Yüzleşmenin yazarı: İngeborg Drewitz
Sanatın direnişin bir parçası olduğu görüşünü savunan İngeborg Drewitz ile tanışın: ‘Toplumsal eleştiriyi edebiyata döktüm, kültür politikasına dönüştürdüm’.

İngeborg Drewitz, sık sık yazı masasından kalkarak mahkûmları hücrelerinde ziyaret etti, öğrenci eylemlerine katıldı. Çünkü sanatın direnişin bir parçası olduğu görüşündeydi.
“Biz yazarlar çok ayrıcalıklı insanlarız. Çünkü hayatımızda birçok meslekteki insanlar için imkânsız bir şey yapabiliriz. Uyanık olmamızı sağlayan dünyadaki olaylara açık olmamız...”
Dünyadaki “olaylar”. Ingeborg Drewitz için Frankfurt'ta görülen Auschwitz davasıydı, yeniden silahlanma, meslek yasağı ve yabancı işçilere karşı ayrımcılıktı. Mahkûmların tüm yasal haklardan mahrum bırakılması veya ev işgalcilerinin kovuşturulmasıydı. Drewitz, yaşadığı dönemde olanları yakından izlemeyi, çoğunlukla tanık ama zaman zaman sanık olmayı yazarların ayrıcalık ve yükümlülüğü olarak gördü. Bu nedenle eserlerinde Almanya'nın savaş öncesi ve sonrası gelişmelerine toplumsal panaroma sundu.

GÜNLÜK HAYATI ANLAMAK
Ingeborg Drewitz 10 Ocak 1923'te Berlin'de doğdu. Ailesi onun sözleriyle küçük insanlardı. Ellerinde bir sepet ve bir tavukla Doğu'dan yola çıkmışlar Şilezya tren istasyonuna gelivermişlerdi. Uzun süredir işsiz olan baba Nazilere katıldı. Anne, ailenin geçimi için piyano dersleri verdi. İngeborg Drewitz, 1945'ten sonra faşizmi anlamak isteyenin bu günlük hayatı anlamak zorunda olduğunu kavradı. Almanların bir ulus olarak işledikleri suçlarıyla yüzleşmesi eserlerinin ana temasını oluşturdu. “Gençlerin kabul etmesinin çok zor olduğunu biliyorum ve ayrıca neslimizin yükünü bir sonraki kuşağa aktarmamızın işimiz olamayacağını düşünüyorum. Yine de bu vahşilikteki faşizmin bir zamanlar nasıl yaşayabildiğini, böyle bir şeyin tekrar edebileceğini sürekli konuşmakla yükümlüyüz.” Neredeyse hiç belgenin olmadığı bir zamanda Drewitz, Holokost ile uğraştı. 1951'de yazdığı “Bütün Kapılar Kontrol Ediliyordu” adlı oyunu, savaş sonrası Alman edebiyatındaki ilk toplama kampı dramasıdır. Diğer yazarlar ekonomik mucize üzerinde çalışırlarken İngeborg Drewitz savaş ve savaş sonrası travması üzerine yazdı. Giderek roman kahramanlarının çoğunluğunu kadınlar oluşturdu. Evlendi, iki kızı oldu. Çocukları öğle uykusuna yattıkları zaman iki saat yazma zamanı vardı. “Sürekli yazmak ve çok az para kazanmak zordu. Kendine güven anlamında da zordu, bu zamanlar oldukça sık intihar etmeyi düşündüm.Tek çıkış yolum yazmak, tekrar tekrar yazmak oldu. Toplumsal eleştiriyi edebiyata döktüm, kültür politikasına dönüştürdüm."

İŞÇİ VE KADIN PERSPEKTİFİNDEN YÜZYILIN HİKAYESİ
1962'de Berlin'de kurulan en büyük Alman kadın sanatçı derneği Gedok'un başkanı oldu. Alman Yazarlar Birliği kurucularından biridir. Pek çok kişi onu yazar olmaktan çok edebiyatla ilgili örgütlerin yöneticisi olarak tanır.1978'de otobiyografik romanı “Dün Bugündü”yü yayımladı. Kitabında Berlinli bir işçi ailesinin yüzyılı kapsayan hikayesini kadın perspektifinden anlattı. Bu kitapla uluslararası üne kavuştu. Ingeborg Drewitz 63 yaşında; 26 Kasım 1986'da kanserden öldü. Erkeklerin egemen olduğu eleştirmenler dünyasında kadın olduğu için yeterince sanatçı görülmedi, değer verilmedi. Kadın haklarını savunanların bir kısmı da romanlarındaki kadın figürleri geleneksel rol modeline bağlı kaldığı için onu suçladılar. Onun cevabı; “Bilinçli olarak aile ve çocukları seçtim, bir kadının yaşadığı bütün zorlukları birebir yaşayıp bunu eserlerime yansıtmayı esas aldım” şeklindeydi.

İlgili haberler
GÜNÜN PORTRESİ: Dorothea Dix

Amerika’da akıl hastalarına daha insani ve modern tedavi yöntemlerini sağlamak için uzun uğraşlar ve...

GÜNÜN PORTRESİ: Bertha Von Kinsky

Tüm benliği ile barış mücadelesi ve veren ve bu sesi yükselten Bertha Von Kinsky ile tanışın...

GÜNÜN KADINI: NASA’nın ‘bilgisayar kadını’ Katheri...

“Her şeyi saydım. Yoldaki basamakları, kiliseye çıkan basamakları, yıkadığım bulaşık ve gümüş eşyala...