Uzun süredir konuşulan belediye kreşleri gündemi; artık kreşlerin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı çalışacak şekilde düzenlenmesi ile yeni bir boyut kazandı. Kreşlerle başlayan süreç belediyeler için diğer birim ve müdürlükler de yavaş yavaş hissedilir hale geldi.
Bu değişikliklerde aslında kreşler özelinde eğitimde fırsat eşitliğinin ve diğer alanlarda ise devletin standartlarının yaygınlaşması için iyi bir adım olduğu düşünülebilir. Fakat iki soruyu yanıtlamak gerekiyor. Devletin standartları yeterli mi? İkinci olarak da yerelin özel ihtiyaçlarını kapsayabilir mi? Devletin tüzük ve yönetmelikleri gayet iyi durumda gözükse de bunların tamamının kendi kurumları tarafından uygulanmadığı biliniyor. MEB atamalar yerine, her yıl on binlerce ücretli öğretmen işe alıyor. Okulların deprem yönetmeliğine uygunluğu ve güçlendirilmesi ise Maraş depremiyle kısa bir gündem olsa da okulların tek tek net durumu bilinmiyor. Ya da okul öncesinde beslenme sorunu okulların kendi bulduğu çözümlerle, velilerle toplu ya da tek tek çözümlerle ilerliyor. İkinci sorunun yanıtı ise kesinlikle hayır. Sadece eğitim alanında değil; belediye hizmetinin ulaşılabilir, bölgenin nüfusuna, sosyokültürel durumuna göre planlama ve hizmet götürmesi amacı ile şekillenmesi ile bakanlıkların hizmet planlaması arasında ciddi bir makas farkı olacaktır.
Çıkan KHK’lar ve yeni uygulamalarla belediyeler uzun süredir şirket gibi yönetiliyor. Artık patron ve belediyenin kârlılığı herkesin malumu bir konu. Öyle ki hakkını almak için greve çıkan işçiler belediye başkanlığı çevrelerince hedef gösteriliyor. Bununla birlikte son seçimlerde pastadan payını, yani İstanbul’da belediyelerin çoğunu kaybeden AKP, hukuk marifeti, şantaj ya da yolsuzlukla bu belediyeleri ele geçirme planını kalıcı hale getiriyor. İktidarın bu ‘’yerel şirketleri’’ denetlemek ve kârını kontrol etmek için attığı adımların sonuçlarını hep birlikte göreceğiz. Fakat bu sonuçları belediyelerin kreşlerini kullanan kadın ve çocuklar hızlıca yaşayacak gibi görünüyor.
2024 yılında MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner; belediyelerin, personelinin çocukları için kreş açabileceğini, vatandaş için olanları kapatılması gerektiğini savunmuştu. Tabi konuştuğu yer Özel Okullar Derneği etkinliği olduğu ve konuşmasının içeriğinde çocukların kreş ihtiyacının nasıl karşılanacağına yönelik bir şey söylemediği için tepki çekmişti. Özel okulların kârı her geçen gün artarken belediyelerin açtığı kreşlere yönelik alınan bu kararlar yine akla bu açıklamayı getiriyor. Okul açılış başvurularını değerlendirecek olan bakanlık, verilen sürede okulların yönetmeliğe uygun şekilde uyumlandırılmasını talep ediyor. Uygunluk tespit edilemeyen okullar kapanacak. Peki bu öğrenciler nereye gidecek? Bunun için yapılan bir plan ya da proje mevcut mu?
Kreş hakkı olarak genel bir şekilde ifade edilse de okul öncesi eğitim kurumları sadece 0-36 ay değil 72 aya kadar hizmet verebilmektedirler. Kreş hakkı ifadesi hem okul öncesi çocuğa eğitim ve bakım hizmeti sağlanmasını hem de çocuğa bakan annenin çalışması vb. için ihtiyacı olan güvenilir hizmeti de anlatır. Son dönemde belediyeler üzerinden yapılan kreş tartışmaları siyasetin taraflarının çatışma alanı gibi görünse kadınların istihdama katılımı ve çocukların nitelikli bakımı gibi konuları doğrudan ilgilendiriyor. Ve bu tartışmalarda halkın asıl ihtiyacı olan politikalar konuşulmuyor.
İBB’nin kreşlerinde henüz halka açıklanan bir kapanma olmasa da açılmayan okullar ve ücretsiz izne çıkan personeller konuşuluyor. Birçok ilçe belediyesinin de kapasitelerini daraltan ve sadece belediye personeline kreş hizmeti sunan bir noktaya çekileceği iddiası var.
Şu an belirsizlik yaşayan birçok personel ve öğrenci var. İş planını belediye çocuklarının yuva programına göre hazırlamış aileler ve annelerde aynı şekilde. Bakanlık belediyelere başvuru yapmak için altı ay, başvurudan sonra kesin açılış izni için de üç ay süre veriyor. Kesin açılışta eksiklerin tamamlanması için bu sürecin ertelemelere gebe olduğunu tahmin etmek zor değil. Bakanlığın plansız ve alt yapısız şekilde belediye kreşlerine olan bu baskısı, seçim öncesi muhalefetin zayıflamasına yönelik bir adım.
Peki kreşler ve anaokulları dönem ortasında ya da sonunda kapanırsa buradaki öğrenciler nerelere gidecek? İstanbul’un birçok emekçi mahallesinde bulunan kreşler kapandığında; sıbyan mekteplerine, Kuran kurslarına yönelimin artacağını tahmin etmek zor değil. Kreş yerine “komşu anne” gibi bilimsellikten uzak projeleri dillendiren Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlık yetkilileri ya da “Belediye kreşleri piyasayı kırıyor” anlayışına kulp bulan MEB müsteşarları bu sonuçlar için hazırlık yapmış görünmüyor.
Görsel: Canva pro
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















