Sigortasız, düşük ücretli meslek öğretmenlik: ‘Ağrıyan dişimin sancısını karanfille kesmeye çalışıyorum’
Çoğu iş merkezi olan, sonrasında okula (!) dönüştürülen kolejlerde uzun saatler, asgari ücrete ve güvencesiz bir şekilde çalışmayı kabul etmek zorunda kalıyor diplomalı işsiz öğretmenler…

Dillerden düşmeyen ve her konusu açıldığında muhakkak edilen o laf: “Öğretmenlik kutsaldır.” Son derece itibarsızlaştırılan, mevcut ekonomik durumda hayatta kalması, insanca bir yaşam sürmesi güçleşen öğretmenler ne kendilerini ne de mesleği kutsal buluyor. “Kutsal olan insan yaşamıdır” diyor Athena öğretmen. Ülkeye bir buçuk ay önce gelmiş ve asgari ücrete, sigortasız, elden maaş alarak çalışıyor özel bir kolejde. “Geldiğimde çok umutluydum, her şeyin daha güzel olacağına dair umudum vardı. İran'da hayat çok pahalı, geçinmek zor. Ama burada da gün geçtikçe her şey daha da zorlaştı. Kendim bile geçinemiyorken aileme para göndermek hayal oldu” diyor. Sigortasız ve asgari ücrete öğretmen çalıştırmak suç, kaldı ki yabancı öğretmenler yönetmeliğe göre asgari ücretin üç katını almak zorunda. “Başka çarem yoktu, bir an önce çalışmak ve geçinmek zorundaydım. Zaten kendimi öğretmen gibi de hissetmiyorum, bir sürü evrak işi yapıyorum, okuldaki tüm kademelerin dersine de giriyorum. Sigortasız olduğum için ağrıyan dişimin sancısını bile karanfille, ağrı kesici ile kesmeye çalışıyorum” diyor.

ÖĞRETMENLERİN İLACI YÖNETİCİLERİN KABUSU

Devletten emekli olan Büşra öğretmen giriyor lafa ve bizlere yani genç öğretmenlere üzüldüğünü söylüyor: “Çok yazık, bu kadar az paraya ve bu kadar mobbinge rağmen çalışmak zorunda kalmak sizler için çok korkunç. Ne denetim var ne de bir müfettiş. Yapılan her haksızlık, her mobbing, her suç sümen altı ediliyor.” Onun da tek tesellisi aldığı emekli maaşı. Konu sendikaya geliyor. Lafı yine Bahar öğretmen alıyor. “Sendika bu sektöre ilaç gibi geldi ama tabii bizim için, öğretmen için. Yoksa müdürler, yöneticiler için korkulu rüya.” Meslekteki henüz ikinci yılı olan bir öğretmen olarak sendika -Bahar öğretmenin deyişi ile- benim için de ilaç gibi idi. İlk iş görüşmelerinde teklif edilen 10 aylık sözleşmenin yasal olmadığını, asgari ücretin suç olduğunu, etüt-nöbet-ders doldurma- hafta sonu etkinlileri için ek ders ücreti almamız gerektiğini hep sendika ile öğrendim. Özel sektör patronları öylesine rahat ve cüretkârlar ki en ufak bir itirazda, serzenişte anında kapıyı gösterebiliyor.

ÖĞRETMENLER İŞÇİ, ÖĞRENCİLER MÜŞTERİ

Devletin yanlış politikaları ile eğitim ve fen edebiyat fakültelerinden mezun olan binlerce öğretmen mecburen özel sektöre yöneliyor. Zaten çoğu iş merkezi olan, sonrasında okula (!) dönüştürülen kolejlerde uzun saatler, asgari ücrete ve güvencesiz bir şekilde çalışmayı kabul etmek zorunda kalıyor diplomalı işsiz öğretmenler. O plazaları, iş merkezlerini okula dönüştürmek için gözetilen şey elbette patronun eğitimci olması değil. Gözetilen tek şey sermayesi. Hal böyle olunca okullar birer fabrika, öğretmenler işçi, öğrenciler ise müşteriden ibaret.

Sendikanın kar tatillerinde, ara tatillerinde yapılan derslerin hesabını sorması, öğretmenlerin 10 aylık sözleşmeleri ve dayatılan istifaları imzalamaması tam da bu yüzden patronları şok etti. Ortaya koydukları sermayeleri ile diledikleri gibi at koşturmaları, kurdukları o sömürü düzenleri sarsıldı. Sendika, bir buçuk yaşında. Yola çıktığı ilk gündeki eylemsel yoğunluğunun, iş hacminin ve dahası üye sayısının çok üzerinde bir aşamada.

Özel sektör öğretmenleri sendikası henüz bir buçuk yaşında olmasına rağmen işçi sendikalarının tarihinde, yüzde 808 büyümeyle bir yılda en yüksek oranda büyüyen sendika oldu. Ağustos 2021'de birkaç kişi ile çıkılan bu yolda şu an 8 bini aşkın üye var. Geçtiğimiz sene ilk defa 1 Mayıs alanında kendi sendikaları ve kortejleri ile yürüyen öğretmenler bu sene daha umutlu ve çok daha güçlü. “Geçen sene katılamamıştım 1 Mayıs’a ama heyecanla, gururla izlemiştim. Sanırım 200’e yakın öğretmen vardı, bu sene inanıyorum ki alanda binler olacak çünkü artık yalnız değiliz ve ancak böyle sendikalı olarak, dayanışma ile alt ederiz bu sömürü düzenini” diyor Osman öğretmen.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül