Kadın işçilerin öğrettikleri
Mücadeleden geri durmamıza neden olan şeyleri ortadan kaldırmak için kendimizden ve yanımızdakinden başlayarak halkayı güçlendirmeyi öğrenerek ayrıldık buluşmadan.

Bir araya gelmekten öğrendiğimiz şeyler var. Evde, sokakta öğrendiklerimiz, fabrikalarda, atölyelerde öğrendiklerimiz... Dövüşmekten, düşmekten, kalkıp bir daha dövüşmekten, yenilmekten ve kazanmaktan öğrendiklerimiz… Hayatı zorlaştıran şeyler herkes için biricik ama herkes için de aynı. 
Kadın işçilerle bir araya geldiğimizde tam da böyle bir yerden şahit oluyoruz hayatlarına. Kimi ailesinden izin alamadığı için direniş alanına gelemeyen, alandan gelen her görüntüde içi eriyen kadınlar; kimi gündüz çadıra gelip akşam bulaşıkçılık yapanlar, çalışmasına karışmasınlar diye evde her şeyi tek başına halledip şafakla fabrika yolunu tutanlar; yıllarca şiddet gördüğü eşinden boşandıktan sonra bile ölüm korkusuyla sokağa çıkamayanlar; her yerde itaat etmesi beklenen kadınlar. 
Çok şey öğreniyoruz kadın işçilerden. Urfalı bir kadın işçiden ailesinin baskısına rağmen, üç gün gözaltında kaldığı için “Bizi rezil ettin” sözlerini göze alarak yine de Özak Tekstil’de maruz kaldığı insanlık dışı muameleye direnmeyi öğrendik. Jandarmanın copuna, biber gazına; yargının gözaltı, tutuklama tehdidine, davalarına; valiliğin yasak kararına, müftünün camiyi kapatmasına rağmen nasıl vazgeçilmeyeceğini; ilk gün arkalarda dururken zamanla sendikasının safında nasıl ön sıralarda direnişi sırtlandığını kadınlardan öğrendik. 

Cinsiyet rollerini cambaz gibi kullanan sermayeye karşı kadınlar

Malatya’daki bir kadın işçiden öğrendik sermayenin işçileri bölmek, güvensizlik yaratmak için cinsiyet rollerini nasıl bir cambaz gibi kullandığını. Fabrikada adı çıkmasın diye gülümsemeyen, tuvalet molasına giderken erkek amirden kart alıp turnike basmak zorunda kalan, çocuğunun saçının uzadığını aylar sonra fark eden, bebeğini emziremeyen, işe girişte “Gebelik düşünüyor musun” sorusuna maruz kalan, ürettiği ürünü alamayan; depremin acılarıyla baş etmek zorunda kalırken diğer yanda depremden iki hafta sonra patron çağırdığında işinden olmamak için çalışmaya dönen kadınlardan öğrendik tırnak etimiz kanaya kanaya tutunmayı.
Hayatında tek bir muhalif eylem yapmamış Tokatlı kadınlardan dokuz ay fabrika önünde, direniş çadırını beklemeyi öğrendik. Evde pişen aşı direniş çadırında paylaşmayı, kapı kapı dolaşarak derdini anlatmayı, Türkiye’nin her yerinde dayanışmayı büyütmeyi; “ahlakın” sadece kadınlara işlediğini, devletin suretinin Tokat’ta ve Urfa’da farklı olduğunu, grev kırıcılığının farklı yüzlerini, direnişin dünyayı algılama biçimini nasıl değiştirdiğini ve sınıfının farkında olmanın da nasıl inşa edilmesi gerektiğini öğrendik.
Kadının nasıl kadına düşman edildiğini, erkeklerin suçlarından bile kadınların anne, eş olarak sorumlu tutulduğunu öğrendik bir de. 

Kadınlar birbirlerinden güç almayı öğreniyor

Doğru bir sendikayla karşılaştıklarında kadınların güvende hissederek mücadeleye dahil olduğunu gördük. Bütün bu öğrendiklerimizin biriktirdikleriyle yaptık BİRTEK-SEN’in kadın işçi buluşmasını. Ayrı yerlerde sadece bizim başımıza geliyor sandıklarımızın herkesin başına geldiğini ve değiştirmenin yolunun dalga dalga yayılıp, ilmek ilmek örülecek bir mücadele hattı oluşturmaktan geçtiğini anlamak ve anlatmak için buluştuk.
Yaşadıklarımızın adını koymak, sorunun kaynağını ve sınıf savaşını görmek, fabrikanın içinde ve dışında yaşadıklarımızın birbiriyle bağlantısını anlamak, nasıl bir örgüt sorusuna cevap aramak, mücadeleden geri durmamıza neden olan şeyleri ortadan kaldırmak için kendimizden ve yanımızdakinden başlayarak halkayı güçlendirmeyi, zorlandığımızda birbirimizden güç almayı öğrenerek ayrıldık buluşmadan. 
Kolay olmadığını da bilerek uğruna dövüşmeyi hak eden bir hedefi inşa etmeye çalışıyor BİRTEK-SEN. Bunu yaparken de kadın işçilerin mücadelesini kalbine yerleştiriyor. Kadınların daha fazla örgütlenme alanı bulması, sözünü söyleyebilmesi, dayanışmayı hissetmesi önemli. Yeniden buluşacağımız, daha güçlü bir araya geleceğimiz günler elbet olacak. Bu günleri inşa edeceğimiz, hayatının her anı direniş olan kadın işçilere selam olsun. 

Fotoğraf: Ekmek ve Gül



Editörden