
Bilindiği üzere İmamoğlu’nun önce diploması iptal edildi ardından gözaltına alındı. Okulumuzda bu mesele yankı buldu. Sosyal medyaya erişim sınırlı, internet çekmiyor. Borsa tepetaklak. Günlük endişeler de yaşıyoruz uzun vaadeli kaygılarımız da var.
Saçımızın renginin bile artık bahane edilip memuriyetten atabiliriz diye düşünerek baskı ortamının daha da artacağına daiğr çıkarımlar yapıyoruz. Saraçhane çağrısına dönük “Çok gittim, gençler gitsin” diyor bazı arkadaşlar.
‘YAŞANANLAR HEPİMİZE GÖZDAĞI’
“Deprem gibi sonra unutulur gider” diyerek toplumsal hafızamızın zayıf olmasından da dem vuranlar var. “Demin Almanya’ya öğretmen olarak gitmenin yoluna baktım” deyip gelecek kaygısı yaşayanlar var, sokağa çıkmak isteyip ama “İnsanların sokağa dökülmesinin önüne geçmek istiyorlar. ‘Biz sizi uyardık sopayı yersin’ diyorlar.” diyenler de var.
Kimseye güvenmiyoruz ama kendi gücümüze güvenmeliyiz. “Elimiz kolumuz bağlı hiç bir şey yapamıyoruz”, “Ne yapalım, terk mi edelim ülkeyi?” diye umidi kesmemeliyiz. Yaşananlar hepimize verilmiş bir gözdağı. Yapılması gereken de beklemek değil, haksızlığa karşı ses yükseltmek. Sokaktan, iş yerlerimizden de birlikte seslenmek.
Görsel: Yapay zeka tarafından oluşturuldu
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
Editörden
Bültenimize abone olun!
E-posta listesine kayıt oldunuz.