GÜNÜN PORTRESİ: Komün günlerinin yürekli savaşçısı Louise Michel
Hiçbir siyasal erkin insanların mutluluğunu sağlayamayacağına inanan bu kadın, ilk proletarya diktatörlüğü deneyiminin yaşandığı Komün günlerinde ise, bu iktidarın yanında savaşacaktır: Louise Michel.

Komün günlerinin yürekli savaşçısı Louise Michel, devrimler Fransa'sında 1830'da doğdu. Bir devrim yılında doğmuştu ve bir başka devrim yılında, Rusya'da işçi sınıfının 1905 Devrimi'ni yaptığı sırada öldü. Hizmetçi bir annenin gayri meşru çocuğuydu. Devrimci fikirlerle çağdaşları gibi çok erken yaşlarda tanıştı. Ve birçoğu gibi, sosyalizm kavramını ütopik sosyalistlerin eserlerinden tanıdı. Proudhon'un anarşizan görüşlerini benimsiyordu.

1. Napoleon "En kötü şey, canının istediğini yapan Fransız kadınıdır." demişti.

Komün günlerinde bir kadın birliği'nin kurucusu ve yöneticisi olacak olan Michel ise, 1871'den önce imzaladığı ve benimsediği "Anarşistler Bildirisi"nde "Özgürlüğü savunuyoruz, çünkü her insanın hoşuna giden şeyleri yapma hakkı ve olanağına sahip olmasını ve doğal nedenlerle aşılması olanaksız zorluklarla kendininki kadar saygıdeğer olan komşularının ihtiyaçlarından başka hiçbir sınır tanımadan tüm ihtiyaçlarını giderebilmesini istiyoruz. Özgürlükten yanayız ve bunun, kökeni ve biçimi ne olursa olsun, ister dayatılmış ve seçilmiş olsun, kralcıya da cumhuriyetçi olsun herhangi bir iktidarın varlığıyla bağdaşamayacağına inanıyoruz" diyecektir. (Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Tarihi Ansiklopedisi Cilt 2, Louis Michel ve Komün, Şirin Tekeli, s 363)

‘PARİSLİ KADINLAR KANLARININ SON DAMLASINA KADAR SAVAŞMAK İSTİYORLAR’
Hiçbir siyasal erkin insanların mutluluğunu sağlayamayacağına inanan bu kadın, ilk proletarya diktatörlüğü deneyiminin yaşandığı Komün günlerinde ise, bu iktidarın yanında savaşacaktır. Marksist literatürün, sonradan proletarya diktatörlüğü deneyi olarak tanımladığı Komün, bu "yıkıcı" kadının "Herkesten yeteneği kadar, herkese ihtiyacı kadar!" ilkesine inanarak bütün gücüyle savaştığı bir meydan savaşıydı. Komün'ün yenilgisinden sonra ise, bütün Komün savaşçılarının kaderini paylaştı.

"General Lecomte ve Clement Thomas'ın tutuklanmalarında suç ortaklığı yapmak, iki mahallenin silahlandırılmasından sorumlu olmak, kadınlar birliği örgütünü kurmak, Versailles tutuklularından birini kurşuna dizmek vb." gibi suçlamalarla tutuklandı ve kendisini yargılayan yargıçlara "Korkmuyorsanız beni öldürün!" diye bağırdı; cesaretinin karşılığını yıllarca cezaevlerinde yatmak suretiyle ve sürgünle ödedi.

Komün günlerinde kurulan Kadınlar Birliği'nin organizasyonunda etkin bir rolü olmuştu. Görüşlerinden etkilendiği Proudhon'un kadınlarla İlgili gerici ve bu cinsi aşağılayıcı düşüncelerine karşın, kadın haklarını ve eşitliğini gerçekleştirmek için bütün gücüyle savaştı. Komün barikatlarının arkasında çok sayıda kadının yer almasına karşın, toplantılara kadınların alınmamasını şiddetle eleştiriyor ve bu toplantılara katılmak için özel olarak koşulları zorluyordu. Komün Konseyi'nde hiçbir kadın üye bulunmuyor, diğer yönetim ve yürütme işlerinde de kadınlara rastlanmıyordu. Kadınlar ise, bütün bu mekanizmalarda kendilerine yer verilmesini talep ediyorlardı. O dönem birçok kadın, kulüplerde ve savunma komitelerinde yer aldılar. Michel, Devrim Kulübü'nün başkanlığını da üstlenmişti.

Komün, Versailles Birlikleri tarafından saldırıya uğradığında kadınlar birliğinin bütün üyeleri devrimi savunmak için seferber oldu. Birlik, kadınlar söz konusu olduğu zaman alışıldığı üzere, yaralıları taşımak ve bakımlarında görev almak gibi geri hizmetleri üstlenmek dışında barikatların arkasında sürdürülen savaşa da aktif olarak katıldı. Versailles Birlikleri saldırıya geçtiğinde, barikatın arkasındaki Komüncü kadınlar, kundaklama olaylarına katılıyor, suikastlar düzenliyor ve ateş altında dövüşüyorlardı. Michel, "Parisli kadınlar kanlarının son damlasına kadar savaşmak istiyorlar, uzlaşma ihanet olur. Bu, mutlak toplumsal yenilenme, var olan toplumsal ve hukuki ilişkilerin yıkılması, sömürünün ortadan kaldırılması, sermaye egemenliği yerine emeğin egemenliğinin konulması, emekçinin kendi kurtuluşunu sağlaması yönündeki bütün umutlarımızın sonu olur. " (STMTA) diye yazdı hazırladığı bir bildiriye.

Kadınlar, kalıcı bir düzen olacağını düşündükleri Komünde sosyal birtakım kurumlar da oluşturdular; kreşler ve kadınlar için meslek okulları kurma girişiminde bulundular ve boşanma, nafaka ve evlilikle ilgili kimi yasal düzenlemeler talep ettiler.

UZUN YÜRÜYÜŞ BAŞLAMIŞTI!
"Gökyüzünü fethe çıkanlar"ın yolculuğu uzun sürmedi; Komün, Versailles Birlikleri'nin saldırılarına uzun süre direnemedi ve yenildi. Parisli işçi kadınlar, kendi elleriyle kurmaya çalıştıkları bir yeni dünyanın, gericiliğin nalları altında çiğnendiğini gördüler. Bir kısmı kahramanca dövüşerek öldü, sağ kalanlar, uğranılmış hezimetin yaralarını sarmak için geri çekildiler. O zamanki sosyal ve siyasal koşullar içinde mümkün olamayan bir düşü kısacık bir süre için gerçeğe dönüştürmüşler ve proletaryanın bu ilk iktidar deneyimine güçlü iradeleriyle destek vermişlerdi.

Louis Michel, Komün'ün bu "yıkıcı" ve atılgan savaşçısı, siyasal erk tanımayan anarşizan düşüncelerinin doğrultusunda da olsa, yaptığı eylemlerle Paris işçilerinin "egemen sınıf olarak örgütlenmek" (Marx) için girdiği kıyasıya savaşın, proletarya için tarihsel olan bu momentin planı üzerinde canlı bir portre olarak yerini aldı. Komün bir yıkıcılıktı ama orada kalmayarak, yıkılanın üzerine yepyeni bir dünyanın kurulması gerekliliğini ve zorunluluğunu saptamıştı. Komünizmi, bir tasavvur olmaktan, bir ütopya olmaktan çıkaran, onu ancak proletaryanın kendi elleriyle kurabileceği bir dünyasal gerçeklik olarak ilan eden bir ilk adımdı. Uzun yürüyüş başlamıştı.

Ve Komün, Louis Michel'in kendi yıkıcılığını onda ifade edebildiği, ama, işçi eyleminin, bu düşünceyi tam da o noktada aştığı ve Marksist teorinin "proletarya diktatörlüğü" kavramına sıçradığı andı.

Kaynak: Özgürlük Dünyası sayı 65 / Zeynep Karadeniz

İlgili haberler
GÜNÜN BELLEĞİ: Aykırı bir kadın Mary Wollstonecraf...

Doğum gününde 18. yüzyılın aykırı kadını Mary Wollstonecraft ile tanışalım. Fransız devriminin tanık...

Bir Kadın, Bir Devrim

“Kadının idam sehpasına çıkma hakkı varsa, kürsüye çıkma hakkı da olmalıdır.” diyen Olympe de Gouges...

GÜNÜN PORTRESİ: Vera Figner

Çarlık Rusya’sında Avrupa’ya üniversiteye giden kadınlardan biriydi Vera Figner... O eğitimini yarıd...