Menopoz: Doğal bir süreçten kârlı bir pazara
Menopoz, kadınların yaşamının doğal bir dönemi olmasına rağmen sağlık sistemi tarafından giderek daha fazla tüketim alanına dönüştürülüyor.

Menopoz denince aklımıza çoğunlukla gece terlemeleri, sıcak basmaları, uyku sorunları, duygusal değişimler, kilo alma ve kemik erimesi geliyor. Oysa menopoz, kadınların bedensel, psikolojik ve sosyal yaşamlarında önemli değişimlerin yaşanabildiği bir dönem.
Menopoz aslında tek başına yaşanan bir an değil, kadınların yaşamında üreme döneminden sonraki döneme geçişle birlikte ortaya çıkan değişimlerin bir parçası. Adetlerin düzensizleşmeye başladığı dönemden son adet sonrasına kadar ve sonrasında kadınların yaşadığı değişimler birbirinden farklı olabiliyor. Bu nedenle menopoz deneyimini bütün kadınlar için aynı biçimde tanımlamak mümkün değil. 40 yaşından önce ortaya çıkan menopoz erken over yetmezliği, 40-44 yaş arasında ortaya çıkan menopoz ise erken menopoz olarak değerlendirilir. Bu durum farklı tıbbi yaklaşımlar gerektirdiği için bu yazıda yer vermeyeceğiz.

Menopozda ihtiyaç ücretsiz, nitelikli koruyucu sağlık hizmeti

Halk sağlığı perspektifiyle, menopoz bir hastalık değil, kadın yaşamının doğal ve kaçınılmaz bir geçişidir. Dolayısıyla amaç menopozu ortadan kaldırmak ya da kadın bedenini bu dönemde “normalleştirmek” değil; bu süreçte ortaya çıkabilecek sağlık risklerini azaltmak, erken tanı ve koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirmek ve kadınların yaşam kalitesini yükseltmek olmalı.
Ne yazık ki sağlık sistemimizin koruyucu sağlık hizmetlerinden giderek uzaklaştırılarak performans ve piyasa ilişkileri içinde örgütlenmesinin kadın sağlığına da yansıdığını görüyoruz. Çünkü menopoz döneminde kadınların ihtiyaç duyduğu şey daha fazla ürün, test ve özel hizmet değil; erişilebilir, ücretsiz, bilimsel ve nitelikli bir koruyucu sağlık hizmetidir.
Her kadın menopozu aynı yaşamıyor
“Ben menopoz filan anlamadım” diyen de var yaşamı altüst olan da. Hepimiz ergenliği de aynı şekilde yaşamadık. Adet öncesi dönem ise kimi kadın için ciddi bir duygusal ve bedensel dalgalanma anlamına gelirken kimi kadın bunu neredeyse hiç yaşamıyor. Ya da gebelik, lohusalık, emzirme dönemleri gibi diğer doğal hormonsal süreçler gibi. Dolayısıyla kadınların yaşamındaki doğal geçişleri açıklamak için kullandığımız tıbbi kavramlar yararlı olsa da kadının yaşadığı deneyimin kendisinden daha önemli değiller.
Menopoz döneminde östrojen ve progesteron düzeylerinde yaşanan değişiklikler vücudun pek çok sistemini etkileyebilir. Sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku sorunları ve ruh hali değişikliklerinin yanı sıra yorgunluk, odaklanma güçlüğü, kas-eklem yakınmaları ve cinsel yaşamda değişiklikler görülebilir. Bazı kadınlarda baş ağrıları, ciltte kuruluk ve kaşıntı gibi yakınmalar da artabilir. Farklı yakınmalar da bu dönemde kadınların gündemine girebilir.
Aman dikkat: Her belirtiyi menopoza bağlamamak gerekir. Yeni başlayan, şiddetlenen veya yaşam kalitesini bozan her yakınmanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Özellikle kalp-damar hastalıkları ve kemik sağlığı açısından bu dönem önemlidir. Yaşa ve kişisel risklere uygun sağlık kontrollerinin sürdürülmesi, kanser taramalarının aksatılmaması ve gerektiğinde kemik sağlığının değerlendirilmesi koruyucu sağlık açısından çok önemli.

Bunlar önemli

Menopoz döneminde sağlığımızı korumak içinse mucizevi bir besin ya da bir takviye yok. Temel mesele yine dengeli beslenme, hareket, uyku, sosyal yaşam ve düzenli sağlık kontrollerinden geçiyor. Beslenmede sebze, meyve, yeterli protein, sağlıklı yağlar ve tam tahıllara yer vermek; şeker ve yüksek oranda işlenmiş gıdaları azaltmak önemli. Kalsiyum ve D vitamini başta olmak üzere kemik sağlığı için gerekli besin öğelerinin yeterli alınması gerekiyor. Takviyeler ise herkes için otomatik olarak gerekli değil; ihtiyaç halinde doktor önerisiyle kullanılmalı.
Menopozda kilo artışını yalnızca metabolizmanın yavaşlamasıyla açıklamak da doğru değil. Yaşlanma, kas kaybı, fiziksel aktivitedeki değişiklikler ve hormonsal değişimler birlikte etkili oluyor. Bu nedenle çözüm, sadece daha az yemek değil; kas kütlesini korumak ve hareketli bir yaşam sürdürmek. Yeterli protein alımı ve yürüyüş gibi özellikle açık havada yapılan egzersizlerin yanında direnç/ağırlık egzersizleri, kas kütlesini korumak açısından önemli. 
Uyku da en az beslenme ve hareket kadar önemli. Mümkün olduğunca düzenli saatlerde uyumak ve uyanmak, yatak odasını serin tutmak, yatmadan önce ekran kullanımını azaltmak yardımcı olabilir. Ancak ciddi uykusuzluk, horlama ve uykuda solunum durması, huzursuz bacak gibi sorunlar varsa “menopoz işte” deyip geçmeden bir uzmana gitmeli. Kahve keyfimize de biraz düzen vermek gerekebilir. Kafeinin günün erken saatlerine çekilmesi, sigara ve alkolün (menopozdan bağımsız olarak sağlığa zararlı) azaltılması ya da bırakılması önemli. Ve elbette sosyallik. Menopoz döneminde bazı kadınlar sosyal yaşamdan uzaklaşabiliyor. Oysa sağlıklı ilişkiler, arkadaşlıklar, kültürel ve sosyal faaliyetler ruh sağlığının önemli parçaları.

Bu öneriler hayata nasıl geçecek?

Peki bütün bunları yapmak herkes için mümkün mü? Tam burada “sağlıklı menopoz” önerilerinin sınırına geliyoruz. Her gün yürüyün. Ağırlık çalışın. Yeterli protein alın. İyi uyuyun. Stresten uzak durun. Sosyalleşin. Düzenli sağlık kontrolüne gidin. Kulağa çok güzel geliyor.
Peki sekiz-on saat çalışan, işe gidip gelirken saatlerini yollarda geçiren; eve geldiğinde çocuk, yaşlı ve hasta bakımını üstlenen; ev işlerini yapan, düşük ücretle çalışan ya da işsiz olan bir kadın bunları nasıl yapacak? İyi beslenmek yalnızca beslenme bilgisiyle mümkün değil. İyi gıdaya erişebilmek gerekiyor. Egzersiz yapmak yalnızca “irade” meselesi değil. Bunun için zaman, alan ve ekonomik olanak gerekiyor. Düzenli sağlık kontrolü yalnızca “bilinçli kadın olmakla” mümkün değil. Sağlık hizmetine ulaşabilmek, sıra bekleyebilmek, çalıştığı işyerinden izin alabilmek gerekiyor. Gece vardiyasında çalışan, bakım yükünü tek başına üstlenen ya da geçim kaygısı yaşayan bir kadına “stres yapma, erken yat” demenin gerçek hayatta karşılığı ne? Ekmek ve Gül okurları bunun yanıtını zaten biliyor.
Mevcut hükümetin üç çocuk söylemi, gebelik ve annelik izinlerinde yapılan hak gasplarını hatta emek gücünü sömürmenin bahanesi olarak kullanıldığını düşündüğümüzde menopoz oldukça önemli bir dönemdir. Sistem bunu tüketim alanına çevirir. Sağlık hakkı satın alma gücüne göre belirlenerek önemli bir eşitsizlik yaratılıyor. Çünkü sağlıklı bir menopoz deneyimini herkes için mümkün kılmak, yalnızca doğru beslenmek, hareket etmek ya da sağlık hizmetine ulaşmakla mümkün değil. Bunların herkes için eşit ve uygulanabilir olabilmesi; sağlık ve eğitime eşit erişimin sağlandığı, cinsiyet eşitsizliklerinin ve ayrımcılıkların ortadan kaldırıldığı bir toplumsal düzene ulaşmayı gerektiriyor.

Görsel: Canva Pro

İlgili haberler
MENOPOZ: Bir son mu?

Menopoz kadın yaşam döngüsünün bir parçasıdır, ne gerçek anlamda ne de cinsel anlamda bir son olmadığı aşikardır. Yeni sahnenin ilk perdesinde tüm kadınlara ‘mutlu menopozlar’!

Menopoz sonrası baş belası: Uretral Sendrom

'Uretral sendromun asıl nedeni olan genital atrofi, menopozdan sonra uzun süre estrojen uyarısı olmadığı için üreme organlarındaki gerileme ve küçülme demek.'


Editörden