DIGEL Tekstil direnişi bir yılı aştı: ‘Bize hak görülen düzene mecbur değiliz’
Bir yılı aşkın süredir direnişte olan DIGEL tekstil işçileri, direnişin öğretici olduğunu, başarıyla sonuçlanacağına dair inançlarının tam olduğunu belirtti.

Ege Serbest Bölge’de 375 gündür işe iade ve sendika hakları için mücadele eden TEKSİF üyesi DIGEL Tekstil işçileri, direnişin birinci yılını ve dava süreçlerini değerlendirdi. Direniş alanında görüştüğümüz işçiler, direnişin öğretici olduğunu, başarıyla sonuçlanacağına dair inançlarının tam olduğunu belirtti.

DIGEL Tekstil’den 17 Ocak 2025’te işten çıkarılan 15 işçiden biri olan Rümeysa, “Geçtiğimiz yıl bizim için birlik, mücadele ve direnişin büyüdüğü bir yıl oldu. Hem daha sabırlı olmayı hem de direnmeyi hep birlikte öğrendik. Çünkü 15 işçiyi sadece sendikalı olmak istedikleri için haksız, hukuksuz, tazminatsız bir şekilde işten çıkardılar. Patronlar yıllarca bizi sömürdüler, kapının önüne koydular. Bizi ekmeğimizle terbiye etmeye çalıştılar” dedi.

"Başka bir yol daha var"

Davayı kazanan, işe iadesi onaylanan ve 16 aylık ücret tutarında tazminat almaya hak kazanan Rümeysa, “Diğer arkadaşlarımızın da mahkeme süreçleri devam ediyor. İşveren, bizim mahkemelerimize şahit getirdiği halde son 8 arkadaşımıza şahit de getirmedi çünkü kendisi de artık hem kaybedeceğini biliyor hem de yaptığı haksızlığın farkında. Direndiğimiz zaman kazanabileceğimizi öğrendik” diye konuştu.

Kadın işçilerin yoğun olduğu tekstil sektöründe yaşanan tacizleri de hatırlatan Rümeysa, “Diğer fabrikalardaki kadınlara örnek olduğumuzu düşünüyorum. Susuyoruz, yaşadığımız tacizleri bastırıyoruz ama bize hak görülen düzene mecbur değiliz. Başka bir yolu da var. Direniş çadırında başarabiliriz” dedi.

İşten çıkarılan arkadaşları lehine şahitlik yaptıkları için işten atılan 8 işçiden biri olan Şengül Öztürk, “Mücadele dolu bir yıl geçirdik. Dirayetimizle, dayanışmamızla, içerideki arkadaşlarımızı düşünerek direnişimizi sürdürmeye devam ediyoruz” dedi. Sürecin hem hava koşullarından dolayı hem de ailelerine ve iş yerindeki arkadaşlarına karşı duydukları sorumluluktan dolayı zorlayıcı olduğunu söyleyen Öztürk, “Hakkımızı alana kadar direnmek zorundayız. Biz vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

"Birlik olmanın gücünü öğrendiğimiz bir okul oldu"

Bu süreçte sendikanın yetkisinin mahkemece tescillendiğini, kimi arkadaşlarının işe iade edildiğini hatırlatan Öztürk, “Bunları görünce kazanacağımıza olan inancımız artıyor. Yaktığımız ateşin, alev alacağını, bizi ısıtacağını görüyoruz. Sonuç almadan bu çadırdan ayrılmayacağız. Bunu DIGEL patronları çok iyi biliyor” dedi.

13 Haziran’da işten çıkarılan Tuğba, “Burası bizim için bir okul oldu. Birlik olmanın gücünü öğrendik. Umudumuz ilk günkü gibi sağlam. Davası sonuçlanan iki arkadaşımız gibi bizim de davalarımızın kazanımla sonuçlanacağına inanıyoruz” dedi. Tuğba şunları söyledi: “Her birimiz ev geçindirmeye, kira ödemeye çalışıyoruz. Maddi ve manevi olarak zorluk çekiyoruz. DIGEL Tekstil patronlarından atılan arkadaşlarımızı işe geri almalarını ve sendikal haklarımıza saygı duymalarını, TİS masasına oturmalarını istiyoruz. Biz çalışmak istiyoruz.”

5 yıl çalıştıktan sonra işten çıkarılan Nurdan Kılıç, olumlu sonuçlanan iki davanın tüm işçiler için bir umut olduğunu, kendisinin de ikinci duruşmasının görüleceğini dile getirdi. Kılıç, “Koca bir yıl sabırla ve mücadeleyle geçti. Hiç kolay olmadı ama beraberliğimiz hiçbir zaman bozulmadı. Kazanımla sonuçlanacağına inanıyoruz. Emeğimize sahip çıkıyoruz. Mücadele etmeden kazanamayız. Özellikle kadınlar her alanda mücadele etmeli” dedi.


Editörden