Hayatın giderek zorlaştığı ekonomik zorluğun yaşamı sağlığı hiçe saydığı zor bir dönemden geçiyoruz. Okullar açıldı. Eylül ayında sadece okul masraflarını nasıl karşılarım derdine düştü veliler. Yakın çevremde oturan Nursel, işin içinden çıkamadığını kırtasiye masrafının 3 çocuğu için 13 bin 500 lira tuttuğunu bu sebeple 2 çocuğunu bu sene servise veremediğini anlatıyor. Bir çocuğu ortaokul diğeri ilkokula gidiyor. Kaygılı gözlerle “Daha ek kitap istenecek onları nasıl alacağım?” diyor
Birkaç veli ile okul çıkışı ayak üstü çocukları beklerken konuşuyoruz. Bir veli arkadaş kırtasiye masrafına 6-7 bin lira ödediğini henüz ek kitap alamadıklarını söylüyor. “Tatili kısa tutmak zorunda kaldık, aklım hep okul masraflarındaydı. Yaz tatilini bu sebeple kısıtlı geçirip okul masrafına katkı sağlamaya çalıştıklarını anlatırken üzgün bir şekilde “İstediğimiz gibi gezemedik. Çocuklarımı sadece bir gün denize götürebildim” diyor üzgün bir şekilde.
Dört çocuğu olan bir başka kadın arkadaşımız sağlığını hiçe sayarak işe başladığını söylüyor. “Tedavi olmak zorundaydım fakat işe başladım. Dört çocuğumun kırtasiye masrafı için 16 bin lira ödedim. Eşim asgari ücretle çalışıyor. Kira ve faturalara gidiyor aldığı maaş. Eğer çalışmasaydım gıda ve okul masraflarını nasıl karşılayacaktık” diyor üzgün ve sitemli bir şekilde.
Çocuklarının eğitimden mahrum kalmaması için sağlığını hiçe sayıp ekonomik zorlukların üstesinden gelmeye çalışıyor. Aileler sağlıklı değil ki “güvende” olsunlar diye geldi o an aklıma. Bir şeylere kılıf uyduruyorlar da yoksulluğa karşı ne yapılıyor? Alım gücünün düştüğü bu dönemde ailelerin kaygıları giderek artıyor. Yoksulluğun derinleşmesi insanca yaşamı tehdit ediyor. Yönetenlerin umursamazlığı geleceğe dair kaygılarımızı arttırıyor.
Fotoğraf: DHA
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















