ODTÜ’lü kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde gece yürüyüşü düzenledi.
ODTÜ’lü kadınlar yaptıkları açıklamada, “Tüm dünyada savaş çığırtkanlığı büyüyor. Bu çığırtkanlık en çok kadınların yaşamını hedef alıyor. Bugün İran’da, Lübnan’da, Filistin’de ve Suriye’de süren savaşların en can yakıcı etkisi kadınların üzerinde oluyor. Kadınlar hayatta kalsalar dahi taciz ve şiddete maruz kalıyorlar” diyerek emperyalist paylaşım savaşlarının kadınların yaşamı üzerindeki etkilerine değindi.

İktidar, cezasızlık politikalarıyla kadınların hayatını çalıyor
Açıklamada, iktidarın cezasızlık politikalarının ve ihmallerinin hedefi olan Fatma Nur Çelik ile intihar eden trans kadın Zeynep de anıldı. Metinde, politikaların yanlışlığını teşhir etmek için şu ifadelere yer verildi:
“Kadınlara ve LGBTİ+’lara etkin bir şekilde koruma sağlamayan iktidar, kendi kabahatini yine başka bir kabahatle kapatmaya çalışıyor. Korumadığı kadınların faillerini cezasızlıkla adeta ödüllendiriyor. Cezasızlık politikalarıyla kadınların yaşamını çalan iktidar, ölen her kız kardeşimizden sorumludur. Kadın cinayetleri göz yumulan bir olgu olmaktan çıkmış, artık iktidarın politikalarıyla resmen teşvik edilmektedir.”
Kadınlar, iktidarın politikalarına karşı mücadeleyi bırakmadıklarını şu sözlerle ifade etti:
“Bugün yaşananlar artık sistemin kokuşmuşluğunun göstergesi. Ancak biliyoruz ki içinden geçtiğimiz bu dönem, bir avuç egemen azınlığın gelecek için çizdiği ufuktur. Bu ufuk şu an kadınlar için karanlık bir gelecek gibi görünüyor. Ama şunu da biliyoruz: Bu ufku aydınlık bir geleceğe dönüştürmek bizim elimizde. Ve biz bu konuda kararlıyız.”

Kadınlar sefalet koşullarına mahkûm ediliyor
İktidarın politikalarını üniversitelerde uygulayan rektörlere seslenen kadınlar, şunları söyledi:
“Biz genç kadınlar, iktidarın kadın düşmanı politikalarının yansımalarını her gün kampüslerimizde, yurtlarımızda ve amfilerimizde yaşıyoruz. Atanmış rektörler eliyle kampüslerimizin nasıl iktidarın arka bahçesine çevrilmeye çalışıldığını görüyoruz. Güvenli kampüs talebimize neden kulak tıkandığını, kadın öğrencilerin neden sefalet koşullarına mahkûm edildiğini, yurtlardaki denetim kıskacının neden bizleri nefessiz bıraktığını biliyoruz.”
Kadınlara ayrılan bütçenin kamu tasarrufu kapsamında kısıtlanmasına da değinilen açıklamada, “O paket kadınların sağlığından ve güvenliğinden tasarruf etmek demektir. Kadın başına günlük 58 kuruş ayıran bir iktidarın kampüslerimizdeki eli olan atanmış rektörler de aynı politikaları uygulamaya çalışıyor” ifadeleri kullanıldı.

'Etkin CİTÖB talebimiz kazanıma dönüştü'
Kadınlar, ODTÜ’de yürütülen mücadelenin kazanımlarını şu sözlerle anlattı:
“Yıllardır haykırdığımız, 3500 imza topladığımız etkin CİTÖB talebimiz bir kazanıma dönüştü. Artık fakültelerde ve topluluklarda eğitimler düzenleniyor. Bizi denetim altında tutmaya çalışan Yurtlar Müdürlüğü bile 350 personeline zorunlu eğitim vermek zorunda kalıyor. Işıklandırma çalışmaları bizim sayemizde sürüyor. Bunlar bizim kazanımlarımız.”
Nitelikli cinsel saldırıdan yargılanan fail hâlâ yurtta
Açıklamada, Refika Aksoy Yurdu’nda kalan ve nitelikli cinsel saldırı suçundan yargılanan Yunus Emre Öztürk hakkında herhangi bir yaptırım uygulanmamasına da dikkat çekildi.
“Yurtlarda biz ODTÜ’lü kadınlar turnikelerle, danışmalarla ve savunmalarla denetim altına alınıyoruz. Nereden, kiminle, ne zaman geldiğimizin hesabı soruluyor. Ancak bu baskıları erkek yurtlarında görmüyoruz. Bize ‘güvenliğiniz için’ dedikleri yalanlara karnımız tok. Eğer derdiniz güvenlikse; nitelikli cinsel saldırı sanığı Yunus Emre Öztürk neden hâlâ elini kolunu sallayarak kampüste geziyor? Neden hâlâ kadınların kaldığı yurtta barınıyor?”

'Kampüste güvende hissetmiyoruz'
Kampüslerinde güvende hissetmediklerini ifade eden kadınlar, şunları söyledi:
“Ancak hâlâ güvende değiliz. Tacizciler yurt odalarımıza kadar giriyor, amfilerde bile tacizle burun buruna kalıyoruz. Hocalar cinsiyetçi dil kullanıyor, tacizci akademisyenler derslere girmeye devam ediyor. Ama biz ODTÜ’lü kadınlar buradayız. Daha bu sabah Biyolojik Bilimler Bölümü’nden kadınlar, şiddet faili hocalarına karşı seslerini yükselterek basın açıklaması düzenledi. Akademideki tacizci ve cinsiyetçi hocalar derhal kampüslerden uzaklaştırılmalıdır.”
Açıklama, taleplerin dile getirilmesiyle sona erdi:
“CİTÖB eğitimlerinin zorunlu kılınması için, ring seferlerinin artırılması için, ışıklandırmanın tamamlanması için ve baskıların son bulması için; bir gün değil, her gün 8 Mart! Yoksulluğa karşı insanca yaşamı, şiddete karşı eşitliği ve savaşlara karşı barışı mücadelemizle kazanacağız.”
Fotoğraflar: Evrensel
İlgili haberler
ODTÜ'de öğrenciler CİTÖB kampanyası başlattı
ODTÜ'de öğrenciler ODTÜ'lü kadınların öncülüğünde Cinsel Tacizi Önleme Biriminin etkinleştirilmesi için imza kampanyası başlattı.
ODTÜ öğrencileri kadın cinayetlerine karşı yürüdü
ODTÜ'de öğrenciler kadın cinayetlerine karşı üniversitede yürüyüş düzenledi. Öğrenciler 100. yıl semtine doğru yürüyüşlerini sürdürdü.
ODTÜ’de Cinsel Tacizi Önleme Birimi deneyimi: Etkin bir birim mücadelemizle mümkün!
ODTÜ’de aktif ve düzgün çalışan Cinsel Tacizi Önleme Birimleri, üniversitelerdeki kadınların ve LGBTİ’lerin en acil talepleri arasında yer alıyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























