Toplumsal dönüşüm ve iktidarın sürekliliği vaadi, tarih boyunca faşist rejimlerin en çok “gençlik” ve “kadın” politikalarına odaklanmasına neden olmuştur. İki Savaş Arası Dönem’in Faşist İtalya’sından Nazi Almanya’sına ve oradan günümüz Türkiye’sine kadar uzanan çizgide; iktidarların "yeni bir toplum" ve "yeni bir makbul vatandaş" yaratma çabası, gençliği ve özellikle genç kadınları kurgulama biçimlerinde belirgin benzerlikler sunmaktadır.
Faşist ağlar ve kız çocuklarının örgütlenmesi: İtalya ve Almanya örneği
Flavia Citrigno’nun çalışmaları, 1920’ler ve 1930’larda Faşist İtalya ile Nazi Almanya’sı arasında kurulan ulusüstü faşist ağların, sadece erkek egemen askeri yapılardan ibaret olmadığını; kız çocuklarının ve genç kadınların örgütlenmesinde de aktif bir diyalog yürütüldüğünü gösterir. İtalya’da Accademia Fascista di Educazione Fisica Femminile veya Opera Nazionale Balilla bünyesindeki kadın yapılanmaları ile Almanya’daki Bund Deutscher Mädel (BDM) arasındaki etkileşim, genç kadınların rejime sadık vatandaşlar ve "geleceğin ideal anneleri" olarak yetiştirilmesini amaçlıyordu.
İtalya’daki “Duce’nin destekçileri/ponpon kızları” kurgusu ile Almanya’daki BDM’nin “Führer’in öncü birlikleri” modeli; sporu, açık hava etkinliklerini, disiplini ve beden eğitimini ideolojinin estetik bir biçimi olarak kullandı. Genç kadınlar hem toplumsal alana disipline edilmiş birer aktör olarak çekildi hem de temel işlevleri biyolojik ve kültürel olarak rejimi yeniden üretmek ("annelik" ve "evlilik" rolleri) olarak sınırlandırıldı.
Totaliter eğitim ve ‘Formationserziehung’ (biçimlendirme eğitimi)
Jakob Benecke ve Jörg-W. Link’in Nazi Almanya’sındaki eğitim politikalarını inceleyen araştırmaları (Education under National Socialism), eğitimin özerk birey yetiştirme amacından tamamen koparılarak "siyasetin mutlak üstünlüğüne" (primat der Politik) bağlandığını ortaya koymuştur. Rejim, Formationserziehung (biçimlendirme eğitimi) adı verilen yöntemle; kitlesel törenler, semboller, bayrak törenleri ve kamplar aracılığıyla gençlerin zihninden ziyade duygularını kuşatmayı hedefledi.
Okul müfredatları "Irk Bilgisi", "Biyoloji" ve "Tarih" üzerinden yeniden yapılandırılırken; okul dışı alan Hitler-Jugend ve BDM gibi hükümet güdümlü gençlik örgütleriyle (GONGO) kuşatıldı. Aile ve geleneksel kurumların etkisi azaltılmaya çalışılırken, gençler "Millet için çalışmak, devlete itaat etmek" düsturuyla yetiştirilmek istendi.
Günümüz Türkiye’si: GONGO’lar, ‘dindar nesil’ ve ideal yurttaş inşası
Dr. Bilge Yabancı’nın Türkiye’deki iktidar odaklı gençlik örgütlerini (GONGO) inceleyen çalışması, benzer bir toplumsal mühendislik projesinin günümüzdeki yansımalarını görünür kılar. AKP döneminde desteklenen ve kamu kaynaklarıyla beslenen gençlik ve kadın örgütlenmeleri (TÜGVA, TÜRGEV, ÖNDER vb.), tıpkı tarihsel örneklerinde olduğu gibi iktidarın kültürel hegemonyasını kurma ve "dindar nesil" yetiştirme projesinin aracı aktörleri olarak çalışmaktadır.
Bu yapılarda gençlere sunulan ideolojik çerçeve üç temel saçak üzerine oturmaktadır:
Millet için çalış: İktidarın tanımladığı "yerli ve milli" sınırlar içinde hizmet etmek,
Devlete itaat et: Mevcut siyasi iktidarı devletle özdeşleştirerek her türlü muhalefeti veya hak arayışını "devlete hıyanet" saymak,
Ümmeti yücelt: Dini ve neo-Osmanlıcı söylemlerle gençliğe ulusüstü bir misyon yüklemek.
Bu örgütler, tıpkı geçmişteki örnekleri gibi, gençlere sadece soyut bir ideoloji sunmakla kalmaz; barınma (yurt), burs, staj ve istihdam gibi somut imkanlar sağlayarak gençler üzerinde pragmatik bir bağımlılık ve sadakat ilişkisi kurar. Kadınlar ve kız çocukları açısından ise bu politikalar, makbul kadınlığın "kutsal aile" ve "annelik" sınırlarına hapsedilmesiyle paralel yürümektedir.
Tarihsel deneyimler ve günümüz koşulları göstermektedir ki otoriter rejimlerin ilk hedefi her zaman kadınların kazanılmış hakları ve gençliğin özerk alanı olmuştur. Kız çocuklarını "rejimin gelecekteki taşıyıcıları" olarak gören ve onları sadece belirli kalıplara (annelik, itaat, dini-milli görevler) sıkıştıran anlayışlara karşı; kadınların eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesi hayati bir önem taşımaktadır. Kadınların ise çocuklarının ve genç kadınların ne "Duce'nin cheerledear'ı", ne "Führer'in öncüsü", ne de iktidarların "kutsal aile" kalıplarına sığdırılmış makbul vatandaşları olmasına izin vermeme mücadelesi devam ediyor.
Kaynaklar:
Benecke, J. & Link, J.-W. (2022). Education under National Socialism: Ideology, Programs and Practice. Locus: Revista de História, 28(2),
Citrigno, F. (2024). The Duce’s Cheerleaders and the Führer’s Vanguard: The Dynamics of a Fascist Network of Girls’ Organizations. Fascism: Journal of Comparative Fascist Studies, 13(1),
Yabancı, B. (2019). Work for the Nation, Obey the State, Praise the Ummah: Turkey’s Government-oriented Youth Organizations in Cultivating a New Nation. Ethnopolitics, 18(5),
Fotoğraf: Wikimedia commons
İlgili haberler
Dosya: Faşizm, yayılan karanlık ve kadınlar
Bu dosyada faşizmin kadınları nasıl konumlandırdığını, onları rejimin yeniden üretiminin parçası haline getirmek için hangi araçları kullandığını tartışıyoruz.
Faşizmin ‘makbul’ kadını
‘Faşist rejimler kadınları yüceltirken aslında özgürleştirmediler. “Makbul kadın” ideali, kadınların haklarını genişleten değil, onları ulusun ve sermayenin ihtiyaçlarına tabi kılan siyasal projeydi.’
Faşizmin hedefindeki kadınlar, faşizmin taşıyıcısı olmayacak
Kadınların haklarını budayan, bedenini ve emeğini denetleyen faşist siyaset aynı zamanda kadınların güvenlik ve aidiyet arayışını kendine bağlamaya çalışıyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























