Son dönemde yurt dışına ihraç edilen ve çeşitli nedenlerle geri gönderilen gıdalar, sofralarımıza gelen ürünlerin ne kadar güvenilir olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi. Pestisit kalıntısı, yasaklı madde ya da mevzuata aykırılık nedeniyle geri çevrilen ürünlerin iç piyasadaki akıbeti ve denetimi kamuoyunda tartışması tüketicilerin gıda güvenliğine yönelik kaygılarını artırıyor. Eskişehir Gültepe Mahallesi’nde görüştüğümüz Seren, çocukları için alışveriş yaparken artık ürünlerin içeriğini defalarca kontrol ettiğini anlatıyor. “Bir şey alırken 10 kere düşünüyorum. İçeriğine bakıyorum, kafayı yedim. Dondurma alıyoruz mesela, kıvam artırıcı var mı diye bakıyoruz” diyor.
“Ne kadar dikkat etsek de sağlıklı beslendiğimizi düşünmüyorum”
Çocuklarının beslenme çantasını hazırlarken mümkün olduğunca paketli gıdalardan uzak durmaya çalıştığını söyleyen Seren, meyve koyduğunu, meyveleri soyduğunu ancak bunun bile kendisi açısından bir soru işareti olduğunu anlatıyor: “Meyveleri soyuyorum, yine de temiz mi onu bile bilmiyorum.”
Evde kendi imkânlarıyla yiyecek hazırlamaya çalıştıklarını belirten Seren, ekonomik koşulların sağlıklı beslenme konusunda seçenekleri daralttığını söylüyor. “Paketli gıda çok tüketmemeye çalışıyoruz, evde kendimce bir şeyler yapıyorum ama bildiğimiz şeker, un... Tam buğday unu değil, normal un kullanıyoruz. Kek, poğaça, makarna gibi şeyler koyuyoruz.”
Bir yandan çocuklarının sağlıklı beslenmesi için çabalarken bir yandan da bunun yeterli olmadığını düşünüyor: “Ne kadar dikkat etsek de sağlıklı beslendiğimizi düşünmüyorum.”
Bu sözler, bugün birçok annenin yaşadığı çelişkiyi ortaya koyuyor. Sağlıklı beslenme konusunda sorumluluk ailelerin, özellikle de kadınların omuzlarına bırakılırken, güvenilir ve nitelikli gıdaya erişimin kendisi ekonomik bir mesele haline geliyor. Market rafında ürünün içeriğini kontrol etmek, katkı maddelerini araştırmak, meyve-sebzeyi temizlemek ya da evde yemek hazırlamak tek başına güvenli gıdaya erişimin güvencesi olamıyor.
Kadınların üzerindeki yük bununla da bitmiyor. Çalıştığını belirten Seren, çocuklarının beslenme çantasını her sabah hazırlamak zorunda olduğunu söylüyor: “Ben çalışan bir kadınım. Sabah hazırlıyorum, sabah gönderiyorum, soğuk oluyor. Patates kızartması yapıyorum. 2 saatte hamur gibi oluyor.”
Okulda çocuklara yemek verilmemesi ise aileleri başka çözümler aramaya itiyor. Seren, velilerin bir şirketle anlaşarak çocuklara yemek getirttiğini, bunun günlük 170 liraya mal olduğunu anlatıyor. Ancak bu bedelin her veli tarafından karşılanamayacağını da ekliyor.
Bir çocuğun okulda sağlıklı bir öğün yemek yiyebilmesi böylece ailenin gelirine bağlanıyor.
Bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek
Gıda fiyatlarındaki artış, güvenilir gıdaya erişim sorunları ve okulda çocukların beslenme ihtiyacı ailelerin, özellikle de kadınların yükünü artırıyor. Çocukların okulda geçirdikleri süre boyunca yeterli ve sağlıklı beslenebilmesi için okullarda ücretsiz bir öğün yemek sağlanması talep ediliyor.
Fotoğraf: Canva Pro
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















