8 Mart’a giderken sendikalara sorduk | Eğitim-İş: Ücretsiz kreş ve güvenli okul talepleri için mücadele ediyoruz
8 Mart’a giderken konuşan Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin, yüksek enflasyon ve kamuda tasarruf politikalarının kadın eğitimcilerin yükünü artırdığını söyledi.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken sendikalara kadın emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarını sorduk. Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin, yüksek enflasyon, “kamuda tasarruf” politikaları ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın eğitimcilerin üzerindeki yükü artırdığını belirterek, ücretsiz kreşlerin yaygınlaştırılmasından güvenli okul ortamına kadar taleplerini sıraladı.

‘Kadın eğitimcilerin sırtında krizin ve tasarruf tedbirlerinin yükü var’

Geçtiğimiz 8 Mart'tan bu yana kadın öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşullarında nasıl bir değişim gözlemlediniz? Özellikle iktidarın "kamuda tasarruf" gibi politikalarının sonucu kadın eğitim emekçilerine nasıl yansıdı?

Siyasi iktidarın yanlış politikaları sonucu ülkede yaşanan yüksek enflasyon sorununun faturası emekçilere kesildi ve alım gücü düştü, eğitimciler yoksulluk sınırının altında kaldı. Buna ek olarak kamu harcamalarını kısmak amacıyla başlatılan “kamuda tasarruf tedbirleri” kapsamında özellikle kadın eğitimcilerin mağduriyeti ikiye katlandı. Bilindiği üzere toplumdaki cinsiyetçi iş bölümü nedeniyle çalışan kadınlar iş sonrası evde “ev içi düzeni sağlama ve bakım emeği” adı altında çift mesai yapıyor. Kadınların omuzlarındaki bu yükü azaltmanın yolu devlete ait kreş ve bakım evlerinin varlığıdır. Ancak Türkiye’de zaten yetersiz olan devlete ait kreş ve bakım evi hizmetlerinin tasarruf tedbirleri kapsamında sınırlandırılmasına dair alınan kararlar kadınların çift mesai yükünü artırdı. Bu sınırlamaya ek olarak krizin etkisiyle kreşlerin ve bakım evlerinin fiyatları arttı ve yüksek bir bütçe kalemi haline gelen bu hizmetlerden faydalanma ihtimali ortadan kalktı. Kadın eğitimciler hem krizin hem de tasarruf tedbirlerinin etkisiyle sürecin yarattığı olumsuz süreci daha derinden hissetti. 

8 Mart 2025 ile 8 Mart 2026 arasında alım gücünün düşmeye devam etmesi, kadın eğitimcilerin ekonomik ve sosyal yükünü daha da artırmış; artan yaşam maliyetleri, yoğun iş temposu ve toplumsal sorumluluklar nedeniyle dinlenmeye dahi zaman bulmakta zorlanan kadın eğitimciler ağır bir baskı altında bırakılmıştır. Buna rağmen kadın eğitimciler, tüm olumsuz koşullara karşın özveriyle nitelikli eğitim üretmeye ve öğrencilerine rehberlik etmeyi sürdürmektedir.

Fotoğraf: Evrensel 

Öğretmenlerin yüzde 60’ı kadınken müdürlerin sadece yüzde 7’si kadın

Kadın eğitimcilerin kadın olmaktan yana daha fazla maruz kaldıkları ayrımcılıkları nasıl yorumluyorsunuz? 

Kadın öğretmen sayısı, erkek öğretmen sayısından fazla olmasına rağmen okulda yönetici vasfında bulunanlar söz konusu olduğunda bu durum tersine işlemektedir. “Kadından yönetici olmaz” algısı okullarda hâlâ karşımıza çıkıyor. 
Milli Eğitim Bakanlığının 2024-2025 verilerine göre toplam sayısı 1 milyon 187 bin 409 olan öğretmenlerin 455 bin 353'ü erkek, 732 bin 56'sı kadın. Buna karşın okul müdürlerinin yaklaşık yüzde 7’si kadın. Kadınların yönetici vasfı için fazla duygusal kaldığı, bu işi beceremeyeceği algısı ne yazık ki eğitimde de sık sık karşılaşılan bir durum.  

Onun dışında okulda yapılabilecek ve ek gelir sağlayacak proje gibi işlerde kadın öğretmenler daha az tercih ediliyor, bunun nedeni de yine ev içi sadece kadına dayatılan sorumluluklardan oluşan çift mesaiden kaynaklı olarak kadınların başarılı olamayacağının zaman ayıramayacağının düşünülmesidir. 

Bunlara ek olarak kadın öğretmenlerin daha anaç olmasının beklenmesi, anaç tavırlarını ortaya koyduğunda ise fazla duygusal olmakla eleştirilmesi, veli ve okul yönetimi tarafından kılık kıyafete müdahale edilecek olduğunda ilk olarak kadın öğretmenlerin hedefe konulması sıklıkla yaşanan ayrımcılıklar arasında yer alıyor. 

Ev içi angarya ve bakım yükü sendikada aktif rol almayı zorlaştırıyor

Peki eğitimci kadınlar için bu sene örgütlenme ve mücadele etmek için nasıl bir yıl oldu? Sizce mücadelenin önündeki engeller neler?

Kadın eğitimcilerin sayısı erkek eğitimcilerin sayısından fazla olduğu için sendikal örgütlenmede de kadın sayısı yüksek. Ancak kadın eğitimcilerin sendika yönetimindeki temsili düşük. Bunun en önemli nedeni toplumdaki cinsiyetçi rollerin yansıması olarak yönetimi erkeğe atfetmesi ve kadının bu iş için yetersiz görülmesi olmakla birlikte her alanda olduğu gibi örgütlenme konusunda da kadının çift mesai nedeniyle zamanının ve veriminin yetersiz kalmasıdır. Kadın eğitimciler sayı olarak sendikalarda daha fazla olsa da aktif rol almak, yönetimde olmak pek mümkün olmuyor. Önyargıların varlığı ve ev içi düzen/bakım emeği bu konudaki en büyük engelleri oluşturuyor.  

‘Güvenli okullar, ücretsiz kreş için mücadelemiz sürecek’

Eğitimci kadınlar hangi taleplerle 8 Mart'a gidiyor? Siz Eğitim İş olarak iş yerleri açısından nasıl bir planınız var?

“Kadın kadının yurdudur” söylemine olan inancımızla Eğitim-İş’li kadınlar olarak;
-    Okullarda kadın öğretmenlerin daha etkin olabilmesi, daha aktif görevlerde yer alabilmesi için devletin ücretsiz kreş imkanının arttırması, 
-    Okulunda katledilen kadın öğretmenlerimiz oldu. Bu durum okulların güvenli olmadığının en açık kanıtıdır. Bunun için güvenli okul ortamının sağlanması, 
-    Okullarda kadınlara karşı geliştirilen önyargı nedeniyle oldukça düşük kalan kadın müdür sayısının artırılması, 
-    İşyerinde/okulda kadın öğretmenlere yönelik mobbing ve tacizin son bulması için ILO 190’ın imzalanması için çağrımızı ve eylemliliğimizi sürdüreceğiz. 

Eğitimci kadınlar ve Türkiye'deki işçi, emekçi kadınlar için 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü çağrınız ne olur?
Eğitimci, işçi, ev kadını fark etmeksizin kadınların her alanda var olduğunu ancak bozuk ve gerici zihniyetin baskılarıyla yok sayılmaya çalışıldığını biliyoruz. Kadına yönelik şiddet her geçen gün artıyor, ekonomik krizin etkisiyle işten çıkarma söz konusu olduğunda ilk gözden çıkarılanlar kadınlar oluyor, kadınların evlenmesi, çocuk sahibi olması “verimsizlik” nedeni olarak gösteriliyor, kadınlar vasıfsız ve düşük gelirli işlerde çalıştırılıyor, tüm bunların sonucunda kadın yoksulluğu derinleşiyor. Bozuk sistemin kadınlara yönelik geliştirdiği her türlü baskı ve şiddetin farkındayız. Bu zihniyete ve baskılara karşı emeğimizin ve haklarımızın savunucusu olmaya devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki “Kadın durursa dünya durur.”

Görsel: Canva Pro Yapay Zeka

Diğer söyleşileri okumak için TIKLAYIN
İlgili haberler
8 Mart’a giderken sendikalara sorduk | BİRTEK-SEN: Kadın işçiler ağır baskı altında ama mücadelede en önde

BİRTEK-SEN avukatı Esmer Özer ile yaptığımız söyleşide, son bir yılda tekstil işçisi kadınların karşı karşıya kaldığı hak gasplarını ve buna karşı gelişen mücadele deneyimlerini konuştuk.

8 Mart’a giderken sendikalara sorduk | Gıda-İş: Düşük ücret, güvencesiz çalışmaya karşı mücadeleye

Gıda işçisi kadınlar uzun mesai, düşük ücret ve güvencesizlikle çalışıyor, sendikalaşma engelleniyor; ağır koşullar meslek hastalıklarını artırıyor.

8 Mart’a giderken sendikalara sorduk: İşçi, emekçi kadınlar ne yaşıyor, ne talep ediyor?

Tekstil, eğitim ve gıda işkollarında faaliyet yürüten sendika temsilcileriyle yaptığımız söyleşilerde, geride kalan bir yılın bilançosunu ve kadın işçi ve emekçilerin mücadele deneyimlerini konuştuk.


  • EN SON
  • ÇOK OKUNAN
  • ÖNERİLEN

Editörden