Çocuk Neden Mısır Unu Lapasında Pişer
Aglaja Veteranyi’nin paramparça bir göçmen hayatı ve bir aile karambolünü konu aldığı romanı Çocuk Neden Mısır Unu Lapasında Pişer, Seda Tunç’un çevirisiyle İletişim Yayınları’ndan çıktı. Rumen asıllı İsviçreli yazarın otobiyografik izlerini taşıyan bu romanında sirk cambazı olan göçmen bir aile ve bir çocuğun gözünden göçmenliğin, yoksulluğun ağırlığını; çocukluğun yok oluşunu anlatıyor.
“El kızı olmasına rağmen onu ablammış gibi seviyorum. Annesi babamın üvey kızı. Ablamın annesi ve annesinin annesi yani ablamın anneannesi ve babamın eski karısı bir akıl hastanesinde yaşıyorlar çünkü delirdiler. Ablan da deli, diyor annem çünkü babam onu bir kadını sever gibi seviyor. Delirmemek için benim de dikkat etmem lazım, o yüzden annem gittiği her yere beni de götürüyor.”
Hatırladığın Gibi
İrlandalı yazar Catherine Prasifka’nın Doğan Kitap’tan çıkan Hatırladığın Gibi romanı, kadın bedeninin temsilleri, aile, roller ve aşk temalarından oluşuyor. Sanal dünyanın internet kültürünün ve sosyal medyanın içinde büyüyen bir neslin sancılarını gerçekçi bir dille ele alan roman, dokuz yaşında ilk bilgisayarıyla tanışan, sohbet odalarında ve sanal evcil hayvan sitelerinde vakit geçiren Sophie’nin hikayesini anlatıyor.
Monique Kaçıyor
Günümüzün en etkili genç yazarlarından biri olarak gösterilen; homofobiyi, ırkçılığı, işçi sınıfını ve sosyal eşitsizliği odağına aldığı otobiyografik öğelere sahip kitapların yazarı Edouard Louis’nin son kitabı Monique Kaçıyor Ayberk Erkay’ın çevirisiyle Can Yayınları’ndan çıktı.
Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri kitabında annesinin 45 yaşında arzuladığı gibi yaşamayı seçerek özgürleşme adımlarını anlatan Louis’nin çevrilen son kitabında ise annesinin şiddet döngüsünden kaçarak özgürlüğünü ve kimliğini yeniden inşa etme mücadelesini; birbirini yeniden bulan anneyle oğlu arasındaki bağı gözler önüne seriyor.
“Yorgunluk, annemin hayatındaki adaletsizliğin merkezî işareti olmuştu hep. Evin sınırlarına hapsedilmenin yorgunluğu, aşağılanmanın yorgunluğu, kaçmak zorunda kalmanın yorgunluğu, savaşmak zorunda kalmanın yorgunluğu, sürekli her şeye yeniden başlamak zorunda kalmanın yorgunluğu.”
Şafak Sökmeden
2024 yılında Fransa’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden olan Prix Goncourt de Lycéens’i kazanan Sandrine Collette’nin Şafak Sökmeden romanı Basilic Nehri’nin çevrelediği, dış dünyadan kopuk bir köyde yaşayan insanların hikâyesini anlatıyor. Yoksulluğun, emeğin ve sınıfsal eşitsizliklerin gölgesinde feodal şiddetin, açlığın ve umudun iç içe geçtiği bir hikayeyi anlatan roman, Kırmızı Kedi Yayınevi’nden Ali Cevat Akkoyunlu çevirisiyle okurlarla buluşuyor.
Muhabbet
Amerikalı yazar Virginia Evans’ın tamamı mektuplardan oluşan ilk romanı Muhabbet Ergin Kaptan’ın çevirisiyle April Yayıncılık’tan çıktı.
Evans’ın bir yas ve hayal kırıklığı kitabı olarak tanımladığı kitapta, her sabah masasının başına geçerek kardeşine, arkadaşlarına, editörlere, ajanslara, üniversite dekanına, sevdiği yazarlara mektuplar yazan Sybil Van Antwerp dünyaya tutunmanın yolunu bu mektuplarla buluyor. Her mektupta Sybil’in hikayesinin derinliklerine inilen kitap 2026 yılı PEN/Hemingway En İyi Roman Ödülü’nü alırken 2026 Women’s Prize En İyi Roman ödülünü kazandı.
İlgili haberler
Sennur Sezer’in 90’lı yıllardaki röportajları kitaplaştı: Leyla Erbil'den Minâ Urgan'a
Sennur Sezer’in 90’lı yıllarda yaptığı röportajlar ilk kez kitapta. 30 yıl aradan sonra yayımlanan eser, edebiyat dünyasının önemli isimlerini bir araya getiriyor.
Toplumun sakat yönlerine ayna tutan bir kitap: Kör dövüşü
Sonay Öztürk, Sel Yayınlarından çıkan, Ayşen Işık’ın yazdığı Kör Dövüşü kitabı üzerine yazdı.
Reyonların arasında sınıf manzaraları
Işıklara Bak Canım, yalnızca bir market günlüğü değil; tüketim toplumunun işleyişine, sınıfsal ayrımlara ve gündelik hayatın politik karakterine dair keskin bir sorgulama.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























