Genel Sağlık-İş Sendikası Bursa Şube Başkanı ve SAHADER Temsilcisi Hatice Şeker Erdoğan, Türkiye’de doğurganlık oranlarındaki düşüşün yalnızca ekonomik nedenlerle açıklanamayacağını, sürecin sağlık politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.
ÇEKÜS birimleri yıllar içinde tasfiye edildi
Sağlık Bakanlığı verilerine dikkat çeken Erdoğan, Çocuk, Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı (ÇEKÜS) birimlerinin sayısının 2002 yılında 298 iken 2024’te 90’a düştüğünü hatırlattı. Buna karşın birinci basamak sağlık hizmetlerine başvuruların aynı dönemde katlanarak arttığını belirtti.
Veriler iki yıl gecikmeyle açıklanıyor
Erdoğan’a göre sorun yalnızca hizmetlerin zayıflatılmasıyla sınırlı değil; kamuoyunun ve sağlık emekçilerinin güncel verilere zamanında erişememesi de önemli bir başlık. Sağlık Bakanlığı’nın temel sağlık göstergelerini ve ÇEKÜS verilerini yaklaşık iki yıl gecikmeyle yayımlamasını eleştiren Erdoğan, bu durumun bilinçli bir tercih olduğuna dikkat çekti.
“Sağlık Bakanlığı verileri, dünyadaki örneklerin aksine güncel olarak değil, iki yıl geriden yayımlanıyor” diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Bu gecikme, sahadaki yıkımın ve politik tercihlerin görünmez kılınmasına hizmet ediyor. Bugün 2025’i konuşurken hâlâ 2023 verileri üzerinden tartışma yürütmek zorunda bırakılıyoruz. Oysa sağlık politikaları güncel, şeffaf ve denetlenebilir verilere dayanmak zorundadır.”
'Doğurganlık sağlık hizmetleriyle doğrudan ilişkili'
Erdoğan, bilimsel çalışmaların doğurganlığın; güvenli gebelik, doğum öncesi ve sonrası destek ile nitelikli aile planlaması hizmetleriyle yakından ilişkili olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Ancak bugün bu hizmetleri sunan ÇEKÜS yapısının sistemli biçimde zayıflatıldığını ifade etti.
Erdoğan, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve OECD raporlarında da vurgulandığı üzere, koruyucu kadın sağlığı hizmetlerinin güçlü olduğu ülkelerde hem anne-çocuk sağlığı göstergelerinin hem de planlı doğurganlığın daha dengeli seyrettiğini hatırlattı.
“Aile Yılı” söylemi sahadaki gerçeklikle örtüşmüyor
“Aile Yılı” ilanının sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; “Kadınlara daha fazla çocuk çağrısı yapılırken, bu çocukları sağlıklı koşullarda dünyaya getirecek kamusal sağlık altyapısı geriletiliyor. Doğurganlık teşvikle değil, güvenle artar.”
ÇEKÜS birimlerinin kapatılmasının ebe ve hemşire iş gücünde uzmanlık kaybına yol açtığını, birinci basamakta ise aşırı iş yükünü artırdığını vurgulayan Erdoğan, bunun uzun vadede hem kadın sağlığını hem de sağlık emekçilerinin tükenmişliğini derinleştirdiğini söyledi.
“Aile politikaları, kadının omzuna daha fazla yük bindirerek değil; bilimsel, kamucu ve koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirerek yürütülmelidir” diyen Erdoğan, aksi halde “Aile Yılı” söyleminin içi boş bir temenniden öteye geçemeyeceğini ifade etti.
Fotoğraf: Pixabay
İlgili haberler
Doğurganlık hızının en yüksek olduğu il Urfa: TÜİK verileri başka, Urfalı kadınların hayatı başka
TÜİK verilerinde doğurganlık hızı en yüksek il Urfa. Ancak Urfalı kadınlar yoksulluk, enflasyon ve bakım yükü nedeniyle yeni çocuklar istemiyor, ‘olanı büyütmek bile zor’ diyor.
Kılıfın altındaki nedenler: Yoksullaşma, nüfus artış hızındaki düşüşün asıl nedeni
Türkiye'de doğurganlık hızı 2000'de 2.53'ten 2024'te 1.48'e düştü. Ekonomik krizlerle doğum oranları arasında doğrudan bağlantı var. Gençlerin %72'si ekonomik özgürlük olmadan çocuk istemiyor.
‘Doğur’ demekle olmuyor
Kadın doğum uzmanları kadar alanda aktif çalışan ebelerin sayısı da yetersiz. Bir yılı aşkın süredir yapılmayan ebe atamaları, ne yazık ki bu ‘doğal’ sürecin kapsamı dışında tutuluyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























