GÜNÜN BELLEĞİ: İşçi kadınların Fleck Grevi
Fleck Grevi kadınların müthiş baskılara karşı kazanımlarla sonlandırdığı bir grevdi… Tarihin ‘hak verilmez, alınır’ dedirten işçi kadın grevlerinden Fleck Grevini hatırlayalım mı?

Tarih birçok “Hak verilmez, alınır” örnekleriyle dolu. Bugün tüm dünyada elde edilmiş olan işçi haklarının, hakkında en çok mücadele edilenler olduğunu biliyoruz. Peki bir de bunun kadın işçilerin haklarını kapsayan, kadın işçilerin yürüttüğü mücadeleler kısmını düşünsek?
Fleck Grevi tam olarak bunu kapsayan bir örnek. Kanada’da otomobil parçaları üreten bir fabrika Fleck fabrikası. Çalışanlar sendikasız, ücretler bölgedeki diğer fabrika ücretlerine göre çok düşük. Çalışılan iş kolu gereği kullandıkları makineler o kadar tehlikeli ve iş kazaları o kadar yaygın ki sağlıkçılar tarafından Fleck fabrikası o dönem “kasap dükkanı” olarak tanımlanıyor.
Peki ücretlerin çevredeki diğer fabrikalardan daha düşük olmasının sebebi nedir dersiniz? Çünkü çalışan 146 işçiden yalnızca 5 tanesi erkek ve tabii ki kadınlar erkeklerden daha düşük ücret alıyorlardı.
Kötü çalışma koşulları ve ücret eşitsizliği yanında kadın işçiler fabrikada çalışan üst yöneticileri tarafından tacize de maruz kalıyorlardı.

GİDİŞATTAN MÜCADELEYE, MÜCADELEDEN KAZANIMLARA…

Yaşadıkları kötü çalışma koşulları hakkında tartışmaya başlayan kadınlar, 1977 yılında yaptıkları görüşmeler sonucu, hakları için sendikalaşma kararı alırlar. Bugüne kadar herhangi bir hak mücadelesinde yer almayan bu işçi kadınların yüzde 82’si örgütlemenin ilk haftasında sendikaya üye olurlar. Fakat 1978 yılının ilkbaharına kadar toplu sözleşmeye dair adım atılmayınca kadınlar 7 Mart 1978’de greve gitmeye karar verir.
İşçiler kendi deyimleriyle grev kararının ve eylemlerin “çok hızlı olacağını” düşünür. Greve çıkan işçi kadınların birçoğu bunun yasa dışı olduğunu ve 5 yıla kadar hapis yatabileceklerini sanarak endişe duyar. Çünkü grevden bir gün önce işveren bir toplantı düzenlemiş ve işçileri bu yaptıklarının yasa dışı olduğuna inandırmıştır. Buna rağmen işçiler greve çıkmakta kararlıdır.
Birçok hak mücadelesi gibi bu da kolay olmaz.
Mary Lou Richard adlı bir işçi kadın direniş günlerini sonrasında şöyle anlatır: “Grevin daha ilk günü, hepimiz ölmekten korkuyorduk.”
Lizy ise şöyle der: “Her yerde polis ve helikopterler vardı. İnanamadım, film gibiydi.”
Yaşananlar için dönemin gazeteleri, o döneme kadar yaşanmış en çok polis ve güvenlik önlemini içeren olay olarak tanımlıyorlar Fleck Grevini. İşçiler 163 gün boyunca yaşadıklarını ve yaptıklarını şimdi hayret verici derecede cesur görüyorlar.
Grev tam 23 hafta sürer. Polisin sık sık yaptığı tacizler ve saldırılar boyunca çok sayıda kadın işçi yaralanır. Ülke çapında diğer sendikalar, kadın örgütleri işçi kadınlarla dayanışma gösterir.
Kadınların mücadelesi sonucu çalışma yaşamına dair birçok düzenleme içeren, Kanada için o güne kadarki en önemli yasa 1980 yılında yasalaştırılır.
İşçiler doğum izni, aile sorumluluğu izni, cinsel taciz koruması, çocuk bakımı desteği gibi birçok hakka sahip olurlar.
1978’den 2018’e baktığımızda hâlâ aynı taleplerle sokağa çıkmamız, hâlâ aynı taleplerle mücadele vermek zorunda olmamız size de çok tuhaf gelmiyor mu?

İlgili haberler
GÜNÜN BELLEĞİ: Kadınlar Karl Marx’a ne borçludur?

Bundan tam 116 yıl önce Zetkin’in, Marx’ın ölümünün 20. yılında kaleme aldığı ‘Kadınlar Karl Marx’a...

GÜNÜN BELLEĞİ: 5 Ağustos 1939, Franco faşizminin ‘...

İspanya’da yıllar boyu süren iç savaş sonrası Franco diktatörlüğü tarafından komünizmi savunan, tari...

GÜNÜN BELLEĞİ: Güney Afrikalı kadınlardan ırkçılığ...

9 Ağustos 1956 günü, siyahların hareket özgürlüğünü kısıtlamayı amaçlayan geçiş yasalarının kaldırıl...