8 Mart’a giderken sendikalara sorduk | BİRTEK-SEN: Kadın işçiler ağır baskı altında ama mücadelede en önde
BİRTEK-SEN avukatı Esmer Özer ile yaptığımız söyleşide, son bir yılda tekstil işçisi kadınların karşı karşıya kaldığı hak gasplarını ve buna karşı gelişen mücadele deneyimlerini konuştuk.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne giderken, kadın işçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarını sendikalara sorduk. İlk söyleşimize kadın emeğinin yoğun olduğu sektörlerden biri olan tekstilde çalışan işçilerin yaşadıklarını ele alıyoruz.

Düşük ücretler, ağır üretim baskısı, fazla mesai dayatması ve sendikasızlaştırma politikaları tekstil sektöründe çalışan işçilerin uzun süredir karşı karşıya olduğu sorunların başında geliyor. Ancak bu tablo içinde kadın işçiler hem üretimdeki yoğun sömürüyle hem de cinsiyet temelli ayrımcılıkla daha ağır bir yük taşıyor. Öte yandan son yıllarda tekstil sektöründe yaşanan direnişlerde kadın işçilerin daha görünür ve belirleyici bir rol üstlendiği de dikkat çekiyor. 

BİRTEK-SEN avukatı Esmer Özer ile yaptığımız söyleşide, son bir yılda tekstil işçisi kadınların karşı karşıya kaldığı hak gasplarını, artan baskı koşullarını ve buna karşı gelişen mücadele deneyimlerini, 8 Mart taleplerini konuştuk. 

Tekstil iş yerlerinde mobbing, hakaret, taciz

Geçtiğimiz 8 Mart'tan bu yana tekstil işçisi kadınların çalışma ve yaşam koşullarında nasıl bir değişim gözlemlediniz. İşten atmalar, hak gaspları ve ücret eşitsizliği açısından tekstil işçisi kadınların, kadın olmaktan yana daha fazla maruz kaldıkları ayrımcılık nelerdi? 

Son bir yılda kadın işçilerin durumu maalesef geçen yıllara göre giderek daha da ağırlaşmış durumda. Ülke genelinde artan ekonomik kriz, ücret baskılama rejimi, sendikasızlaştırma ya da sarı sendikacılık anlayışı, işten atmalar ve kıdem-ihbar tazminatı gaspları ile birlikte topyekûn halde işçileri özellikle kadın işçileri kuşatarak insanca yaşamı ayaklar altına alıyor. 

Tekstil geleneksel olarak kadın işçilerin diğer iş kollarına göre daha fazla istihdam edildiği bir alan. Asgari ücret veya asgari ücretin çok az bir miktar üzerinde ücretin yaygın ücret olduğu sektörde daha az işçi ile daha fazla iş yaptırmak isteyen sermaye mesai sırasında üretim baskısını had safhaya çıkardığı gibi kadınları fazla mesaiye kalmaya zorluyor. Fazla mesaiye kalmayı reddedenler işten atılmakla tehdit ediliyor. Bu baskı elbette erkek işçilere de uygulanıyor ancak her yerde karşılaştığımız gerçek bu baskıların kadınlara daha fazla olduğuna yönelik. Bağırış-çağırış, hakaret, işten atılma korkusu, mobbing, iş yerinde taciz-cinsel saldırı vakaları ve tüm hak gasplarına karşı çoğunlukla bir yaptırım uygulanmaması kadınlar için iş yerlerini cehenneme çeviriyor. 

Kadınların kadın olmaktan kaynaklı ihtiyaçları görmezden geliniyor. Regl izni hiçbir yerde olmadığı gibi regl olan kadınların tuvalete giriş çıkışlarına, tuvalette ne kadar kaldıklarına dahi müdahale ediliyor. Bazı yerlerde tuvaletlerin girişlerine kartlı geçiş sistemleri kurulduğu ve kadın işçilerin tuvalete gidebilmek için erkek amirlerden kart almak zorunda kaldıklarını duyuyoruz. Keza evlenme ihtimali olan kadınlara işe alımlarda “hamile kalıp kalmayacağının” sorulması, hamile kadınların istifaya zorlanması, izin kullandırılmaması açıkça ayrımcılık suçunu oluşturur. Ağır hak gasplarından, kreşlerin açılması talebine maalesef sıra gelmiyor. 

Kaygılar ve baskılar çıkacak sesi bastırıyor

Fabrikalardaki durum Türkiye’nin genelinde kadınların haklarına, özgürlüklerine karşı artan saldırıdan bağımsız değil. Aile yılı adı altında kadınların haklarına karşı yürütülen savaş kadınları evde, sokakta olduğu gibi fabrikalarda atölyelerde de saldırılara, hak gasplarına daha açık hale getiriyor. 

İşçi kadınlar arasında örgütlenme deneyiminin daha az olması, bir haksızlık karşısında ses çıkarmalarının “damgalanmalarına” sebep olması ihtimali, ses çıkarmaları durumunda olayın hasır altı edilmesi, başvurabilecekleri mekanizmaların olmaması/işlevsiz olması çoğu vakanın açığa çıkmasını dahi engelliyor. Sisteme ve mevcut bürokratik sendikal anlayışa duyulan güvensizlik ile toplumsal baskı, şiddet döngüsünü besleyerek kadınları cendereye sıkıştırıyor.

BİRTEK-SEN'den Güneydoğu Tekstil Sektöründe Kadın Emeği Raporuna dair haberimizi okumak için TIKLAYIN: Işıltılı vitrinlerin ardında şiddet, düşük ücret ve örgütsüzlük
İşçi kadınlar en önde

Mücadele açısından tekstil işçisi kadınlar için nasıl bir yıl oldu? Örgütlenme ve yeni mücadele deneyimlerinden öne çıkanlar neler? 

Her ne kadar baskılar artsa da tarihsel olarak her baskının kendi mücadelesini doğurduğu gibi burada da henüz örgütlü ve sistemli olmaktan uzak da olsa artan bir mücadele söz konusu. Son dönem yaşanan işçi direnişlerinde kadın işçilerin daha fazla önde olması, direnişi yönetmek konusunda daha inisiyatifli davranmaları aslında öncesinde daha fazla sömürülmeleri sonucu feda ettikleri şeylerin daha ağır olmasının bir sonucu. Peri Tekstil, Şık Makas ve sınıfın hafızasında yer edinmiş Özak Tekstil direnişinde kadınların sadece iş bırakmalarının ötesinde direniş komitelerinde görev aldığı, karar alma mekanizmalarına dahil olduğu ve sonrasında örgütlü mücadeleyi, sendikal faaliyeti daha çok sahiplendiği açıkça söylenebilir. 

Fotoğraf: Evrensel

İşçiler korkutularak sendikalaşma haklarını kullanmaları engelleniyor

Antep ve bölge özelinde tekstil işçisi kadınların örgütlenme düzeyi nasıl, son birkaç yılda Antep ve bölgede işçi mücadelesinin ivme kazanması tekstil işçisi kadınların daha fazla örgütlenmesine de yol açtı mı?

Sendikalarda örgütlü işçi sayısı Türkiye genelinde halihazırda oldukça düşük olduğu gibi aynı zamanda gerileme eğiliminde. Kadın işçiler arasında sendikalı işçi sayısı ortalamaya göre de daha düşük. Bölgede son yıllarda yaşanan direnişler kadın işçilerin örgütlenmesi için sıçrama olanağı tanısa da yoğun işten atmalar, tazminat ve hak gaspları, “sendikalı olursanız işten atılırsınız” denilerek işçilerin korkutulması, ayrıca işçi kadınların sadece fabrikalarda da değil ev yaşamında da bakım yükünü üstlenmeleri örgütlenmelerini oldukça zorlaştırıyor. 

Ancak BİRTEK-SEN olarak daha önce hazırladığımız raporun da bize gösterdiği şekilde faaliyet gösterdiğimiz yerlerde kadın işçilerin sendikaya duydukları güvenin arttığı ve bizimle ilişkide olan kadınların sendikal faaliyette daha aktif görev aldığı ortaya çıktı. Yine de belirttiğimiz gibi bu hala çok sınırlı düzeyde.

Fotoğraf: Evrensel

İnsanca yaşanacak ücret, güvenceli çalışma

Tekstil işçisi kadınlar 8 Mart'a hangi taleplerle gidiyor? 8 Mart için iş yerleri açısından sizin nasıl planlarınız var?
◾İnsanca yaşayacak bir ücret
◾Fazla mesai baskısı ve mobbingin ortadan kalkması
◾Güvenli çalışma ortamı oluşturulması

Sendika olarak bu 8 Mart’ta faaliyet gösterdiğimiz illerde kadın işçi buluşmaları gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu çalışmalar genel örgütlenme faaliyetimizin bir parçası olduğu gibi kadın işçilerin kadın olmaktan kaynaklı yaşadıkları sorunları ve mücadele yollarını konuştuğumuz buluşmalar olacak. 

Şu ana kadar Malatya’da bir buluşma gerçekleştirdik. Aynı şekilde Urfa’da ve halihazırda direnişte olan Tokat Şık Makas işçileri ile de buluşmalar ve 8 Mart etkinlikleri gerçekleştireceğiz.

8 Mart’a giderken işçi kadınlara sizin çağrınız ne olur?

Her yeni günün daha fazla sömürü, baskı getirdiği; her gün gözümüzü başka bir acıya açtığımız bu günlerde daha iyi bir dünya için, insanca yaşamak için tek yolumuz örgütlü mücadele etmekten geçiyor. Özellikle kadın işçilere çağrımız BİRTEK-SEN çatısı altında örgütlenmeleri, karar alma mekanizmalarına daha çok katılmaları ve mücadeleyi hem kendimiz için hem de yarınlarımız için büyütmeleridir. 

Diğer söyleşileri okumak için TIKLAYIN

Görsel: Canva Pro Yapay Zeka

İlgili haberler
Erzincan’dan tekstil işçisi bir kadının portresi: Bir ilmek, bin çığlık

Erzincan’ın keskin ayazında, tekstil tozunun içinde bir yaşam... Banttaki kumaşları değil, adaleti ilmek ilmek işleyen bir kadının; baskıya, sendika düşmanlığına ve yoksulluğa karşı mücadelesi…

Direnişteki Şık Makas işçisi kadınlar anlatıyor | 'Hakkımızı alana kadar vazgeçmeyeceğiz'

Tokat’ta Şık Makas fabrikasında çalışan kadın işçiler, üç aydır ödenmeyen maaşlar ve Kod-22 ile işten atılmaya karşı direnişte. Kadın işçilere mikrofon uzattık.

Şık Makas'ta kadın olmak

Tekstil işçisi Fatma Çelik, Tokat'taki Şık Makas fabrikasındaki 9 yıllık çalışma hayatında yaşadığı baskıyı, zorbalığı anlatıyor...


Editörden