Ofsayttan önce önyargı vardı
Erdem Göktürk'ün Ofsayt Bilen Kadınlar kitabı, Türkiye'de kadın futbolunun görünmeyen tarihini, mücadelelerini ve bugün hâlâ aşılamayan engelleri belgelerle gün yüzüne çıkarıyor.

Ofsaytı bilmenin futbola dair önemli bir kıstas olduğu erkeklerce ortaklaşılmış bir kabul. En azından kadınlara yöneltilen ilk soru hep bu oluyor. “Sen ofsaytı biliyor musun?” Yıllardır bitmeyen bir geyiktir ofsaytın kadınlara anlatılmaya çalışılması. Bir Kadın Bir Erkek dizisinde Zeynep Ozan’dan ofsaytı açıklamasını ister de Ozan anlatmak istemeyince “Salak mıyım ben? Bu kadar maganda anlıyor da ben mi anlamayacağım” der. Buradan hareketle yazımızın konusu, ofsayt bilen kadınlar hakkında olacak. İletişim yayınlarından yeni çıkan, Erdem Göktürk’ün kaleme aldığı “Ofsayt Bilen Kadınlar, Türkiye’de Kadın Futbolu Tarihi” kitabını inceleyeceğiz. Kitap aslında şu sorunun peşine düşüyor: Kadın futbolunun önündeki engeller neden hâlâ yapısal? 

Kadın futbolunun Türkiye’deki seyrine dair kaynak bulmak zor, bu sebeple Göktürk önemli bir işe girişmiş. Konuya dair kaynak bulmanın güç olması kadınların futbolda varlık gösterebilmek için karşılaştığı güçlükler, engeller, tökezlemeler yani doğrudan görünür olamamasıyla ilgili tabii. Dünyada ve Türkiye’de kadın futbolunun gelişimini birbirinden ayırmak gerekiyor zira Avrupa’da gittikçe yükselen bir kadın futbolundan söz edebiliriz. Kitabın başında da görebileceğiniz üzere Harper’s Bazaar dergisinin, 28 Ağustos 1869 tarihli sayısında “The Girls of the Period – Playing Ball” başlığı ile bir çizim yayımlanır. Şık giyimli kadınların futbol oynadığını gösteren bu çizim aslında kadınların ilk dönemlerden itibaren futbola ilgi duyduğunu gösteriyor bize. 


Çizim: 1869 Harper’s Bazaar dergisinden/ Nation Football Museum

Kayıtlara geçen ilk kadın futbol maçı, 1881 yılının Mayıs ayında Edinburgh'da oynandı. Yazının odağını dağıtmamak adına kadın futbolunun tarihini tek cümleyle özetlemek gerekirse; savaş yıllarında önemli bir gelişim gösteren kadın futbolu, savaş sonrasında kadınların fabrikalardan uzaklaştırılmasıyla paralel biçimde futbol sahalarından da dışlandı. Sonrasında çeşitli mücadeleler ve kazanımlarla günümüze geldi. Son on yılda Avrupa’da kadın futbolu yalnızca spor olarak değil, ekonomik ve kültürel olarak da sıçrama yaşadı. UEFA verileri, UEFA Kadınlar Şampiyonlar Ligi'nin izlenme oranları ve yayın ağının her yıl genişlediğini söylüyor.* Yani dünyada mesele artık “Kadınlar futbol oynayabilir mi?” değil; “yatırım, profesyonelleşme ve görünürlük” meselesi halini aldı diyebiliriz. 

Şimdi dönelim Türkiye’ye… 1954’te gazetelerde yer bulan küçük bir habere göre İzmir’de bir maçta kadınlar da futbol oynamışlardı. Altı kadın oyuncunun ismi geçiyordu haberde ve bu, kadınların Türkiye’de de futbol oynadığına dair ilk haberdi. Bayan Marika kalede oynamış ki kendisi Türkiye futbol tarihi içinde bilinen ilk isimlerden, Bayan Müşerref de takımı için gol atmıştı. Marika Kaponi, Levanten ve varlıklı bir aileye mensup olmasının da katkısıyla olsa gerek o dönem için oldukça orijinal bir karaktere sahip olduğunu göstermiş herkese. Paskalya festivallerine bile kaleci kıyafetiyle katıldığı biliniyor. Bu haber İstanbul’da da yankı uyandırmış olacak ki “İstanbul Spor Festivali” kapsamında hemen bir İstanbul takımı oluşturulup İzmir takımıyla karşılaşma yapılmak istenmişti. İzmir’den Bayan Marika’nın takımı gelmiyor; İstanbul takımı içinden oluşturulan iki takımla maç yapılmış. 20 binden fazla kişinin izlediği karşılaşma dönemin önemli gazetelerinde ayrıntılı olarak yer aldı. Kadınların sahada olduğu ilk dönem sayılan bu kısacık vakit 1955’te kapanıyor. Ta ki on dört yıl sonra kadınlar yeniden sahaya çıkana kadar.

1960'ların sonunda Avrupa'daki gelişmeler Türkiye'de de yankı buldu. Kadın takımı kurma girişimleri başladı; ancak kadınların futbol oynayabilmesi için eşlerinden ya da velilerinden izin almaları isteniyordu. Bu bile kadın futbolunun hangi toplumsal koşullarda filizlenmeye çalıştığını gösteriyordu. Yine aynı yıllarda üç kadın hakem, tarihe adını yazdırdı. Afyon’da Sema Tokat, Zonguldak’ta Drahşan Arda ve Sevinç Yıldız hakemlik kursunu tamamlayarak Türkiye’de ilk kez resmi maçlarda yardımcı hakem olarak görev aldılar. O dönemki gazetelerden birinde “… hakemin düdüğü ile güzel bacaklar top kovalamaya başladı” şeklinde bir haber var. Tek bir gazete kupürü bile kadın futboluna nasıl bakıldığını göstermeye yetiyor. Oyuncuların oyunundan değil, "güzel bacaklarından" söz ediliyor. Kadınlar futbolcu olarak değil, seyirlik bir unsur olarak görülüyor.

90 dakikadan uzun bir mücadele

1970 yılında “İstanbul Kız Futbol Takımı” adında bir takım kuruldu. Takım mali imkânlar yaratmak için gösteri maçları yapmaya başladı ancak bu maçların gösteri mahiyetinde olması takım içindeki bazı oyuncuları rahatsız etti. 


İstanbul Kız Futbol Takımı | Fotoğraf: TFF

Buradan hareketle Dostlukspor kuruluş aşamasına geldik. Türkiye kadın futbol tarihinin uzun süre tek temsilcisi olacak takım doğdu. Dostlukspor, maddi sıkıntıları aşmak için Anadolu’da gösteri maçları yapmaya başladı. Bu maçlar Türkiye tarihi açısından önemli çünkü bu takımın etkisiyle diğer şehirlerde de kadınların futbol oynayabileceğine dair bir inanç güçlendi ve ilerleyen senelerde daha fazla kadın futbol takımının kuruldu. 1977 yılında Giresun’da yapılan Çandırspor-Dostlukspor maçı ayrı bir vurguyu hak ediyor. “Kadının Fendi, Erkeği Yendi” başlıklı bir yazı bile çıkıyor o dönemin Giresun yerel gazetesinde. Maçı kadınların kazanması sevinçle karşılandı.

Dostlukspor memlekette bir dalga yaratsa da yine aynı sorun karşımıza çıkıyor; kadın futbolunun magazinel sayılması… Oyunculardan, röportajlar için makyaj yapmaları isteniyor ve zor koşulları göz ardı ediliyordu. 
Yol açılmıştı, gerisi de geldi: İncirlispor, Filizspor, Çağdaşspor… Faaliyetlerini sürdürememiş olsalar da denemeye devam edildi. Bu esnada kadın hakemler boy gösteriyorlardı: Elmas Sargın, Elmas Arabacı, Özgül Soydan, Gülçiçek Yurtsever, Lale Orta**, Füsun Aral.

Tüm bu gelişmelerin sonunda nihayet 22 Aralık 1993 tarihinde kadın futbol liginin başlaması kararı alındı. Lig düşe kalka devam etse de çok kırılgan olan kadın futbolu siyasi atmosferden fazlasıyla etkilendi. Ankara Belediyespor’un durumu buna örnek verilebilir: Ankara’yı Refah Partisi’nden Melih Gökçek kazanınca kadın futbol takımını ligden çekmeyi tartıştı. Tepki alır endişesiyle takımı ligden çekmedi ama desteklemedi de. Takım kendi içinde topladığı paralarla sezonu bitirebildi. 

Kadın futbolu için talep artıyordu, takım sayısı sonraki sene yirmi ikiye çıksa da ardından hızlı bir düşüş yaşadı. 1994’ün Aralık ayında Fenerbahçe kadın futbolunda deneme yapmış olsa da iki yılın ardından faaliyetini askıya aldı. Kayseri, Adana, Hatay, Eskişehir, Samsun, Kastamonu’da kadın futbol takımları kurularak çeşitli denemeler yapıldı. 1995’te ilk kadın milli takım kuruldu, 2000’e gelindiğinde Van’da, Sakarya’da, Trabzon’da takımlar oluşturuldu. Nihayetinde 2002’de Burdur’un Güney Yayla köyünde Şalvarspor’u izledik.

Galatasaray da kadın futbolu çalışmalarına 2012 gibi geç bir dönemde başlayıp 2016’da “ekonomik sebeplerden” ötürü lige devam etmeme kararı aldı. Beşiktaş da 2014 yılında kadın futboluna adım attı ve hâlâ devam ediyor. Pandeminin ardından 2021’de Fenerbahçe kadın futbol şubesini tekrar açtı. Galatasaray da harekete geçti. Kadın Futbol Süper Ligi için yirmi dört takım hazırdı. Süper Lig’in ilk şampiyonuysa Gaziantep ALG oldu. Sonra yeniden kapanan kulüpler, askıya almalar derken çözülemeyen sorunlar her daim kendini hissettiriyor…

Türkiye’de kadınların futboldaki varlığı sanılanın aksine hayli eskilere dayanıyor. Türkiye Futbol Federasyonu kadın futbolunu önemsediğini söylese de bunun fiiliyattaki karşılığı oldukça tartışmalı. Kadın futboluna dair ileriye dönük, sistematik bir planlama olmadığı sürece sonuçlar da tatmin edici olmayacaktır. 

“Ofsayt Bilen Kadınlar, Türkiye’de Kadın Futbolu Tarihi” kitabı tüm bu süreci detaylı bir şekilde anlatıyor ve sonunda çözüm önerileri de sunuyor. Erdem Göktürk önemli bir tarihi kitaplaştırmış, kendisinin de belirttiği gibi kadınlar kendi alanlarına sahip çıkmalı elbette. Böylelikle kadın futbolunu kadınlar yönetsin ve bu tarihi yazacak kadınlar da çoğalsın. Kadınlar tarih boyunca erkeklerin kolaylıkla erişebildiği imkânlara onlardan çok daha fazla uğraşarak, mücadele ederek sahip oldular. Kadın futbolunda da durum bu şekilde. Erkekler kötü futbol oynadığında müsamahalı davranan seyirciler kadınlar için aynısını yapmıyor; “kadınlar zaten futboldan anlamaz” diyor. Türkiye'deki tabloya karşılık, dünyanın birçok yerinde kadın futbolu bambaşka bir yönde ilerliyor. Belki de Türkiye'de erkek futbolunun içinde bulunduğu vizyonsuz ve günü kurtarmaya odaklı yapı, kadın futbolunun neden bu kadar sorunla karşı karşıya olduğunu anlamak için de önemli bir ipucu sunuyor.

https://www.reuters.com/sports/soccer/womens-champions-league-hits-new-audience-benchmark-says-uefa-2026-06-10/?u

** Lale Orta, Türkiye kadın futbol tarihinin önemli isimlerinden. Ekmek ve Gül'de Lale Orta’yla yaptığımız röportajı okumak için TIKLAYIN 

Manşet sağdaki fotoğraf: Amerikalı Mia Hamm (solda) Alman defans oyuncusu Kerstin Stegemann ile | Johnmaxmena at English Wikipedia/Wikimedia Commons (CC BY 3.0)

Manşet soldaki fotoğraf: 2015 UEFA Şampiyonası ikinci eleme turu - Grup 1 maçlarında Türkiye ve Finlandiya arasında bir karşılaşma | CeeGee/Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

Manşet arka plan: Canva

İlgili haberler
Türkiye’nin ilk kadın hakemi: Federasyon kadınlara ‘kenarda köşede oynayın’ der gibi

Türkiye’nin ilk kadın kaleciliğinden, antrenörlüğe; ilk kadın futbol spikerliğinden, hakemliğe giden ilklerle dolu bir başarı hikayesine sahip olan Lale Orta, kadın futbolunu anlatıyor.

5 maddede sporda cinsiyetçilik

‘Sen ne anlarsın futboldan, kız gibi atma şu topu’ gibi sözlerden bıkanlara; kız gibi oynayanların cinsiyetçi yargıları ters düz ettiği örnek çok. Gelin yakından bakalım!

Kadınlar varsa tribünler özgürdür: ‘Biz bu oyunun misafiri değil öznesiyiz’

Amedspor Asbaşkanı Şeyda Aslantaş ve Mor Barikat Taraftar Grubundan bir kadın, bu kuşatmayı sadece bir spor tartışması olarak değil, kamusal alandaki varoluş mücadelesi olarak tanımlıyor.


Editörden