“Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için 25 Kasım 2024’te önce Taksim Tünel’de ardından da Karaköy İskelesi’nde eylem gerçekleştiren 168 kadına dava açıldı” Bu haberi görmüşsünüzdür bir yerlerde.
“Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” ettiği iddia ediliyor kadınların. Hatta gözaltına alınan, işkence edilen, eylem yapma hakları yasa dışı bir şekilde engellenen kadınların bazılarının polise mukavemet ettiği iddiası da var.
168 kadın bu iddialarla yargılanacak, duruşma da bugün. Yazıyı okuduğunuz şu anlarda 25 Kasım günü eylem yapmak isteyen, kadına yönelik şiddetle ilgili sloganlar atan, dövizler taşıyan kadınlar hakim karşısına çıkmış olacak.
Kadına yönelik şiddeti protesto etmek, devlete sorumluluklarını hatırlatmak, ölen kız kardeşlerimizi anmak kamu düzenini bozuyor, 2025’te de sık sık duyduğumuz üzere “milli güvenlik sorunu” (!) yaratıyor bu ülkede.
Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesini 2025 yılı boyunca engellenen pek çok protestoda çokça duyduk. İktidarın bir organı haline gelmiş yargının en çok kullandığı gerekçelerden biri bu oldu. Sulh ceza hakimliğinin kararıyla, “Milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle müzik gruplarının konser görüntülerine erişim engeli getirildi. Üstelik engellemeye ilişkin başvuruyu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yapmıştı. 11. yargı paketinde yer alan LGBTİ ve kadın düşmanı, eşitlik mücadelesini kriminalleştiren maddeler de kadınların yürüttükleri mücadelenin iktidar tarafından nasıl ele alındığının bir göstergesiydi.
168 kadının hakim önüne çıkarılması böyle büyük bir milli güvenlik sorunu kapsamında olsa gerek. Yoksa kadına yönelik şiddetle inanılmaz büyük bir ısrarla mücadele ettiğini söyleyen bir iktidarın yönettiği bir ülkede böyle bir dava neden olsun ki(!)
Oysa asıl güvenlik sorunu kadınlar, LGBTİ’ler ve çocuklar için var bu ülkede. Saha Araştırmaları Merkezinin (SAMER), 1 Ocak-31 Aralık 2025 tarihleri arasında basına yansıyan kadına yönelik şiddet vakalarını incelediği rapor tehlikenin büyüklüğünü ortaya koyuyor. 2025 yılı boyunca 420 kadının öldürüldüğü, 508 kadının ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği bilgisi raporda yer alıyor. İktidarın aile yılı ilan ettiği 2025 yılında toplam 928 kadının hayatını kaybettiği belirtiliyor. Burada altını çizmemiz gereken bir nokta var: Tüm bu tablo ile mücadele etmek ve kız kardeşlerinin eşit ve özgür bir biçimde yaşaması için sokaklarda olan kadınlar suçlu ilan ediliyor; “milli güvenliği ve kamu düzenini” tehdit ediyor iktidarın gözünde.
Eşitsizliği kışkırtan açıklamaların, uygulamaların ısrarla sürdürüldüğü 2025 yılında düzenlendi bu davanın iddianamesi. Diyanet İşleri Başkanlığının kadınların örtünmesini emreden ve miras hakkından vazgeçmesi gerektiğini ifade eden cuma hutbelerinin okunduğu yılda... 2025 yılı müzik gruplarının, şarkı yazan söyleyenlerin genel ahlak nedeniyle kendilerini adliyelerde bulduğu bir yıl oldu. LGBTİ nefreti her fırsatta körüklendi. Yaşamsal tehlikelere neden olacak açıklamalar, yasa teklifleri yıl boyunca sürekli gündemde tutuldu. Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde tutuklu bulunan trans erkek mahpus Poyraz’ın 1 Aralık 2025’teki şüpheli ölümü tam da bu yaşamsal tehlikenin ne kadar gerçek olduğunu somut olarak ortaya çıkardı.
2025 yılı boyunca tek bir sığınmaevi açmayan, yeni bir kreş yapmayan, çalışma hayatında kadınların yaşadığı sorunlar üzerine tek bir söz etmeyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kadına yönelik şiddete ilişkin sorumluluğu yine kadınlara yüklemeye karar vererek işaretleri fark etme çağrısı yaptı. Kadının yaşadığı şiddeti fark etme, harekete geçme konusunda işaretleri takip edip, bir şeyler yapma yükünü de kadınlara yükledi.
Kadınların tüm hakları teker teker budanmaya çalışılsa da, “Biz haklarımızı sokakta bulmadık” diyerek mücadele eden kadınlar suçlu ilan edilse de kadınlar susmadı. Geçtiğimiz yıl kadın işçiler ülkenin dört bir yanında grev ve direnişlerdeydi. Şık Makas işçisi kadınlar gibi çok sayıda kadın işçi yeni yıla direnişle girdi.
2025 yılı 25 Kasım’ında kadınlar ülkenin dört bir yanında yine sokaklardaydılar. Tıpkı 2024 yılı 25 Kasım’ında olduğu gibi. 2024 yılı 25 Kasım eylemine dava açılmasını sağlayanlar, 2025 yılında da kadınlara hayatı cehenneme çevirmek için ellerinden geleni artlarına koymadılar ama 2025 yılı 25 Kasım günü kadınların ses çıkarmasını engelleyemediler.
2024 yılındaki eyleme 2025 yılında açılan dava 2026 yılında başlıyor, belki karar verilmesi 2027 yılını bulur, onu hep birlikte göreceğiz.
Adliyeler görevini yapmayanların yargılandığı mekanlar oluncaya kadar ve ondan sonra da sürecek kadınların mücadelesi, kimsenin şüphesi olmasın.

Fotoğraf: Evrensel
İlgili haberler
25 Kasım’da aktivist Janset Kalan’a ‘müstehcenlikten’ ceza verildi
Trans kadın aktivist Janset Kalan’a 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, 'müstehcenlikten' hapis ve para cezası verildi.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN























