Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 8 Mart’a dair eylem ve etkinlik programını dair açıklama yaptı. Açıklamayı okuyan KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, “Örgütlenerek bir öz güce ulaşan kadınlar olarak, birbirimizden öğrenerek, dayanışarak bu karanlığı aşacağımızı biliyoruz. Rojava'dan Filistin'e, Afganistan'dan İran'a sınırları aşan kadın mücadelemizle kadınların sesini, sözünü, eylemini çoğaltarak hep birlikte bu karanlığı aşacağız, karanlığa teslim olmayacağız” diye konuştu. KESK, 8 Mart’a yaklaşırken işçi kadınları ziyaret edeceklerini duyurdu.
KESK Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada Gevher, 8 Mart’ın kadınların emeğinin sömürülmesine, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa; her türden baskıya ve şiddete karşı direnişi simgeleyen bir mücadele günü olduğunu belirterek; “Temel Conta’dan Digel Tekstil’e, Şık Makas’tan Migros Depo’ya direnen, Gazze’den Rojava’ya, Ukrayna’dan İran’a, Afganistan’a savaş koşullarında var olmaya çalışan tüm kadınları selamlıyoruz” dedi.
Dünyada ve ülkede yaşanan tüm krizlerin bedelinin önce kadınlara ödetilmeye çalışıldığına işaret eden Gevher; “Neo-liberal politikalar en çok kadınları etkiliyor. Kadınlar sermayenin çıkarına ucuz işgücü olarak, düşük ücret, yarı haklar ile emek pazarına dâhil edilmeye çalışılırken, devletin kamu hizmetlerini tasfiyesini ‘iş ve aile uyumunu sağlama’ gibi bir kılıfa sokması en çok bize, kadınlara zarar veriyor. Esnek, kısmi/yarı zamanlı ve evden çalışma bir seçenekmiş gibi sunuluyor. Kadınların hane içinde bakımı, ev içindeki ücretsiz emeği aksatmadan istihdama dâhil edilebilmesi sağlanmaya çalışılıyor; yani bize ataerki ile kapitalizmin çıkarlarını kesiştiren bir çalışma alanı yaratılıyor” diye belirtti
“Dilovası yangınında katledilen yedi işçiyi unutmadık”
Türkiye’de kadın işsizliğinin yüzde 45’lere ulaştığını ifade eden Gevher, “Yoksulluk, barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için eğitimin dışına itilen yüzbinlerce kız çocuğu eğitim hakkından faydalanamıyor. Kesintili eğitim sistemi, MEB yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler, ‘milli ve yerli’ eğitim müfredatı ve şimdide de karma eğitimin tartışmaya açılmasıyla demokratik bilimsel, cinsiyet eşitlikçi ve laik eğitim ortadan kaldırılırken, çocuklara çok küçük yaştan itibaren katı cinsiyetçi iş bölümünü yeniden üretiliyor” dedi. MESEM projelerinde 77.715 kız çocuğu, çocuk işçi olarak hem ucuz işgücü hem de her türlü tacize ve istismara açık sermayenin emrine verildiğini ifade eden Gevher, “Bu sistemin getirdiği can yakıcı sonuçlardan birini de TBMM’de gördük. Stajyer öğrencileri istismar edenler serbest bırakıldı! İSİG verilerine göre iş yerlerinde işçi güvenliği ve sağlığına yönelik tedbirlerin alınmadığı için iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu, çocuk işçi katledildi. Dilovası’nda Ravive Kozmetik’teki yangında hiçbir önlem alınmadığı için adeta göz göre göre katledilen üçü çocuk yedi işçiyi unutmadık, unutturmayacağız!” diye konuştu.
“Bir günde 6 kadın katledildi”
Günde en az 3 kadının katledildiğini ifade eden Gevher, “Türkiye’de aynı gün içinde, 6 kadın katledildi. 2026’nın ilk ayında 22 kadın öldürüldü; 14 kadının ölümü ise kayıtlara 'şüpheli' olarak geçti. Bu cinayetler bir ihlale, politika boşluğuna ve sistematik cezasızlığa işaret ediyor. Cezasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle failler kadınlar için tehdit olmaya devam ediyor” dedi.
Dünyada ve bölgede devam eden savaş ve çatışmaların ekonomik ve toplumsal krizlerinin derinleştiğini ifade eden Gevher, “Çatışmadan sonra geçiş süreçlerinde de kadınların hedefe alındığını görüyoruz. Afganistan'ın kölelik hükümlerine yer veren ceza yasası, kız çocukların eğitiminin yasaklanması, dans etmenin ve dans edenleri izlemenin suç sayılması, Suriye’de Lazkiye Valiliği’nin kamuda çalışan kadınlara makyaj yasağı, Şam kırsalındaki El-Tel Belediye Meclisi’nin kadın giyim mağazalarında erkeklerin çalışmasını yasaklaması, Rojava’da çetelerinin kadın bedenine ve kazanımlarına dönük saldırılar kadın soykırımının bir parçası olarak devam ediyor” dedi.
“Örgütlenerek karanlığı aşacağız”
Kadınlar olarak bunları kabul etmediklerini belirten Gevher, “Bizler kadın mücadelesine dönük tüm baskı ve şiddet politikalarının dönemsel değil stratejik, sistemik olduğunun farkındayız. Karşımızdaki olumsuz tabloya, faşizmin ve köktendinciliğin kendisini kurumsallaştırma girişimlerine rağmen, kadınların yaşamın her alanına eşit ve özgür katıldığı, gerçek anlamda demokrasinin, barışın, laik bir yönetim biçiminin inşa edildiği bir ülke yaratmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Örgütlenerek bir öz güce ulaşan kadınlar olarak, birbirimizden öğrenerek, dayanışarak bu karanlığı aşacağımızı biliyoruz. Rojava'dan Filistin'e, Afganistan'dan İran'a sınırları aşan kadın mücadelemizle kadınların sesini, sözünü, eylemini çoğaltarak hep birlikte bu karanlığı aşacağız, karanlığa teslim olmayacağız” ifadelerini kullandı.
İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa'nın etkin bir şekilde uygulanması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, güvenceli iş, güvenli gelecek demek, insanca yaşamaya yetecek ücret için alanlarda olacaklarını ifade eden Gevher, 28 Şubat 1 Mart tarihleri arasında işçi kadınları ziyaret edeceklerini açıkladı.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















