Geldik gene bir LGS sendromuna. İki yıl önce de yaşadık bu durumu. Koskoca bir yıl durmadan nefes almadan test çöz, deneme sınavlarına gir, kütüphaneye git gel, o yayın bu yayın derken kabus dolu bir yıl yaşattık çocuklara. Kaldı ki aldığımız her kaynak kitap da hatırı sayılır bir para. Kabus sonrası sınav. Panik yapma, heyecanlanma, sınav stresini yönet, sonrasında da “Ne olursa olsun önemli olan sensin” dedik çocuklarımıza. Bu yaştaki bir çocuğa böyle bir stres yükleyip sonunda da “Önemli olan sensin” desek de buna kim inanır? Bu kadar stresi hayatının hangi aşamasında aşacak bu çocuklar?
Biz velileri de es geçemiyorum. İster istemez işimizi mesaimizi ona göre planladık. İster istemez ne yapsak yanlış olan bir yıl yaşamasına sebep olduk çocukların. Bu yarışı kazanacak, nitelikli bir liseye gidecek; başka yolu yok. Hakikaten yok mu?
Sonrasında puanlar açıklandı, duruma göre gayet iyi bir puan alsa da bu defa başka dertler başladı. Okula nasıl gidecek? Tuzla’da oturuyoruz ve iş saatinde en az bir, bir buçuk saat otobüsle gitmesi gerekecek. Okulda ne yiyecek bu çocuklar? Her gün ne kadar harçlık vermem gerekecek? Hani bir öğün ücretsiz yemek talebimizi reddeden bakanlarımız ne der bu konuda acaba?
Daha eğitim yılı başlamadan kafamızda bir dünya sorun. Bizler de “Eve en yakın okul en iyi okuldur” diyerekten, aldığı puanların altında, evimize en yakın ya da ulaşımı evimize uyan okul tercihlerinde bulunduk. Haklı olarak çocuğumun sorduğu soru havada asılı kaldı:
“Ben boşuna mı çalıştım?”
Fotoğraf: MEB
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















