Dilovası’nda, ağırlıklı olarak yoksul Kürt ailelerin yaşadığı bir bölgede faaliyet gösteren Ravive Kozmetik’te 8 Kasım 2025 tarihinde meydana gelen patlamada, yaşları 15 ile 65 arasında değişen 3’ü çocuk 6 kadın işçi ve 1 erkek işçi hayatını kaybetti. Kimya işkolunda, “çok tehlikeli” sınıfta yer alması gereken bu işyerinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin neredeyse hiç alınmadığı, işçilerin sigortasız çalıştırıldığı ortaya çıktı.
Kocaeli ve Gebze bölgesinde sendikamızın örgütlü olduğu üç şube bulunuyor. Gebze şubeleri kadın üyelerin aktif olduğu iki şube. Patlamaya ilişkin ilk haberler Kadın Komisyonuna ulaştığında, sonrasında ortaya çıkan tabloyu büyük bir dehşetle karşıladık. Uzun süredir kadın emeğinin çalışma yaşamında ikincilleştirilmesine, değersizleştirilmesine, kadın işçilerin sendikalarda temsil sorununa ilişkin mücadele yürüten bir ekip olarak Dilovası’nda yaşananların, kadın ve çocuk emeği sömürüsünün vardığı boyutları çıplak biçimde ortaya koyduğunu gördük.
Birleşik Metal-İş Kadın Komisyonu olarak bu davayı takip etme kararı aldık. Bileşik Metal-İş Sendikası olarak zaten işçi ailelerinin adalet arayışına destek veriyoruz. Çünkü burada yaşananlar, bir iş cinayetinin ötesinde; kadın emeğinin ve çocuk emeğinin sistematik ve acımasız sömürüsünün bir sonucu. Bu nedenle bu davanın, yalnızca hukuki bir süreç değil; aynı zamanda kadın emeğine yönelik yapısal eşitsizliklerin ve ihlallerin görünür kılınması açısından da ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.
Patronlar yoksulluğu 'fırsata' çevirdi
Taziye ziyaretlerimizde karşımıza çıkan en çarpıcı gerçeklik, ailelerin derin yoksulluğuydu. Ekonomik krizin ağırlaştığı bu dönemde, ayakta kalmaya çalışan ailelere insan onuruna yakışmayan çalışma koşullarının dayatıldığını bizzat gözlemledik. Ravive Kozmetik’te işverenin bu yoksulluğu bir fırsata çevirerek en kötü çalışma koşullarını kadın işçilere dayattığı açıkça görülüyor.
Kadın işçilerin çalışma yaşamında karşı karşıya kaldığı tablo çok katmanlıdır. Toplumsal cinsiyet rollerinin yükü, güvenceli ve düzenli işe erişimde yaşanan zorluklar, ayrımcılık ve derinleşen ekonomik kriz kadınların daha esnek, güvencesiz ve kayıt dışı işlere yönelmesine neden oluyor. Dahası, işyerinde işgücünün kadınlardan oluşması, işyerinde alınan işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini dahi belirliyor; tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işlerde bile gerekli önlemlerin alınmadığı birçok örnek mevcut. Kadınların adeta göz göre göre ölüme gönderildiği bir düzenle karşı karşıyayız.
Taziye ziyaretlerinde dinlediğimiz hikayeler, bu düzenin insan hayatını nasıl değersizleştirdiğini çarpıcı biçimde ortaya koydu. Hayatını kaybeden 65 yaşındaki Hanım Gülek’in kızı, annesinin “Bu yaşta bana kim sigortalı iş verir, burada üç kuruş kazanıyoruz, bir eksiğimizi gideriyoruz” dediğini aktarırken, “Kimin annesi yanarak ölüyor ki, benim annem ölsün” sözleriyle yaşadığı acının büyüklüğünü ifade etti. Esma Dikan’ın eşi ise, işyerindeki güvensizliği bildiğini, eşinin orada çalışmasına karşı çıktığını ama eşinin oradaki arkadaşlarını yalnız bırakmak istemediğini, gitmesine engel olmaya çalıştığında kapıya kadar gelip onu götürdüklerini aktararak, “Biz yoksulduk ama mutluyduk, bunu bize niye yaptılar” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Tuğba Taşdemir’in babasının, “Her akşam başım ağrıyor diyordu, kimyasallardan olduğunu nereden bilebilirdim” sözleri ise maruz kalınan koşulları gözler önüne seriyor.
Ravive Kozmetik’te işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, denetim mekanizmalarının işletilmemesi ve işverenin sorumluluklarını yerine getirmemesi tesadüf değil. Bu pervasızlığın altında yatan neden, bu koşullarda çalışmak zorunda bırakılan, örgütsüz, güvencesiz ve yaşamın her alanında ikincilleştirilmiş kadın işçilerden oluşan bir işgücünün olması. Kadınların çalışma yaşamındaki ikincil konumu; yaş, etnik kimlik ve yoksulluk gibi faktörlerle birleştiğinde sömürü katmerleniyor ve Dilovası’nda olduğu gibi işçilerin göz göre göre katledilmesiyle sonuçlanan ağır bir tabloya dönüşüyor.
Bu nedenle Dilovası’nda yaşanan bu işçi katliamı, kapitalizm ve patriyarka işbirliğiyle, kadın emeği sömürüsünün, yoksulluğun ve eşitsizliğin kesişiminde ortaya çıkan yapısal bir soruna işaret ediyor. Bu davaya başta kadın işçiler olmak üzere kadın örgütlerinin, feministlerin ve tüm emek güçlerinin sahip çıkması hayati önemde. Çünkü bu davada birlikte yürüteceğimiz adalet mücadelesi, aynı zamanda kadınları ve çocukları göz göre göre katleden bu sömürü düzeniyle hesaplaşmak; kadın emeğinin görünürlüğü, kadın işçilerin yaşam hakkı, insanca çalışma koşulları için mücadeleyi yükseltmek anlamına geliyor. Dilovası’nda adaletin yerini bulması, kamu görevlileri de dahil olmak üzere katliamın tüm sorumlularının eksiksiz şekilde tespit edilerek hak ettiği cezayı alması, benzer katliamların yaşanmaması için büyük önem taşıyor.
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Dosya: Sermayenin öğüttüğü hayatlar
Dergimizin bu dosyasında artan iş cinayetlerine mercek tutuyoruz.
Ravive Kozmetik davasının ardından: Benzer acılar tekrar yaşanmasın diye...
Ravive Kozmetik davası; kadınların, çocukların ve güvencesiz çalışan binlerce insanın ortak hikâyesinin bir yansıması...
İş cinayetlerinde adalet peşinde
Soma'dan Hendek'e, Gayrettepe'den Dilovası'na kadar iş cinayetleri davalarında en ısrarlı takipçiler, acılarını isyana ve sınıf bilincine dönüştüren kadınlar oldu.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























