Çocuklarımıza sadaka istemiyoruz, verdiğimiz vergilerin bizler için kullanılmasını, çocuklarımızın sağlıklı nesiller olarak yetişmesini istiyoruz. Hakkımız olanı gelin birlikte kazanalım!
Okullarda ulaşım dert, beslenme dert, kaynak kitap dert, sınıf mevcutları dert… Malatya’dan bir eğitim emekçisi anlatıyor.
Tek bir okuma bile neler değiştirir? Neler yeşertir yüreklerde... Krizin faturasını ödemeyi kabul etmeyen, sesimize güç veren tüm kadınlara selam olsun…
İşçi kadınlar tırmanan yoksulluğa, daralan kemere, çetinleşen koşullara rağmen hatırlatıyor: ‘Her şeyi işçiler üretiyor diyorsak bu üretimden gelen gücü kullanmak da bizim elimizde.’
Esenyalı Kadın Derneğinde 12 hafta süren eğitim programının ardından kadınlar kendilerindeki dönüşümü anlatıyor: Hiç bilmediğimiz haklarımız öğrendik, özgüven kazandık...
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği ağırlıkla işçi kadınların katıldığı bir kahvaltı organizasyonu yaptı. Kendilerine ayıracak bir dakikası olmayan kadınlar, günü birlikte geçirmekten büyük keyif almış.
Üniversiteyi kazandın… Heyecanla üniversitenin başlamasını bekliyorsun. Heyecan yerini kaygıya nasıl bırakıyor? Mimarlık öğrencisi bir genç kadın anlatıyor…
İki kişi çalışıyor olsanız bile tatilin ortalama ekonomik bilançosu dört kişilik bir ailede haftalık iki bin lira civarında. Yani tatil dönüşü yediğiniz içtiğiniz fitil fitil burnunuzdan gelecek demek
Grevdeki As Plastik işçisi Kenan’ın eşi Burcu ile tanışıyoruz. Burcu grev kararı alındıktan beri greve dair bakışının nasıl değiştiğini anlatıyor.
Dayak. Taciz. Tecavüz. İstismar. Cinayet… Örtbas. Pişkinlik. Takipsizlik. Adaletsizlik…Öfke. Öfke. Öfke... Hayatımızın çetelesi böyle.
Kadın işçiler baskı altında mesai ücretlerini alamadan çalışmak zorunda bırakılıyor. Selma’nın çalıştığı fabrikada yaşadıkları mahkum edilen güvencesizliğe bir ayna…
Ne ölümüne zayıf, ne de ölümüne kilolu olmaya karşı, olması gereken kadına da susturulmak istenen kadına da izin vermeyin.
Ne tek adama, ne de tek adamlara tahammülümüz kalmadı. Çalışma yaşamından toplumsal yaşama kadar her alanda söz sahibi olmaya, eşitliğin, demokrasinin hayata geçirilmesine ihtiyacımız var.
Çocuklar karanlıkta okul yoluna düşüyor, işçiler gün aydınlanmadan mesaiye başlayıp hava karardığında işten çıkıyor. Peki gün ışığından nasıl faydalanıyoruz?
‘Karşılaştıklarımız hastayı strese sokacak sözler, hakarete varan çirkin laflardı. Sonradan öğrendik ki doğumlarda pek çok ebenin davranışı böyleymiş..'
Online eğitim, üniversite öğrencileri için verimsizliğe işaret ederken üniversite okuyan kadınlar için yalnızca verimsiz bir eğitim hayatına işaret etmekle kalmıyor.
Eşim böbrek hastası olduğu için biz Ankara’ya geldik. Kim kendi memleketini bırakıp gitmek ister? Devlet, ilk etapta bir çadır kurup diyaliz yardımı yapsaydı buraya gelmezdik.
3 yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen birey ya da evlat edinen eşlerden biri, analık izinlerinden (16 hafta analık izni, yarım çalışma, kısmi süreli çalışmaya geçiş) yararlanır.
Tüm bu koşullar bizim fabrikamıza özgü değil. İster yerli ister yabancı sermayeli olsun değişen tek şey sömürünün sosu. Bizdeki de Kore soslu sömürü, yer misiniz?
O kadar kâr ediyorlar ki biz bir yıl depoda yatsak, sade maaş alsak bunlara bir şey olmaz! Hükümet bunu sağlamalı, işçi atılması olmamalı.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















