Yarın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü… Sömürüye ve şiddete dayalı bu düzene karşı yüz yılı aşkın süredir oy hakkı, eşit işe eşit ücret, insanca çalışma ve yaşam koşulları için mücadele eden kız kardeşlerimizi andığımız; mücadelemizi büyütme kararlılığımızı yinelediğimiz bir gün.
Dünyadaki tüm kadınlar gibi Türkiye’deki işçi ve emekçi kadınlar da bu 8 Mart’ı savaşların, yoksulluğun ve şiddetin gölgesinde karşılıyor. Emperyalist güçlerin bölgeyi yeniden paylaşım hesapları, Orta Doğu’da gerilimi ve savaş tehdidini büyütmeye devam ediyor. Ancak savaş politikalarının karşısında kadınlar, barış talebini yükseltmekten vazgeçmiyor. İran’da kadınlar; hem baskıcı yönetime hem de emperyalist müdahalelere karşı mücadele ederek tüm bölgedeki kız kardeşlerine güçlü bir örnek gösteriyor. Türkiye’de de kadınlar dört bir yanda ABD emperyalizmine ve NATO politikalarına karşı “Üsler kapatılsın!” talebiyle sokağa çıktı; bildiriler dağıttı, sözünü söyledi. Böylece 8 Mart’ın içeriğini barış sloganlarıyla doldurdu.
8 Mart’ı aynı zamanda katledilen kız kardeşlerimizin anısıyla, onlar için mücadeleyi büyütme kararlılığıyla karşılıyoruz. Geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Fatma Nur Çelik isimli iki kadının ölümü; kadınları korumayan, gericiliği ve cezasızlığı büyüten bu karanlık düzenin bir sonucu olarak karşımızda duruyor. Öğretmen Fatma Nur Çelik, tüm uyarıları görmezden gelinerek eğitim sistemindeki kokuşmuşluk yüzünden hayatını kaybetti. Diğer yanda; kızının, Kur’an’a Hizmet Vakfı yöneticisi olan babasından gördüğü istismara karşı mücadele eden Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra ise sorumlu kurumların seslerini kısmaya çalışması ve tarikatın tehditleri altında şüpheli şekilde ölü bulundu.
Kadınlar bu ölümlere sessiz kalmadı. Sokaklara çıkarak hem bu ölümlerin aydınlatılmasını hem de kadınları tarikatların, gericiliğin ve şiddetin insafına bırakan düzenden hesap sorulmasını talep etti. Eğitimde güvencesizliği örgütleyen politikaların ortadan kaldırılmasını ve sorumluların istifasını haykırdı. Çünkü kadınlar biliyor: Bu cinayetler göz göre göre gerçekleşiyor; kadınları korumayan politikalar bu ölümlerin önünü bizzat açıyor.
Kadınlar tüm bunların karşısında tek bir söz söylüyor: Mücadelemiz var! Kadınları yoksulluğa mahkûm eden politikalara, cinayetlere, şiddete ve hayatın her alanında dayatılan güvencesizliğe karşı gücümüz de var. Bu yüzden kadınlar 8 Mart’ta alanlarda olacak.
Dergimiz de bu sayıda, 8 Mart alanlarında yükselen talepleri kadınların kendi sözleriyle tartışıyor. 8 Mart sonrasında da mücadelenin ateşini büyütmek için tüm işçi ve emekçi kadınlara çağrıda bulunuyor: Eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam için mücadeleyi birlikte büyütelim!
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Ekmek ve Gül dergisi Mart 2026 sayısı
Sömürüye ve şiddete dayalı bu düzene karşı yüz yılı aşkın süredir eşit işe eşit ücret, insanca yaşam koşulları için mücadele eden kız kardeşlerimizi anıyor; mücadelemizi büyütüyoruz.
‘Yaşam hakkımız’ için 8 Mart’ta alanlara!
Aydınlı mahallesinde kadınlardan ortak 8 Mart çağrısı: 'Şiddetsiz, savaşsız, eşit ve güvenli olduğumuz bir yaşam istiyoruz.'
İşten çıkarılan Dardanel işçileri tazminatlarını istiyor: 'Yarın daha kalabalık olacağız'
Dardanel'de işten atılan kadın işçiler, tazminat hakları için direnişlerinin ikinci gününde Dudullu OSB’deki fabrika önünde bir araya geldi.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























