Türkiye’de NATO zirvesi başlamadan hemen önce yapılan hazırlıklardan biri de NATO karşıtı hesapların peş peşe kapatılması olmuştu. Ekmek ve Gül, Sendika Org, Genç Hayat gibi birçok Instagram hesabı “İçerikleriniz politikamıza uymuyor” bahanesi ile, aslında “NATO hazırlığı” kapsamında askıya alındı.
Geçtiğimiz günlerde BBC merkezden Divya Arya’nın Instagram’a dair yaptığı araştırma epey ilginçti. Araştırma, Instagram’ın Hindistan’da çocukların cinsel istismarı içerikli materyalleri teşvik eden ücretli reklamlar yayımladığını ortaya koyuyordu.
BBC World Servisi tarafından incelenen bu reklamlarda, “tecavüz videosu” ve “çocuk videosu” gibi ifadelerin kullanıldığı ve kullanıcıların Telegram mesajlaşma uygulamasındaki kanallara yönlendirildiği belirlendi. Bu kanallarda kullanıcılar, söz konusu içerikleri sadece 99 rupi (yaklaşık 1 dolar) gibi bir ödeme karşılığında satın alabiliyordu.
Instagram’daki reklamlar, ancak platformun içerik inceleme teknolojisi tarafından onaylandıktan sonra yayımlanabiliyor. BBC bu reklamlardan birini Instagram’a ihbar ettiğinde, sosyal medya ağı 24 saat sonra verdiği yanıtta bu paylaşımın Instagram’ın “topluluk kuralları”na aykırı olmadığını iddia ettiğini yazıyor.
Daha sonra BBC, Instagram’ın ana şirketi Meta’dan konuya ilişkin görüş talep ettiğinde şirket; halihazırda bazı reklamları devre dışı bıraktığını ve bu reklamları yayımlayan hesapları askıya aldığını bildiriyor. Bu açıklamanın ardından BBC, Instagram’da açtığı bir hesapla bu süreci gözlemliyor ve zamanla bu içeriklerin önüne düştüğünü fark ettiğini yazıyor.
Instagram ocak ayında yaptığı açıklamada, 2025 yılı ile biten mali yıldaki 200 milyar dolarlık gelirinin yaklaşık yüzde 98’inin reklamlardan elde edildiğini bildirmişti. Çeşitli kaynaklar reklamların Instagram gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını oluşturduğunu tahmin ediyor. Yani para “topluluk kuralları” tanımıyor.
Meta ve diğer sosyal medya şirketleri, dünyadaki tüm kapitalist işletmeler gibi sermaye nereden akıyorsa oraya doğru hareket ediyorlar ancak teknoloji şirketlerinin diğer şirketlerle arasında önemli bir fark var. Bu şirketler kapitalizmin, devletlerin propagandasını şekillendirmek ve uygulamak için de görev üstleniyorlar. O yüzden çocukların istismar edildiği videolar 1 dolar karşılığında pazarlık ediyorken, çocukların, kadınların yaşam hakkını savunan platformlar, savaşa karşı olan kurumlar bugün Türkiye’de NATO zirvesi öncesi kapatılabiliyor. “Topluluk kuralları” dedikleri şey; bir avuç sermayedar ve onların koruyucusu devletlerin koyduğu kurallar.
Bu yüzden 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin yaşamını yitirdiği Ezgi Apartmanı davacılarından olan Nurgül Göksü’nün sesi de “topluluk kuralları” kapsamında askıya alınmaya çalışılıyor. Göksü, “6 Temmuz Pazartesi günü evlatlarımı kaybettiğim Ezgi Apt. duruşması var ve yine İnstagram hesabım kapatıldı, takip edenler bilir; ben bu durumu her duruşma öncesi yaşıyorum” diyerek isyan etmişti.
Bir avuç “topluluk” Hindistan’da çocuk istismarı videolarını yaygınlaştırırken, Türkiye’de çocuklarını kaybeden bir annenin hesabını her duruşma öncesi kapatabiliyor. Sermaye her alanda kendine karşı olan, kendi çıkarlarıyla çatışan her sesi “askıya” almaya, kural, sınır tanımamaya devam ediyor. Sosyal medya şirketleri de bunun en bariz örneğidir.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















