşim yıllardır cezaevinde. Ve hâlâ düşünceleri yüzünden cezaevinde yatan yüzlerce aydın, gazeteci, siyasi tutsak var. Ve milli birlik ve dayanışma süreci bu insanları kapsamıyor. Bu nasıl bir adalet, bu nasıl bir barış?
Türkiye'de 6 milyon genç işsiz var, atanamayan binlerce öğretmen var, tezgâhtarlık, garsonluk yapıyorlar. Madenciler aylardır hak ettikleri ücreti almak için mücadele ediyorlar. MESEM adı altında çocuk işçi sömürüsü derinleşiyor, kadın cinayetleri artarak devam ediyor ve 1,5 yıldır bizim seçtiğimiz belediyelere yapılan haksız ve hukuksuz uygulamalar sürüyor. Yani neresinden baksak elimizde kalacak bir adalet sistemi yok. Şimdi kiminle barış olacak? Devlet her türlü demokratik zemini, grevleri, direnişleri yasaklıyor, gazeteleri, kitapları sansürlüyor ama barıştan bahsediyor… Devlet emekçilerle, kadınlarla, gençlerle, doğasıyla, suyuyla, toprağıyla barışsın. Gerisi çorap söküğü gibi gelir.

Fotoğraf: Evrensel


İlgili haberler
Barış ve demokratik çözüm için kadınlar müdahil olmalı

Birbirimizin hayatına değen ortaklıkları büyütmek; barış, eşitlik ve demokrasi talebini yalnızca beklenen bir sonuca değil, birlikte kurulan bir mücadeleye dönüştürmek için gerekli.

Açılım, kayyım, direniş: Çeyrek asırlık iktidarın Kürt kadınlarıyla imtihanı

AKP’nin çeyrek asırlık iktidarı boyunca ‘demokratikleşme’ söylemlerinden aşırı güvenlikçi politikalara uzanan zikzaklı çizgisi, Kürt kadınlarının yaşamında derin izler bıraktı.

Kadınlara sorduk: Barış sizin için ne anlama geliyor?

1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle kadınlara sorduk: “Barış sizin için ne anlama geliyor? Barışı sağlamak için ne gerekli?”


Editörden