Çocuklarımızın ‘Bana kim bakacak?’ sorusu
Özellikle yaz aylarında çalışan ebeveynler için çocuk bakımı ciddi bir soruna dönüşüyor. 7/24 ücretsiz kreş talebi çok yakıcıyken, sağlık emekçisi kadınlar bunu nasıl yaşıyor, bir mercek tutalım…

Sabahları hastane bahçesinde koşturanlar arasında uykudan zorla kaldırılmış çocukları elinden kolundan sürükleyen çalışanları (çoğunlukla kadınları) daha sık görür olduk. Çocukları bırakacak yer bulamayanlar çalıştıkları yere getirmek zorunda kalıyorlar.

Çocuklar için “bırakacak yer” aramak da ne kötü bir tabirdir değil mi? Ne yazık ki yaşanan bu.

Bu “yer” için kriterlerimiz çocuğumuza sağlıklı bakılmasından, zorunlu temel ihtiyaçlarının karşılanmasından, güvenli bir ortamda olmalarından öteye gidemiyor genellikle. Nitelikli zaman geçirmesi, eğlenmesi, gelişimine destek verecek uygunlukta aktivitelerde bulunması beklentileri çok uzaklarda. Üç haftalık bir yaz okulunun fiyatı neredeyse bir asgari ücret olmuş. Kimin ne haddine… Hem zaten üç hafta neye yarar?

Bilirsiniz çalışan anneler için çocuk bakım sorunu okulların kapanması ile krize dönüşür. Özellikle 7/24 hizmet veren sağlık kurumlarında; çoğunda yeterli kreş yoktur, olanlar da hem süre hem de fiyat olarak çalışanlara uygun değildir. Biz çalışırız akşam sekize kadar, kreş beşte kapanır. Gece ya da hafta sonu için zaten hiç şansımız yoktur.

7/24 ücretsiz kreş talebi çok daha yakıcı artık. Ailelerin kendi olanakları çerçevesinde bulduğu çözümler riskli durumlara, ya ebeveynde ya çocukta psikososyal sorunlara yol açabiliyor. Kaynanasıyla küs bir kadının çocuğun bakımı için ona muhtaç kalması mesela! (İşte kadının psikolojisi dolayısıyla evin huzuru bozuldu.) Aile büyükleriyle sorunsuz ilişkiler olsa bile mahcubiyet yaşanması da olası. Bakıcı varsa bile, aklı evde olduğundan sürekli cep telefonuyla evle iletişimde olarak hasta bakımı yapan insanları düşünün bir kere, ne kadar acımasızca değil mi?

VARDİYALI BİRİMLERDE GECE VARDİYASINI SEÇENLER, ÇOCUĞUNU BİR BAŞINA BÜYÜTENLER…

Kovid 19’un yeniden yükselişe geçtiği, ölümlerin 2 hafta öncesinin 2 katına çıktığı, yoğun bakımların yeniden dolmaya başladığı bugünlerde çocuğun hastaneye getirilmesine ne demeli?

Uzakta bile olsa sadece hafta sonları ya da 2 haftada bir de görse kimi çalışanlar çocuklarını varsa yazlığı olan büyük annelere ya da köye vb. göndermekte buluyor. “En azından güvende olduğunu biliyorum” derken çocukla ebeveynleri arasındaki güven bağına da aile bütünlüğüne de hasar bırakma riskini göze almak zorunda kalıyorlar.

Ah ah o çocuklar büyüyünce ne sitem ediyorlar “Ben şu sorunu yaşarken sen yanımda yoktun” “Yorganın altında gizli gizli ağlardım” sözleriyle. Haklılar. Benim kızım da nöbet listemden bahsettiğimizi duyunca “Bana kim bakacak” diye sorardı.

Henüz tek başına evde kalabilecek yeterlilikte olmayan çocukların kapılar üstlerine kilitlenerek evde bırakılmasının barındırdığı tehlikeler ise saymakla bitmez.

Sadece gündüz hafta içi 8-17 mesaisinde çalıştığı halde vardiyalı birimlere geçip gece çalışmayı seçerek eşiyle dönüşümlü bakım sağlayanların sayısı da az değil.

Hele bir de tek ebeveynli aileleri düşünürsek çocuk bakımının hem parasal hem duygusal yükü oldukça artıyor. Bu tek ebeveynin de büyük çoğunlukla kadın olduğu gerçeğine vurgu yapmaya gerek yok sanırım.

Görüldüğü gibi başka çözüm yok; kreş, etüt olmak zorunda.

Çocuklarımızın sağlıklı ortamlarda nitelikli büyüme gelişme haklarının sağlanması için, çalışanların huzurlu bir şekilde çalışabilmesi için kreş ve etüt hakkı mücadelemizi büyütmekten başka çaremiz yok.

Görsel: Pixabay

İlgili haberler
Devlet kreşleri yetersiz, veliler piyasa insafına...

Kreş ücretleri asgari ücrete yaklaşırken veliler devlet kreşlerinin yetersizliği nedeniyle özel kreş...

Sağlık emekçileri: ‘Kreş için geçici değil kalıcı...

‘Bıçak kemiğe dayandı’ denilen noktalardan biri de sağlık emekçilerinin çocuklarının bakım sorunu. B...

‘Çalışan bir anne olarak ücretsiz, nitelikli kreşl...

Özel sektörde çalışan ve çocuğuna bakacak kimseyi bulamayan pek çok kadın işten ayrılmaya mecbur bır...