İlkokula adım attığım ilk günü daha dün gibi hatırlıyorum. Kafesinden çıkan bir kuş gibiydim, dünyam bir anda genişlemiş, gökyüzüm büyümüştü. Öğretmenimin bakışları, çocuklara hayatı sevdirmesi, ufkumuzu açıp umudu bir el feneri gibi hayatımıza ışık tutmayı öğretmesi... Ve o gün kalbimde çiçekler açmıştı, karar verdim, "Ben de bir gün öğretmen olacağım." Çünkü çocukken herkes dünyayı kurtarmak isterdi. Bunu yapabilmek için de öğretmen olmak, dünyayı değiştirmek benim için öğretmenlik mesleğinden geçiyordu. İşte bu inançla bağlandım bu mesleğe.
Zaman su gibi aktı, büyüdüm. Nihayet bu yıl öğretmen oldum fakat bu yıl beni karşılayan gerçekler, çocukluğumun o masum hayallerine hiç benzemiyordu. Benim çocukluğumda tek derdimiz oyun oynamaktı. Okuldan geldiğimiz gibi kendimizi hemen dışarı atıp saklambaç oynar, saklananı bulup ebelemeye çalışırdık. Ama ben büyüyünce artık aileler çocuklarına bir şey olacak korkusuyla yanlarından ayrılamaz oldu. Haberlerde taciz edilen, öldürülen çocukların failleri yerleri bilinse bile saklanmaya, suç işlemeye devam ediyor, adaletten ve ebelenmekten kaçıyorlardı. Olan ise yine toplumun minik kalplerine oluyordu. Atanamayan meslektaşlarımın yok sayıldığı, beslenme çantasına kuru bir ekmek dahi koyamayan minik melekler gördüm. Sabahları okula çocuk sevinciyle değil, "Acaba başımıza bir şey gelir mi, birisi bize zarar verir mi?" korkusuyla bakan miniklerle karşılaştım. Ne yazık ki çok şey değişmişti. Okullar birer sevgi yuvası olmaktan çıkmış, âdeta birer hapishaneye dönüşmüştü. Bizler artık birer eğitimci değil, bir bakıcı haline gelmiştik. Umudunu yitiren öğretmenler karanlık bir geleceğin habercisi gibiydi, çocuklar ise gökyüzüne uçan minik kuşlar gibi değil, esir düşmüş mahkumlar gibi bakıyordu hayata.
Biliyorum, bu düzeni değiştirmek tek bir kahramanın işi değil; bu yük, ağır bir yük. Halkın, yasaların, yönetimin el birliğiyle değiştirmek şart. Bu düzen değişmeli, çocuklar umutla bakmalı ve uçmayı unutmamalı, tıpkı benim çocukluğumdaki gibi umutlu. Hayata umut feneri tutmayı öğretmeliyiz. Okullar yuva haline geri gelmeli. Yılmayıp mücadeleye devam etmeliyiz çünkü artık tek bir kurtarıcıya değil, el ele veren binlerce kahramana ihtiyacımız var. Thales'in de dediği gibi, "Umut, uyanık insanların rüyasıdır." Sana söz veriyorum çocukluğum, bu rüyanın peşini bırakmayacak, sevgiyle bakan çocuklar için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğim.
Fotoğraf: Ali Raza/Canva
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















