İstanbul Arnavutköy’de metal iş kolunda üretim yapan Şenpres fabrikasında, kasım ayından beri ücretleri ödenmeyen işçiler; patronun bir gecede makineleri fabrikadan adeta kaçırarak kendilerini mağdur etmesi üzerine fabrika önünde eyleme başladı. Fabrika çalışanlarının neredeyse üçte birini kadın işçiler oluşturuyor. Altı yıldan 21 yıla kadar bu fabrikada ömrü geçen kadınlar, çalışma koşulları nedeniyle sağlıklarını da kaybettiklerini söylüyorlar. Büyük demirler çekmekten üç kez elinden ameliyat olan, kasa kaldırmaktan bel fıtığı olan kadınlar; iki kişilik iş yapmalarına rağmen erkek işçilerden daha düşük ücretle çalışmalarıyla, yaşanan eşitsizliğin bir başka boyutunu da gözler önüne seriyor. 2025 yılının mayıs ayından beri mesai ücretlerini alamadıklarını söyleyen kadınlar, dört aydır da maaşlarının ödenmediğini ifade ediyorlar. Üstelik fabrikada ramazan ayı başladığından beri üretim olmamasına rağmen, hâlâ işten çıkışları yapılmadığı için resmî kayıtlarda çalışıyor görünüyorlar.
"Bizi yalanlarla kandırdılar"
48 yaşında ve dört yıllık işçi olan Tuğba ile konuşuyoruz. Tuğba da ne maaşlarını ne de mesailerini alabildiklerini anlatıyor. Kasım ayı öncesinde aldıkları son maaşı da elden ve 2-3 taksitle aldıklarını söyleyen Tuğba, tazminatları için ellerine tutuşturulan senetleri göstererek bunların hiçbir hükmü olmadığını anlatıyor:
“Bize hiçbir şey söylemeden, ne çıkış yaparak ne de hesabı kitabı doğru dürüst yaparak gittiler. Kendi kafalarına göre hesapladılar. Kimse ne kadar para alacağını da bilmiyor. Bize de bir senet verdiler ama hiçbirimiz güvenmiyoruz. Senetler de Şenpres üzerinden verilmedi. Verdikleri şirket de artık o şirket değil. Bir gün birimizle çıkıp konuşan, bizi muhatap alan olmadı. Ramazan başından beri buradayız. Ne yaşıyoruz, nasıl oruç açıyoruz, nasıl iftar ediyoruz kimse bilmiyor. Ben kiracıyım ve eşimle beraber burada çalışıyorduk. Eşim de sekiz yıldır buradaydı; sekiz yıla 300 bin lira vermişler. Hâlâ da eşimi kandırarak burada tutmaya çalışıyorlar. Yalan dolanla bizi bugüne kadar getirdiler.”
"İki kişilik iş Yapıyoruz, karşılığı yok"
Rabia da altı yıllık bir işçi. Fabrikadaki üretime dair şunları söylüyor: “Kollektör, dedektör, vanalar, bataryalar, minik metal parçalar üretiyorduk. Demirleri getirip işliyorlar, sonra kesip montajlıyorlar. Ben de 2020’den beri buradayım. En son vana bölümündeydim. Biz burada 10 buçuk saat çalışıyorduk. Öğle molamız 40 dakikaydı; cumartesi pazar mesaileri vardı ama geçen sene mayıstan beri bunları alamıyoruz. Asgari ücret veriyorlar zaten; yeri geliyor iki kişilik iş yapıyorum ama hem erkek işçilerden daha az alıyoruz hem de hiçbir kıymetimiz yok.”
"Alyansımı, küpemi sattım"
Eşi Şenpres’te çalışan bir kadın da eşine vekaleten gelerek eyleme destek veriyor. Eşi orada değil çünkü parasızlık son noktaya gelince Ankara’ya inşaatta çalışmaya gitmiş:
“Eşim 22 senedir burada çalışıyordu. Şu an 42 yaşında, iki çocuk okutuyorum ben. Aylık 4 bin lira servis ücreti veriyordum, artık veremiyorum. Durumu izah ediyorum ama kimse hâlden anlamıyor. 'Ödeyin' diye arayıp duruyorlar. Okulda temizlik personeli olarak çalışmak için gittim ama sabah 8 akşam 8 çalışma saati var; çocukları kime bırakayım? O iş de olmadı. Zaten eşimin maaşından başka gelirimiz yok. Alyansıma, küpeme varana kadar sattım; o da zaten üç kuruş ediyor. Kartlara yüklendik; ha bugün öderler ha yarın diye ama baktık olmuyor, eşim gitti ben geldim.”
"Emeğimizi çöp ettiler"
Dürdane 12 yıllık çalışan. Hem eşi hem oğlu Şenpres’te çalışıyor. Bu durum aileyi ekonomik olarak tamamen çökertmiş durumda: “12 senelik emeğimizi çöp ettiler. 80 küsur saat mesaim vardı. Altı ay sigortasız çalıştım, altı sene de asgari ücretin bile altında çalıştım. Üçümüz birden kapının önüne konulunca kredi çektik, kartlara yüklendik; borcu borçla kapatmaya çalıştık. On iki senelik emeğime verdikleri senet 340 bin lira; onu da beş yıla bölmüşler, üç ay sonra beş taksitle vereceklermiş. İstemiyorum; ben hemen şimdi bütün emeğimin kuruşuna kadar hesaplanıp verilmesini istiyorum.”
"Hakkımızı Almadan Gitmiyoruz"
Fatma ise fabrikadaki en eski işçi, tam 21 yıldır orada. “Gençliğimi verdim ben bu fabrikaya,” diyor. Durumu şöyle özetliyor: “Altı sene sigortasız çalıştırdılar beni. Çoluk çocuk var, ihtiyacımız var diye ses etmedik. Mesailerimizi de elden veriyorlardı. Yaşımıza bakmayın, burada yaşlandık çoğumuz. Buraya sapasağlam girdi herkes; şimdi tansiyon, bel fıtığı, sinir sıkışması bir sürü derdi var herkesin. Demir kasalar kaldırmaktan sağlığımız da gitti.”
Patronun konkordato ilanını sorduğumuzda ise kadınlar süreci şöyle anlatıyor: “Bizi altı gün ücretsiz izne gönderdiler. Sonra 'Şu gün gelin çalışın' dediler, geldik. Bir sabah baktık ki fabrikada kimse yok, makineleri çıkarıyorlar. Nereye götürdüklerini sorduğumuzda 'tamire götürüyoruz' dediler. 'Salı git çarşamba gel' diyerek bizi oyalayıp çekip gittiler.”
Kadınların talepleri net: Soğuğa, yağmura rağmen ramazan başından beri fabrikanın önündeler. Tek istekleri emeklerinin karşılığı:
“Çıkışımız yapılsın ki işsizlik maaşımızı alabilelim. Tazminatlarımız verilsin. Bu soğukta evimizde durmak ya da başka yerde işe girmek varken neden burada bekleyelim? Hâlâ çalışıyor görünüyoruz, elimizi kolumuzu bağladılar. Hakkımızı yiyen herkese haram olsun. Bu ramazanı nasıl geçirdik kimse bilmiyor ama hakkımızı almadan buradan hiçbir yere gitmiyoruz.”
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Şenpres işçileri: 4 aylık ücretimizi ve tazminatımızı istiyoruz
Konkordato ilan eden Şenpres fabrikasında neredeyse yarısının kadın olduğu 300 işçi, 4 aydır ödenmeyen ücret ve tazminatlarını talep ediyor: "Son saniyeye kadar çalıştırıp makinaları söküp gittiler."
Şık Makas işçileri: Mehmet Türkmen derhal serbest bırakılsın
Sırma Halı işçilerinin hak mücadelesine destek verirken tutuklanan BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen için Şık Makas işçileri açıklama yaptı: 'Asıl suç işçinin emeğini gasbetmektir.'
Sincan’da bir işçi kadının hikayesi: Şiddet, yoksulluk ve direnç
Irmak, şiddet gördüğü erkekten boşansa da tehdit sürüyor; düşük ücret, yüksek kiralar ve ulaşamadığı sosyal yardımlar Irmak’ın hayatını zorlaştırmaya devam ediyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























