Batıkentli bir kadının gözünden: ‘Kadınlar isterse dünyayı güzelleştirir’
Batıkent’te Batı Sitesi Mahalle Meclisinin düzenlediği etkinlikler, geziler ve şenliklerle birçok kadının bir araya gelmesine katkıda bulunan Gülcan 8 Mart'tan taleplerini anlatıyor...

Batıkent’te Batı Sitesi Mahalle Meclisinin düzenlediği etkinlikler, geziler ve şenliklerle birçok kadının bir araya gelmesine katkıda bulunan Gülcan ile bir röportaj gerçekleştirdik. Gülcan, bu 8 Mart’a ilişkin en temel talebinin; insanların birbirine daha saygılı olduğu, birbirini anladığı ve maddi açıdan refahın arttığı koşullarda yaşamak olduğunu ifade ediyor.

Gülcan, birçok etkinlikte aktif rol alırken edindiği deneyimleri konuştuğumuzda, iktidarın yarattığı kutuplaşmanın etkilerini de görebiliyoruz. Kimi zaman ön yargılar nedeniyle insanlara yaklaşmaktan çekinebildiğini belirten Gülcan, daha rahat bir araya gelebilmemiz için herkes farklı pencerelerden baksa da birbirinin yaşam tarzına ve düşüncelerine saygı duyması gerektiğini vurguluyor.

‘Milli Eğitimin yapamadığını biz aileler üstlendik’

Aynı zamanda bir çocuk yetiştiren Gülcan, bugün yaşadıkları sorunları anlatırken ilk olarak eğitim politikalarına dikkat çekiyor:

“Ahlaklı nesil yetiştirelim derken yozlaşmış bir nesil yetiştiriliyor. Milli Eğitimin yapamadığı eğitimi biz aileler olarak üstlenmiş durumdayız. Özel okul bir tercihmiş gibi sunuluyor ama özel okullar dahi nitelikli eğitim vermiyor.”

Okullarda yürütülen “1 Öğün Ücretsiz Sağlıklı Yemek” kampanyasındaki deneyimlerimize dair sohbet ettiğimizde, okullarda çocukların el yıkayacak sabun bile bulamadığını anlatıyor. Sözleri şöyle:

“Bunları karşılayacak bir çabaları yok, o sebeple yapmazlar gibi geliyor. Öyle olsaydı konteynerlerde yaşayan depremzedelerin evleri teslim edilmiş olurdu. İnsanlar yakınlarını kaybedip perişan oldular; lütufmuş gibi küçücük konteynerleri layık gördüler. Milyon dolarlık çantalar ve saatlerle kürsülere çıkıp röportaj verdiler, öne çıkma çabasına girdiler. Bu insanların çocukların yemeğini dert etmelerini beklemiyorum. Böyle bir dertleri olsaydı, büyük holdinglerin vergi borçlarını silmek yerine o çocuklara bir sandviç, bir meyve suyu bile verebilirlerdi.”

‘Cezaların uygulanmaması cesaret veriyor’

Kadınların maruz bırakıldığı şiddet, taciz sarmalı ve artan kadın cinayetlerini sorduğumuzda, kadınların sosyal hayatta daha fazla var olmalarının bazı erkekler tarafından hazmedilemediğini düşündüğünü ifade ediyor. İnsanların psikolojisinin de etkili olduğunu söyleyen Gülcan, değerlendirmesini şöyle sürdürüyor:

“Gerekli cezaların uygulanmıyor oluşu, suç potansiyeli olan kişileri çok fazla cesaretlendiriyor. Devletin başındaki insanların söylemleri de özellikle başka bir cesaret veriyor. Ben bir kadın olarak saat 9’dan sonra dışarıda rahat olmak istiyorum.”

‘Devlet destek vermediği gibi yük oluşturuyor’

Sohbetimiz aile yılına geldiğinde ise şunları söylüyor:

“Kendi ekonomi politikaları yüzünden insanlar geçim derdinde. Eşler birlikte çalışmadan bir evin geçindirilmesi mümkün değil. Hükümet bir çözüm bulacaksa insanların üzerindeki yükü almalı ya da hak ettikleri ücreti eşitçe vermeli. Ama bunun yerine ‘Kadınların görevi anneliktir’ gibi söylemler dışında bir şey yapmıyorlar. Kaç çocuk doğurmam gerektiğini ben bilirim. Devlet bunun için bana hiçbir destek vermiyor, bir de ekstradan yük yüklüyor.”

Gülcan, iktidarın ekonomi politikalarını ise şu sözlerle eleştiriyor:

“Yap-işlet-devret projeleriyle sürekli özelleştirme derdindeler. ‘Beşli çeteyi’ zenginleştirme çabasındalar. Bunun yükü de halka yıkılıyor; halktan dişini sıkması bekleniyor. İster aile yılı ister çocuk yılı ilan etsinler, halkın ihtiyaçlarına cevap vermedikleri sürece başarısız olacaklar.”

‘Yaptığımız aktiviteler kadınlara iyi geliyor’

Dayanışma alanları açan etkinliklerde neden aktif rol aldığını sorduğumuzda motivasyonunu şöyle açıklıyor Gülcan:

“Kendi çabalarımla dayanışma ve paylaşma alanları yaratıyorum, gücümün yettiği yere kadar da devam edeceğim. Ama çabalamayan insanlar açısından hiçbir motivasyon yok. Hükümet destek olmuyor, sadece kadınlara sorumluluk yükleyen bir politika izliyor. Mahallemizde ayda bir aktiviteler yapıyoruz. Yürümekte zorlanan yaşça büyük kadınlar bile çok hevesli oluyor. Maddi sıkıntılardan bunalmış durumdalar; bu açıdan yaptığımız aktiviteler kadınlara iyi geliyor.”

Kadınların güzel işleri hükümeti korkutuyor

Son olarak 8 Mart sürecinde kadınların yan yana geldiği alanların yasaklandığını, bunun nedeninin de kadınların gücünden duyulan korku olduğunu söylüyor Gülcan. 8 Mart’ta kadınlar için eğlence ve etkinlikler düzenlediklerini belirten Gülcan’ın sözleri şöyle:

“Kadınların gözlerindeki ışıltıyı görmek çok güzel; verdiğiniz değerin karşılığını almak beni çok motive ediyor. Belki eğlenmeye geliyorlar, belki de bambaşka fikirleri var ama orada bir birliktelik yaşanıyor. Kadınlar yan yana gelince çok güzel şeyler yaparlar, dünyayı güzelleştirirler. Bu da erkekler ve hükümet açısından kabul edilemeyen bir güç.”

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
ODTÜ’de 8 Mart gece yürüyüşü düzenlendi: 'Bir gün değil, her gün 8 Mart'

ODTÜ’lü kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde gece yürüyüşü düzenledi.

Tuzluçayırlı kadınların 8 Mart yürüyüşü: 'Savaşa, şiddete, yoksulluğa karşı mücadeleye'

Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneğinin çağrısıyla Mamak’ta bir araya gelen kadınlar yaptıkları 8 Mart yürüyüşünde yoksulluğa, şiddete ve savaşa karşı mücadele çağrısı yaptı.

Batıkentli kadınlar 'Hükümet Kadın' film gösteriminde buluştu

Batıkent’in Ergazi Mahallesi’nde bir araya gelen Ekmek ve Gül okurları, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde Hükümet Kadın filmini birlikte izledi.


Editörden