İzmir’den emekli kadınlar bir yandan kendi hikayelerini anlatırken bir yandan da Türkiye’nin dört bir yanındaki emeklilere ses oluyor. Emekli aylıklarına yapılan kuş kadar zammın karşısında yükselen kiralar, artan gıda fiyatları, bitmeyen bakım yükü ve çocuklarına ilişkin duydukları kaygılar, emekli kadınların hayatlarının nasıl bir mücadele alanına dönüştüğünü gösteriyor.
Emekliliğim evde geçti
Elif
İzmir
Ben 72 yaşında yaşlı bir emekli kadınım, 24 yıl oldu emekli olalı. Beş yıl torun baktım. Şekerbank’tan emekliyim. Emekliliğim daha çok evde geçti. 20 yıldır hiç tatil yapmadım. Bu hayat şartlarında çok zor geçiniyorum. Evim kira 20 bin lira ödüyorum. Bir manava gitsen 100, 150’den aşağı bir şey yok. Açlıktan mı ölelim? Zaten et, tavuk almış başına gidiyor. Bunlara çözüm bulmak lazım. Gıdasızlıktan doktordan gelmiyoruz.
En ucuz nerede ise onu alıyoruz
Mürüvet
İzmir
20 yıl çalıştım. Evde terzilik yaptım, tekstilde makineci olarak çalıştım. 65 yaşımdayım. Çocuklarım evlendi, yıllardır torun bakıyorum. Anneleri çalışmak zorunda, yoksa geçinemezler. Biz zamanında bir ev alabildik, çocuklarımız alamaz. Aldığım emekli parası çok az, her şey çok pahalı. Pazara gidiyorsun pahalı, marketler aynı. Pazar için akşamı bekliyorum, marketlerde de en ucuz neredeyse onu alıyorum. Yaşamsa yaşıyoruz ama kimse emeklinin halinde anlamıyor. Bu gidişat çok kötü, ne yapacaksak artık yapalım. Emekliler artık her yerde aç ve sefil yaşıyor. Tatil yok bize, gezme yok; dışarı çıkamıyoruz. Her şey para…
Artık böyle gitmesin
Serpil
İzmir
50 yaşımdayım, Serbest çalıştık, eşim de ben de BAĞKUR emeklisiyiz. İki çocuğum var. Biri üniversite mezunu, kafede çalışıyor. Kızım da bu yıl başlayacak üniversiteye. Nasıl okuturuz diye kara kara düşünüyoruz. Eşim ve ben iş buldukça çalışıyoruz. Ev kiramız 28 bin lira. Çok zor durumdayız, yaşamımızı bitirdiler. En çok da çocuklarım için kaygı duyuyorum. Onlar ne olacak, nasıl geçinecek? Ev kiraları başını almış gitmiş. Hep borçla kredi kartıyla yaşıyoruz. İstiyorlar ki emekliler açlıktan, yoksulluktan ölsün. Çocukları destek olmasa emeklilerin çoğu aç, beslenememekten hep hasta. Hastanelere de gidemiyorsun. Gören yok. Pazar çok pahalı, marketler de öyle. Nerede kötü, markasız yiyecek bulursak alıyoruz yaşamak için. Ama böyle de gitmesin artık. Emekliler için ne yapılacaksa birlikte yapalım.
Emekliyim çalışıyorum
Remziye
İzmir
52 yaşımdayım, emekliyim, aynı zamanda çalışıyorum. İki çocuğum var, kirada oturuyorum. Eşimle benim emekli aylığımız ancak ev kirasına yetiyor. Artık gelirlerimiz olmazsa hiçbir şekilde geçinemeyiz. Çok sıradan, normal şeylerin artık lüks olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Sosyal etkinliklere gitmek istiyoruz ancak çok pahalı olduğu için ona bile gidemiyoruz. Mevcut iktidarın hiçbir şekilde bu sorunlara çözüm sunacağına inanmıyorum. En çok üzüldüğüm şey kendi ülkemde çocuklarımın hiçbir geleceğinin olmaması.
AKP’li yıllarda emeklilik
İsteğe bağlı sigorta prim oranının yüzde 33’e yükselmesi ve aylık taban prim tutarının 10 bin 899 liraya ulaşması, ev işçisi kadınların emekliliğe erişimini imkansız hale getiriyor. DİSK/Genel-İş verilerine göre kısmi zamanlı çalışan 2 milyon 237 bin kadın, eksik prim günlerini tamamlayamıyor. 2023 seçimlerinde Cumhur İttifakı tarafından vaadedilen devlet destekli emeklilik düzenlemesi üç yıldır yasalaşmadı; MHP Milletvekili Naci Şanlıtürk Şubat 2026’da yeni bir kanun teklifi sundu. Yüksek prim maliyetlerinin yoksul kadınlar için emekliliği erişilemez kılıyor.
2008 yılından bu yana emekli aylıklarında düzenli ve sistematik bir düşüş yaşanıyor. Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) bütçe verileri incelendiğinde, son 10 yılda emekli aylıklarını karşılama oranının yükseldiği görülüyor. Bu tablo, emekli aylıklarının SGK’ye eskiye oranla daha az yük getirdiğini ortaya koyuyor; zira maaşlar bilinçli bir politikayla sürekli olarak aşağı çekiliyor.
Buradaki temel amaç, emekli aylıklarını giderek düşürmek ve “emeklilik” hakkını kademeli olarak bir tür “sosyal yardıma” dönüştürmek. Bundan 15 yıl önce, ailedeki tek bir bireyin çalışmasıyla dört kişilik bir aile asgari ölçülerde geçinebilirken; bugün eve giren tek bir aylıkla aynı aileyi geçindirmek imkânsız hale geldi. Mevcut durumda en düşük emekli aylığının 14 bin 600 lira olduğu ve emeklilerin büyük çoğunluğunun bu rakama yakın maaşlar aldığı göz önüne alındığında, bu gelirle bırakın dört kişilik bir aileyi, tek bir kişinin bile geçinmesi mümkün değil.
Uygulanan ekonomi programları ve emeklilik politikalarındaki genel gidişat, giderek daha fazla kişiyi en düşük aylık seviyesinden emekli yapma hedefini taşıyor. Gelinen noktada, geçmişte tek bir emeklinin aldığı maaş, bugün adeta iki veya üç kişiye bölünerek dağıtılıyor.
Son yıllarda iktidar cephesi tarafından “ev kadınlarına müjde” olarak sunulan emeklilik meselesi de bu dönüşüm stratejisinin bir parçası. Ortada henüz somut bir kanun teklifi olmasa da planlanan sistemin ana hatları belli: Mevcut isteğe bağlı sigorta uygulamasına, devletin primlerin üçte birini karşılayacağı bir ekleme yapılacak. Ancak bu düzenleme, aylık 6 bin 200 lira gibi yüksek bir prim tutarının yine kadının cebinden çıkması veya emeklilik hakkı kazanabilmek için 1 milyon 116 bin lira gibi devasa bir toplu ödeme yapılması zorunluluğunu değiştirmiyor.
Yoksul bir ailenin bu maliyetleri karşılayacak gücü yok. Zaten ekonomik olarak eşine bağımlı yaşayan ev kadını, bu ulaşılamaz prim yükleriyle yine bağımlı kılınmaya devam ediliyor. Ayrıca bu sistem, yoksul halktan devlet kurumlarına doğru muazzam bir para transferi anlamına geliyor.
Kadınlar, üzerlerine yıkılan bakım yükü nedeniyle iş hayatından kopuyor ve çoğu zaman kayıt dışı çalışmaya mecbur bırakılıyor. Bu koşullar altında zaten zor olan emeklilik, yeni düzenlemeyle daha da zorlaşıyor. Sonuç olarak; devletin kamusal bir hizmet olarak sunması gereken bakım yükünün kadının sırtına binmesinin bedeli, yine çoğunlukla bu paraları ödeyemeyecek olan kadınlara ödetiliyor.
Fotoğraf: Pexels
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















