Hanımlarına olan nefretleri, bir taraftan da birbirleriyle olan çekişmeleri... Sürekli aynaların karşısında yaşadıklarını sorgulayan ‘Hizmetçiler’ seyirciyi de sorgulamaya itiyor.

Hastalanmadıysa da işini kaybetmiş, aç kalma, borca batma ve evsiz kalma riskiyle karşı karşıya, ruh ve beden sağlığı bozulmuş milyonlar umutsuz bir bekleyiş içinde.

1 Eylül Dünya Barış Günü; emperyalizmin yıkıcılığı, vahşeti ve buna karşı emekçilerin, işçilerin verdikleri mücadeleyi hatırlatmak ve büyütmek açısından büyük önem taşıyor.

Yasağa ve pamdemiye rağmen zor koşullarda çalışan ve aldıkları ücret yetmediği için sürekli mesaiye kalmak zorunda kalan Cesur Çuval işçilerinin neredeyse tüm zamanları tezgah başında geçiyor.

'Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü olarak bu homofobik sansürün karşısındayız ve sonuna kadar mücadelemizde direneceğiz.'

Fabrikalarda taciz alabildiğine yaygın, kadınlarsa borç yükü, işten atılma kaygısı, ‘adım çıkar’ korkusu ile karşı karşıya. Ama kadınların ses çıkarmasını sağlayan bir şey var: Dayanışma!

İstanbul Şişli’de bir esnafın 11 yaşındaki S.B.’yi tacize maruz bırakmasına ilişkin görülecek istismar davası 12 Aralık Salı günü Çağlayan Adliyesi 17. Asliye Ceza Mahkemesinde.

"En az 3 çocuk" diyen ve kadınlar o üç çocuğa canlarından bezmeden, hayattan vazgeçmeden nasıl bakacak hiç umursamayanlara duyurulur. Başka türlü bir doğum teşviki mümkün. Buyrun Küba'ya...

OVP’nin üzeri örtülü hedeflerinden ve belki de olası sonuçlarından biri de dar tanımlı işsizliği düşürse bile, geniş tanımlı işsizlik sayısını esnek çalışma politikalarıyla büyüttükçe büyütmek.

Bugün alanında tekel olan Dardanel’in abileri Siemens, Bayer, Nestlé, Opel, Coca-Cola, Krupp gibi kapitalist tekeller, Nazileri yaratan ve faşizmin ekmeğini çokça yiyenlerden.

Soru soran, gerçeği araştıran, kafasındaki çelişkilere cevap arayan, zorla öğrettiklerini reddedebilen bir gençlik onların kabusu; kurdukları düzen için bir tehdit...

Premenstrüel sendrom; kanamanın başlamasından hemen önce gelişen, adetin başlamasıyla azalan rahatsızlık veren fiziksel, davranışsal ve psikolojik semptomlarla kendini gösteren durumdur.

İktidar, kadının değiştirici ve dönüştürücü gücünü bildiğinden her türlü manipülasyonla haklarımızı kısıtlamaya çalışıyor. Ama biz derinden yaşadığımız tüm gerçekleri 8 Mart’ta yüzlerine haykıracağız.

'35-40 kişinin yemeğini yapmak, bulaşıklarını toplamak, mutfağın hijyeni için yıkamak ve temizleyip kurulamaktan canım çıkıyor. Artık ağrıdan geceleri uykuda sayıklıyorum.'

Kamusal erişimi olan erkeğin tasarrufuna terk edilen kadın ve çocuğun aile içinde yaşadığı problemler, böylelikle mahrem sayılan aile içinde saklı kalıyor.

Haklarımıza bugün de saldırıyorlar, yarın da saldıracaklar ve bizim beklemeye tahammülümüz yok! Bir hakkı kazanmak için olduğu kadar onu korumak için de bunca mücadele vermişken hele!

‘Ne dersiniz kadınlar, dönelim mi yüzümüzü birliğe, beraberliğe? Dönelim de değişsin mi bu düzen?’

‘Devletin, çocuk refahı ve korunmasına yönelik hizmetleri doğru ve eksiksiz olarak yerine getirmesi, çocuğun suç tekrarı riskini ciddi olarak azaltacak ve engelleyecektir.’

‘Tasarruf’ gerekçesiyle kaldırılan yaz-kış saati uygulaması öğrenciler için de eğitimciler ve veliler için bir çileye dönmüş durumda.

Suna eşinden ayrılmış ve 6 Şubat depremini acı kayıplarla yaşayan bir emekçi kadın. Suna’nın 35 yıllık baskı ve şiddetle geçen evliliğini, deprem sonrası yaşadığı zorlukları konuştuk.

  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden