5 Mart 2026 tarihinde Eskişehir Valiliği, Eskişehir’deki birçok kuruma 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin kadınların ve LGBTİ’lerin düzenleyebileceği etkinlikleri ve protestoları hedef gösteren bir yazı gönderdi. Bu kurumlar arasında Anadolu Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi rektörlükleri de yer aldı. Valiliğin gönderdiği yazıda kadınların ve LGBTİ’lerin kadın cinayetlerine, istismara ve şiddete dair düzenleyebilecekleri protestolar ‘provokatif/istismar edici’ olarak nitelendirilirken ‘kamu düzeninin muhafazası’ için gerekli tedbirlerin alınması için uyarı yapıldı.
Eylemlere ‘terör örgütü uzantısı’ nitelemesi
Valilik tarafından gönderilen yazıda kadınlar ‘baş tacı’ biçiminde tanımlanırken, 8 Mart’ta yapılabilecek kadın eylemleri ve etkinliklerini hedef alan şu ifadeler yer aldı: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerini bahane ederek eylemselliği bitme noktasına gelen terör örgütleri ve uzantıları ile LGBT faaliyeti gösteren grupların kadın cinayetleri, cinsel istismar ve kadına yönelik şiddet konularında provokatif/istismar edici yasa dışı gösteri/yürüyüş ve benzeri eylem/etkinlikler düzenleyebileceği değerlendirilmektedir.” Yazının devamında 8 Mart ile ilgili “kamu muhafazası” için gerekli tedbirler alınması istenirken şehit ve gazi annelerine yönelik özel ziyaretlerin düzenlenmesi için İçişleri Bakanlığının talimatı hatırlatıldı.
İçişleri Bakanlığı da ‘sanal devriye’ istemiş
Valiliğin rektörlüklere gönderdiği yazıdaki ifadelerin birebir yer aldığı İçişleri Bakanlığı yazısında ise 8 Mart’a ilişkin alınacak tedbirler arasında, “LGBT ve terör örgütü propagandası mahiyetinde afiş, pankart, döviz ve bu alandaki eylemler başta olmak üzere 2911 sayılı Kanun’a aykırılık teşkil edecek yasa dışı eylemlere müsaade edilmemesi” ifadesi yer aldı. LGBTİ’lere dönük yasal saldırılar henüz kanunlaşmadan LGBTİ’lerin 8 Mart için yapacağı tüm faaliyetler İçişleri Bakanlığı tarafından suç kapsamında değerlendirildi. Alınması istenen önlemlerden bir diğeri ise: “Sosyal medya platformlarında yapılan provokatif paylaşımlar takip edilerek suç unsuru taşıyan paylaşımlarla hesaplar/kişiler hakkında gerekli adli/idari işlemler yapılması.” Kadınların sosyal medya üzerinden 8 Mart sürecinde yaptıkları çağrılara da suç muamelesi yapıldı. Yetkili kurumlara fiilen “sanal devriye” yapmasına dönük çağrıda bulunuldu. Halbuki kolluk kuvvetlerine “sanal devriye” yetkisi veren yasa maddesi Anayasa’ya aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti.
‘Kendimizi ifade etmemiz suç sayılıyor’
Valiliğin yazısına ilişkin konuştuğumuz Eskişehir’den bir akademisyen, üniversitelerde kadın haklarıyla ilgili yapılan panellerde konuşmak isteyen kadınların sözünün kesildiğini, kadınların etkinliklerine türlü gerekçelerle izin verilmediğini söyledi. “Bilgilendirme/farkındalık çerçevesine sıkıştırılan salon etkinliklerine, bilimsel yazılara bile zaman zaman müdahale ve sansür gelebiliyor” ifadelerini kullanan akademisyen, gönderilen yazının temelinde de esasen bu durumun görüldüğüne dikkat çekti. Bunun üniversitelerde kadınlarla ilgili “farkındalık” eğitimleri verilebilir, kadınlarla ilgili konuşulabilir fakat kadınlar haklarını savunamaz anlamına geldiğine işaret eden akademisyen “Yani kadınlar iktidarın kadınlara yönelik politikalarını ve söylemlerini eleştiremez deniliyor” diye konuştu.
‘Akademide kadın- erkek ayrımı keskin’
Üniversitelerde çalışan kadınlara ilişkin veriler de paylaşan akademisyen, “2025 yılında öğretim elemanlarının yüzde 47,8’inin kadınken yüzde 53,2’si erkek olduğunu görüyoruz. Profesör unvanına sahip kadın sayısı yıldan yıla artsa da profesör unvanına sahip erkeklerin oranı yüzde 65,1 iken, kadınların oranı yüzde 34,9 oldu. Üniversitelerde kadın ve erkekler arasında bu kadar keskin bir ayrım varken, kadınların erkeklere nazaran daha fazla mobbinge uğrama riski varken, üniversitelerde kadına yönelik şiddetle mücadele birimleri kapatılır veya işlevsiz kılınırken Eskişehir Valiliği üniversitelerde kadın eylemlerine karşı dikkatli olun uyarısı yapıyor” tepkisini gösterdi.
‘Mücadelemizin önüne engel konulmak isteniyor’
Bir başka kadın akademisyen ise kadınların ihtiyacının yasaklar ve kendilerini ifade etmelerinin provokasyon sayılıp, suç olarak yansıtılması olmadığına vurgu yaparak “Yetkili kişi ve kurumlar korku-hamaset söylemi üretmek yerine acilen kadınları güçlendirmek, güvenliklerini sağlamak üzere başta yoksulluk destekleri ve koruma tedbirleri gibi görevlerini yerine getirmeli. Üniversiteler öğrenci, işçi, memur, akademisyen kadınlar için şiddet ve tacizden arındırılmış güvenli alanlar haline gelmeli. Bu mücadelemizin önüne koyulan her türlü engeli tarihimizden miras kalan ve bugün üretmeye devam ettiğimiz deneyim ve bilinçle, kız kardeşlerimizle birlikte aşacağız” ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: Evrensel
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN






















