‘Sağlık Bakanlığı reçete ile satılması gereken ilaçların denetlenmesinden sorumlu olmasına rağmen bu ilaçlar kadınlar arasında yaygın şekilde reçetesiz olarak kullanılıyor.'

‘Önümüzdeki on yılı aile on yılı ilan ettiler. Ama yoksulluk derinleştikçe, alım gücü düştükçe ailedeki yıpranma artıyor. Sevgi, saygı kalmıyor.’

‘İşçileri yoksulluk sınırına bile yaklaştırmayan, açlık sınırının altında kalarak insanlara çile çektiren bu ücret; asgari yaşama dair ne iddia ediliyorsa işlevini yerine getiremiyor.’

‘Bu yazıyı acımı hafifletmek için değil, gerçeği görünür kılmak için yazıyorum. Çünkü iş cinayetleri konuşulmadıkça, sorumlular hesap vermedikçe bu ölümler sürüyor.’

Velayet, ebeveynlik hakkı ile güvenlik arasındaki gerilimi merkezine alarak, görünmeyen psikolojik şiddetin yıkıcı etkisini çarpıcı biçimde ortaya koyar.

Günümüzde emperyalizmin saldırganlığına rağmen, dünyanın dört bir yanındaki emekçi kadınlar 8 Mart mirasına sahip çıkıyor.

‘Zaten hayat zor, dünyayla mı uğraşacağız?’ demeyin. Dünyayı pazar olarak gören emperyalist sistem, Eskişehir’de maden ararken doğayı, fabrikada ise işçiyi sömürüyor.

Saray rejimi, Rojava saldırılarını içerideki krizin üzerini örtmek için kullanıyor. “Sınır ötesi güvenlik” söylemiyle muhalefet susturulurken savaş harcamaları emekçinin sofrasından çalınıyor.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne hazırlanırken emperyalizme, barbarlığa, zorbalığa karşı mücadele eden kız kardeşlerimizden aldığımız güçle mücadeleye devam edeceğiz...

‘Yine bir gün derneğin önünden geçen bir arabadan yine bir arabesk şarkı dertli dertli yükseliyor. Kadınlardan bazıları gülüyor: Hayatlarımızın fon müziği bu.’

‘22 yaşında genç bir işçi olarak fabrikada üç ayrı sömürü düzeni görüyorum. Çok can yakıcı ama biz işçi sınıfı güçlüyüz.’

‘Ya öfkemizi doğru yere, doğru örgütleyeceğiz ya da öfkemiz biraz dindiğinde yine uzun mesai saatlerine ek iş arayışına gireceğiz.’

KYK Yurt yönetmeliğinde yapılan değişikliği üniversiteli genç kadınlar tartışıyor. Genç kadınların hayatlarına müdahale niteliği taşıyan bu değişikliğin karşısında ise kadınların tek çaresi mücadelesi

Gülistan Doku kaybolalı altı yıl oldu. Geçen bu süreçte neler yaşandığına bir bakalım…

‘Buraya tesadüfen gelinmedi, ya da bu adamlar gökten düşmedi. Çok açık ki bu noktaya bu operasyonlarla gelindi, daha da kötüsü bu ortaya dökülenler buz dağının görünen yüzü bile değil…’

AKP döneminde kurulan medya rejiminin kadınlar açısından en çıplak gerçeği bu: Kadınlar sistematik biçimde yalnız bırakılıyor.

Türkiye medyası, 10-15 yıl öncesine göre daha erkek, daha maço, daha cinsiyetçi. Karşımızdaki tablonun tek bir açıklaması yok. Her biri tek tek zehirli içeriklerin karışımıyla oluşmuş bir kokteyl bu.

‘Kıskanmak hali çoğu zaman çocukluktan gelen değersizlik duygusuyla körüklenen habis bir duygu olsa da toplumsal koşulların da değersiz hissetmeye yol açan etkileri es geçilmemeli belki de...’

‘İş yerlerini odağa alan, emekçi kadınları karar süreçlerine aktif biçimde katan bir mücadele programı oluşturmadan kadın mücadelesini büyütmek mümkün değil.’

Editörden