Ekonomik, politik hemen her alanda saldırıların arttığı, emekçilerin yaşam koşullarının ağırlaştığı, ülkedeki en köklü sorunlardan biri olan Kürt sorununda "süreç" tartışmalarının olduğu bir dönemde KESK, “Mirasımız Direniş, Sözümüz Mücadele” şiarıyla 3. Kadın Kurultayına gidiyor. Kurultayda, Ankara Eğitim Sen 3 No’lu Şube olarak iki atölyede çalışma yürüttük. Bu çalışmaları yaparken öncelikli hedefimiz kadınların ve kamu emekçilerinin mücadelesini büyütmeye katkı sunmaktı. İş yerlerindeki kamu emekçisi kadınların görüşlerini kurultaya taşımaktı. Tarikat ve cemaatlerin toplumsal yaşama etkileri ve laikliğin kadın mücadelesi açısından önemi üzerine atölye oluşturduk. Öncelikli olarak laikliğin ne olduğu, tarikat ve cemaatlerin toplumsal yaşama etkileri, iş yerlerindeki kadın eğitim emekçilerinin laiklik algıları ve laiklik karşıtı uygulamalar üzerine komisyon olarak bir dizi çalışma yaptık. Anket çalışmamızda da önemli tespitler ortaya çıktı.
Kadınların olmadığı mücadelenin kazanılması mümkün değil
Ülkemizde laiklik tartışmaları sadece siyasal alanın değil aynı zamanda eğitim sisteminin, kadın haklarının ve toplumsal yaşamın önemli bir merkezi haline gelmiştir. Dolayısıyla KESK’in bu konuda söyleyecekleri, iş yerindeki kadın emekçilerinin görüşlerini de içermelidir. Kamu emekçilerinin ve kadınların dâhil olmadığı hiçbir tartışma ya da mücadelenin başarı kazanması ve dönüştürmesi mümkün değildir. Laiklikle ilgili eğitim alanında laiklik karşıtı uygulamaları, tarikat ve cemaatleri, okullarda yapılan protokollerin etkilerini, değerler eğitimini, ÇEDES’i, karma eğitim karşıtı söylem ve uygulamaları, kız çocuklarının eğitimden erken kopuşunu, kılık kıyafet üzerinden yapılan kadın bedenine yönelik politikaları, aile üzerinden kadının, dolayısıyla toplumun dizayn edilme politikaları gibi birçok gündem kadınların hayatını etkiliyor. Ancak bu konularda bir mücadele hattını kadın emekçileri dâhil etmeden kazanmak mümkün değildir.
Kadın öğretmenler baskı hissediyor
Yaptığımız anket çalışmasında, tarikat ve cemaat yapılanmalarının okullarda ÇEDES, protokoller, ders içerikleri, din kültürü ahlak dersi ve seçmeli din içerikli derslerin öğrenciler üzerindeki etkilerini, çocuklar ve aile yapısı üzerinde etkilerini öğretmenlerin yakından gözlemlediği ve yine kendi yaşadıkları sorunlara ve laik eğitime yönelik saldırılara karşı mücadele etmesi gereken kesim olduğuna yönelik önemli veriler ortaya çıkmıştır.
Bu verilere şu örnekler verilebilir:
Öncelikle ankette görülen en baskın görüş laiklik ilkesinin zayıfladığı yönündedir. Katılımcı kadınların çoğunluğu, laiklikten uzaklaşmanın yalnızca eğitim politikası değil aynı zamanda kadınların toplumsal hayattaki varlığı açısından da bir tehdit olduğu düşünmektedir. Kadın öğretmenlerin önemli bir kısmı okul ortamında dolaylı ya da doğrudan baskı hissettiklerini ifade etmiştir. Bu baskıları öğretmen ve öğrenciler açısından şöyle ifade etmişlerdir:
Kıyafet üzerinden müdahaleler, kız ve erkek öğrencilerin yan yana oturmasına yönelik itirazlar, oyun ve etkinliklerde temas karşıtlığı, veli baskısı, idari baskı, yine kız çocukları açısından erken yaşta evliliğe yönlendirme, eğitimden kopma, kılık kıyafet baskısı, dini tören ve etkinlikler.
Laiklik kutuplaşmanın parçası yapılmamalı
Değerler eğitimi adı altında sadece dini değerlerin öne çıkarılması, ÇEDES uygulaması ile pedagojik eğitimi olmayan kişilerin okullarda faaliyet yürütmeleri, öğretmenlik mesleğini değersizleştirirken, laiklik karşıtı bir tutum olduğu ifade edilmiştir. Anket sonuçları ayrıca, laiklik ve kadın hakları mücadelesi açısından da doğrudan bir sonuç ortaya çıkarmıştır. İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı yasa, Medeni Kanun, karma eğitim, çalışma hakkı gibi konular laiklikle bağlantılı olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda laikliğin kadın haklarının korunması ve geliştirilmesi açısından temel bir güvence olduğu vurgulanmıştır.
Bununla birlikte ankette tamamen tek yönlü bir sonuç ortaya çıkmamıştır. Az sayıda katılımcı, laiklik tartışmalarını abartılı bulduğunu, doğrudan baskı hissetmediklerini, bazı uygulamaların laiklikle ilişkisi olmadığını düşündüğünü belirtti. Bu husus da öğretmenler arasında farklı deneyimlerin ve farklı toplumsal-politik yaklaşımların olduğu gerçeğini göstermektedir. Ayrıca laikliğin bir kutuplaşmanın parçası edilmemesinin önemini göstermiştir.
3. KESK Kadın Kurultayına giderken kamu emekçisi kadınların çalışmalarının sonuçlarını yazdığı yazıların tamamına göz atmak için TIKLAYIN
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Sağlıkta dönüşümün görünmeyen yüzü: Kadın sağlık emekçilerinin zamanı, bedeni ve emeği
'Dönüşen yalnızca sağlık hizmeti değildir. Kadınların çalışma, yaşama, dinlenme ve mücadele etme biçimleridir.'
Kadınlar için anadilde sağlık hakkı neden hayati?
3. KESK Kadın Kurultayı öncesi SES Elazığ Şubesinde sağlık emekçisi kadınlar anadilde sağlık hakkının sağlık emekçisi kadınlar ve sağlık hizmeti alan kadınlar için ne kadar önemli olduğunu araştırdı.
Bir anketin gösterdikleri: Büro iş kolunda kadın emekçiler ne diyor?
'Mesele, sendikayı kadın emekçilerin bulunduğu iş yerlerinden başlayarak, onların sözüne, deneyimine ve iradesine dayanarak kadın emekçilerle birlikte yeniden kurmaktır.'
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























