Örgütlendiğimiz kadar varız
Örgütlenen kadın gazeteciler, toplu iş sözleşmelerinde eşitlik ve hak mücadelesini büyütüyor.

Kadın gazetecilerin sektördeki oranı bir hayli yüksek. Haliyle sendikalılaşma oranları da sektöre oranla azımsanmayacak durumda. Türkiye Gazeteciler Sendikası(TGS)’nın üyelerinin yaklaşık yüzde 50’si kadın. Bu oran dolayısıyla imzalanan toplu iş sözleşmelerine de farkındalıkla yansıyor. 

Türkiye Gazeteciler Sendikası 1952 yılından bu yana işçi sınıfının sektör olarak da gazetecilerin örgütlendiği bir kurum. Yıllar içerisinde yapılan sözleşmeler de hem günün koşulları hem üyelerin talepleri ile değişkenlik gösteriyor. Sendika içerisindeki değişime hem yönetimsel açıdan hem de örgütlenmeleri açısından bakalım.

2012 yılına kadar TGS’de Anadolu Ajansı toplu iş sözleşmeleri ağırlık basıyor. Anadolu Ajansı ile yapılan 24.dönem toplu iş sözleşmesinde sadece 2 defa “kadın” kelimesi geçiyor. Onlar da kadın işçilerin evlenme durumlarında işten ayrılmaları halinde alacakları kıdem tazminatı ve hamilelik hali ile süt izni maddelerinde. Bunu bir taraftan eleştirmek için belirtmek istedim. Ancak dönemin koşullarını, sektörü ve kadınların bilinç durumunu da göz ardı etmemekte fayda var. 


Fotoğraf: 12.04.1997 Anadolu Ajansı 17. dönem toplu iş sözleşmesi masası

En son imzaladığımız Medyascope’taki toplu iş sözleşmemizde ise “kadın” kelimesi 10 defa yer alıyor. Bu bile aslında kadın gazetecilerin, işçilerin farkındalığının bir göstergesi.


Fotoğraf: 12.01.2026 Medyascope 2. dönem toplu iş sözleşmesi masası

TGS toplu iş sözleşmesi metinlerini hazırlarken üyelerine soruyor. “Ne istiyorsunuz, talepleriniz neler, ihtiyaçlarınız ne, işverenden sizin için ne isteyelim?” diye. Bu sözleşme maddeleri de işçilerin, gazetecilerin, üyelerin talepleri doğrultusunda hazırlanıyor. Hâl böyle olunca, sadece geçmiş dönemde toplu iş sözleşmelerini imzalayan TGS yöneticilerini eleştirmek haksızlık olur. Şunu unutmamalıyız, sendika yöneticileri yönlendirebilir miydi? Kocaman bir evet derim. Ama o dönemki yöneticilerde de bu farkındalık var mıydı, soru işareti. Çalışanların, işçilerin talep etmekten çekindiği, kimi zaman kadınların ihtiyaç olarak bile görme farkındalığının olmadığı durumlar olabiliyor. Mesela regl izni gibi. Yıllardır sendikalarda devam eden bir mücadele, büyük oranda TGS’nin imzaladığı sözleşmelerde yer alsa da diğer sektörleri düşündüğümüzde özellikle kadın işçilerin ağırlıklı çalıştığı gıda gibi, tekstil gibi sektörlerde hâlâ tabu. 

Aralık ayında katıldığım bir toplantıda diğer sendikaların kadın temsilcileriyle konuştuğumuzda, herkesin merak konusu regl izninin uygulanabilirliği oldu. Gıda sektöründen kadın temsilciler, işverene asla kabul ettiremediklerini, işverenin argümanlarını çürütemediklerini, üretim aksayacağı için bırak işvereni erkek işçilerin bile itiraz ettiği bir durumda kaldıklarını belirtti. Bu konuda haklılar, uygulanabilirlik açısından gazetecilerin sektör bazındaki şanslarını atlayamayız.

Konumuza dönecek olursak, bazılarınız içinden şunu geçirebilir. Ama o dönemde de alınan maaşlar, ikramiyeler, yan haklar zaten başka bir şeye ihtiyaç duyulmasının önüne geçiyordu. Evet, yine tekrarlıyorum her sözleşme kendi dönemi, çalışanları, işvereni ile özel ve farklı. Ancak varlığının kabul edilmediği, yok sayıldığın, görmezden gelindiğin bir sendika ne kadar kapsayıcı olur?

Şu anda TGS’nin kadın üye profiline baktığımızda kadın olmaktan kaynaklı yaşadıkları ayrımcılığın, dışlanmanın ve cam tavanın farkında olan bir profil görüyoruz. Bunu toplu iş sözleşmelerinde talep ettikleri haklara bakarak da anlamak mümkün. 

Medyascope’un toplu iş sözleşmesinde yer alan maddeler en iyi örneği. 

ÇALIŞMA KOŞULLARININ DÜZENLENMESİ
MADDE 12- POZİTİF AYRIMCILIK ÖNLEMLERİ
İşveren, genç, yaşlı, kadın, göçmen, LGBTİ+ ve engelli işçilerin ayrımcılığa uğramaması için gerekli pozitif ayrımcı tedbirleri alır. Engelli işçilerin rahat, sağlıklı ve güvenli çalışabilmeleri için, yasal mevzuat çerçevesinde gerekli düzenlemeler yapılır.

MADDE 13-TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASI
İşveren işyerinde Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi (ILO 190) ve 206 sayılı Tavsiye Kararı başta olmak üzere uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaşama geçirilmesi için gerekli önlemleri alır. Buna yönelik olarak sendika ile birlikte işyerinde ve medyada toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığın önlenmesine ilişkin ortak çalışmalar yapar.

Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO)’nün 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi ve 206 Sayılı Tavsiye Kararı kadın işçiler açısından işvereni sorumluluk sahibi yapan bir madde.

8 Mart’ta kadın çalışanların izinli olması, regl izni, kreş desteği, kadın olmaktan kaynaklı ayrımcılığa karşı önlem alınması vb. maddeleri bugün kazanım olarak alabiliriz.

Yeterli mi? Asla değil! Hep daha fazlasını hedeflemeliyiz. Daha fazlasından kastım tam olarak eşitlik aslında. Kadın olmaktan kaynaklı ayrımcılık yaşamadığımız, emeğimizin karşılığı hakkıyla alabildiğimiz, cam tavanların olmadığı bir işyeri istiyoruz. 

Kadın işçilerin mücadelesi her geçen gün büyüyor. Sektörel olarak da mücadelenin boyutları değişebilir ama mücadelenin temeli hep aynı. Bu nedenle sektör fark etmeksizin, örgütlendiğimiz yerde varlığımız devam ediyor. Örgütlenemiyorsak yok sayılıyoruz. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle var olduğumuz her yerde tüm kadınlar örgütlenmeye. Çünkü BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ!

Görsel:Canva Pro Yapay Zeka

İlgili haberler
Kadın gazeteci: Ofise metrobüsle gidip gelmek zorunda olduğum için mikrop muamelesi görüyorum!

Salgın sürecinde evden çalışamayan bir gazeteci anlatıyor: “Sosyal mesafeyi koru, zaten metrobüse biniyorsun diyen ve sana mikropmuşsun gibi davranan adam gazetenin aracıyla gidip geliyor.”

Kadın gazeteciler için TGS’de ne değişti, TGS’yle ne değişti?

Sendika içerisinde cinsiyet eşitliği demek medya sektörü içerisinde kadın ve LGBTİ+ bireylerin daha görünür olması ve istihdamın artması demek.

Kadın gazeteci ve yazarlar: Sansür yasası bizi susturamaz

Gazeteciler Evrim Kepenek ve Nişmiye Güler ile yazar Süreyya Köle ‘Sansür yasası’nı Ekmek ve Gül’e değerlendirdi: ‘Kadınlar susmayacak’


Editörden