Mahkeme salonlarından yankılanan ses: ‘Ölmek istemiyorum’
Avukat Şenay Tavuz, hâlâ bir çok kadının Barodan avukat isteme hakkı olduğunu bilmediğini yazıyor. Ve ekliyor: Artık kadınlar, şiddet ve boşanma davalarında ‘Ölmek istemiyorum’ diye haykırıyor.

Duruşma tanıklığı yapmanızı tavsiye ederim size, çünkü sadece gazete okumak ve sosyal medyada anlatılanları görmek yetmez kadınların yargıda yaşadıkları yakıcı sorunu tam olarak kavrayabilmek için. Konuyu biraz daha anlaşılır kılmak adına İzmir Adliyesindeki ağır ceza salonunda kendi dosyamdan bir önceki dosyanın duruşmasında tanık olduklarımı paylaşacağım...

Mahkeme salonunda gördüklerim beni öyle etkiledi ki mahkeme heyetine seslenerek, ‘Şikayetçi olan kadına avukat isteyip istemediğini niye sormuyorsunuz’ diye avazım çıktığı kadar bağırmak istedim. Fotoğraf çekme iznim olsaydı da o duruşmanın fotoğrafını size gösterebilseydim.

Heyette savcı dahil üç genç erkek ve bir kadın yargıç, sanık erkeği savunan iki erkek müdafii vardı. Şikayetçi ise gencecik bir kadın ve tek başına müşteki masasında.

Ne olabilir şuç diye sorarasanız, boşanmak isteyen kadınların başına gelen...

Boşanmak istediği için eşi tarafından her türlü eziyet ve psikolojik işkenceye maruz bırakılan kadın vazgeçmemiş boşanmak isteğinden. Genç kadın heyete şöyle sesleniyor: “Ölmek istemiyorum, bu adam yalan söylüyor, ona saldırmadım, sadece kendimi korudum. Beni öldürmesin diye barışma talebini kabul etmiş gibi yapmak zorunda kaldım. Ben silahlardan anlamam ama bu adam beni köşeye sıkıştırdı ve aylardır söylediği şeyi yapmak yani benim kafama sıkmak için silahını kafama denk getirmeye çalıştı, direndim, yere düştük, silah patladı, arkasından silahın kabzasından kurşunlar yere düştü. Dükkandan çıkmış olan müşteriler silah sesini duyunca geri geldi, bu sefer silahı onlara doğrulttu, benim yüzümden onlar ölmesin diye barıştığımızı söyledim. Onlar çıkınca silahı kenara koydu, yere düşen kurşunları topladı ve un çuvallarının arkasındaki karanlık yere attı. Sonra bana dönerek ‘Eğer polise gider de şikayetçi olursan yarım bıraktığım bu işi tamamlar seni öldürürüm’ dedi ve dükkandan çıktı. Silah seslerini duyanlar polisi aramışlar. Şikayetçiyim çünkü, bu adam evlendiğimiz günden bu yana benim duygularımı, her şeyimi sömürdü, onunla barışmayacağım, cezalandırılmasını istiyorum.”

Bu genç kadın nasıl hayatta kalmayı başardığını anlatırken sesi titriyordu, sanık ise mağdur bir baba rolüne bürünmüş, yasalardaki tüm indirimlerden yararlanma hesabı içinde ifadesini alladı pulluyordu. “Madem barışmak için gittin neden yanında silah vardı?” diye soran mahkeme başkanına verdiği yanıt ise hayli çalışılmış bir cevaptı: “Efendim kan davalı olduklarımız var.”

Sanık avukatlarından birisi ise şöyle savunma yapıyordu: “Efendim, müvekkile atılı adam öldürmeye teşebbüs suçunun unsurları gerçekleşmemiştir. Öldürme kastı olsaydı silah elindeyken kafasına denk getirmeden de istediği kadar sıkar, sonra kafasına sıkardı, silahı da kenara koymazdı. Ortada bir senaryo var, müvekkilim sadece barışmak istediği için dükkana gitmiştir. Salıverilmesini talep ediyorum.” Ama asıl senaryo burada yazılıyor gibiydi!

‘ANLATIN, PAYLAŞIN Kİ KADINLAR ÖĞRENSİN HAKLARINI’
Duruşma salonunda izleyici arasında şikayetçi kadının eniştesi olduğunu öğrendiğim genç erkeğe hemen yanımda oturduğu için “Barodan avukat isteyin, ücretsiz avukat isteme hakkı var” dedim, aldığım cevap şu oldu: “Avukat ne yapacak?”

Neyse ki heyet 5 dakika ara verdi, hep birlikte dışarı çıktık. Kadına yaklaşıp, avukat isteme hakkı olduğunu, duruşma sonrasında hemen dilekçe yazıp mahkemeye vermesini söyledim, ayrıca Baronun kadın hakları merkezinden söz ettim.

Genç kadın o kadar şaşkın bir haldeydi ki, eteğinde iki oğlu, bastonuyla zar zor ayakta duran yaşlı babası ve annesiyle birlikte tekrar içeri girdiler. Neyse ki sanık tahliye edilmedi. Bir sonraki duruşmaya kadar bu genç kadının hayatı kurtulmuştu.

Derin bir “Oh” çekip kendi duruşmam için bu sefer o masaya ben ve Aile Bakanlığının avukatı geçtik. Çünkü müvekkilim uğradığı nitelikli cinsel saldırı, gasp ve yaralamadan sonra tıpkı diğer kadına sorgu aşamasında bildirilmeyen avukat isteme hakkını ifade verdikten sonradan öğrenmişti. Baro Kadın Hakları Merkezine başvuru yapmıştı ve ben görevlendirilmiştim.

Müvekkilin ifadesinin İstanbul Sözleşmesi kapsamında sanıkla yüz yüze gelmeden, bulunduğu şehirden SEGBİS yöntemi ile alınmasını yazılı olarak talep etmiştim. Bu talebim kabul edildi, ancak duruşma kayıtlarına talebimdeki İstanbul Sözleşmesi cümlesi yazılmadan. Zorlu bir gün de böylece bitmişti. Bizim davadaki sanığın da tutukluluğunun devamına karar verildi.

Tüm bu anlattıklarımdan özetle; Emine Bulut’un sözü artık mahkeme kayıtlarına da giriyor, kadınlar “Ölmek istemiyorum” sözleriyle savunma yapıyor. Peki ya o kadınların bilmedikleri hakları? İşte tam da burada, haklarını bilmeyen kadın kalmasın diye, bıkmadan usanmadan anlatmak gerekiyor kadınlara...

İlgili haberler
Ölmek istemeyen kadınlar değiştirecek

‘Çözüm konuşuyoruz; fabrikada herkesin dilinde idam. Ama ben onaylamıyorum. İdam etsen ne olacak, ya...

Eşitsizlik şiddeti körüklüyor

‘Kadının işi eve yorgun gelen kocasına bakmak, ona hizmet etmek olarak görülüyor. Eşitsizlik sadece...

Örgütlenip gerekli yasaları uygulatmalıyız

Cinayetlerin önünü açan yargı kararlarından, yaptırımı olmayan komik cezalardan kurtulmalıyız. Örgüt...