16 yıl Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesinde, 14 yıl Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde olmak üzere toplam 30 yıl çalıştım. 30 yıl boyunca işimi severek yaptım. Pandemi süreci geldi. Ancak pandemiden dolayı sanırım bir tükenmişlik hissettim. Emekli olmamdaki en büyük etken buydu. Emeğimin karşılığını alamadığımı düşünüyordum; değer bilmezlik hissediyordum. Bir gün daha çalışmak istemedim. Pandemi döneminde emeklilik, rapor alma ve izin yasaklandı. Onlar da büyük etken oldu. 2021 yılının ağustos ayında emekli oldum.
Kuş kadar emekli maaşı ve yeniden çalışma zorunluluğu
İşimi özleyeceğimi biliyordum, 18 yaşımdan beri çalışıyordum. Emekliliğim sadece dört ay sürdü. Üniversite hastanesindeki bölüm hocamın ricası ve biraz da ekonomik sebeplerle tekrar çalışmaya başladım. Büyük oğlum evlenecekti, küçük oğlum üniversiteye hazırlanıyordu. Kuş kadar emekli maaşı yetmiyordu.
Emekli olduktan sonra iş aramadım, iş beni buldu. Özel bir laboratuvarda iş bulmuştum. Yeni açılmıştı, ilk ve tek personeli bendim. Ben çekip çeviriyordum. Asgari ücretten daha yüksek bir maaş aldım ama tatmin edici değildi. Zorunluluktan burada üç yıl sekiz ay çalıştım. Sömürüye dayalı bir sistem vardı. Emekli maaşı ile başka bir şehirde üniversitede çocuk okutmak ve evlenecek olan çocuğum için yeni bir ev kurmak çok zordu, o yüzden çalışmak zorundaydım.
Ancak şartlar çok ağırdı, laboratuvarın bütün yükü benim üzerimdeydi. Hasta karşılamaktan, telefonları yanıtlamaktan tutun, laboratuvara malzeme temin etmeye kadar olan işleri ve bunun dışında pek çok şeyi yaptım. Bütün enerjimi sömürdü, bana ait hayatım kalmadı. Haftanın altı günü tam gün çalışıyordum ama yetmiyordu; fazla mesaiye kalmam gerekiyordu ve fazla mesai ücreti de almıyordum.
‘Biz bir aileyiz’ klişesi
Bir süre sonra yapmam gerekenler zaten buymuş gibi davranılmaya başlandı. Mesai bitiminde çıktığımda patron ve müdür yadırgamaya başladılar. Benden sürekli özveriyle çalışmamı istediler. Lafa gelince “Biz bir aileyiz” dediler ama hep üvey evlat muamelesi gördüm. Dayanamadım. Ayrılırken benim için “hayırlı olsun” demeleri yeterliydi. Bana taahhüt ettikleri hiçbir şeyi yerine getirmedikleri halde tazminatımı vermediler. Biriken primlerimi ödemediler. Hatta işi bırakarak onları zor durumda bıraktığımı ileri sürdüler. Şu anda mahkemede davamız devam ediyor.
Emeklilik yerine torun bakımı ve ikinci mesai
Dişimi sıkıp çalışmaya devam ederdim çünkü geçinmek gerçekten çok zor. Bu arada torunum oldu. Şu an torun bakıyorum; bakmak zorundayım çünkü oğlumun eşi de bir sağlık emekçisi ve çok yoğun şartlarda çalışıyor. Bebek hâlâ emiyor. Kurumunda bebeğini emanet edebileceği bir yer yok. Kiraların yüksek olmasından dolayı hastaneye yakın bir evde oturamıyorlar. Süt iznini bile çok düzgün kullanamıyor. Bakıcı ücretleri de karşılayabilecekleri rakamlar değil. Bebeği bana emanet ettiler.
Çocuklarım maalesef benim yakınımda da oturamıyor. Hafta içi kendi evimde kalamıyorum, sadece hafta sonu evime gelebiliyorum. Ne kadar zor şartlarda çalışmış olsam da çalışıyorken daha az yoruluyordum diyebilirim.
Emekliliği hiç böyle hayal etmemiştim. Gezmek istiyordum; göremediğim yerleri görmek, yapamadığım şeyleri yapmak istiyordum. Kendime zaman ayırmak istiyordum ama maalesef emeklilik böyle değilmiş.
Görsel: Gemini
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















