GÜNÜN KADINI: Gerçekleşmiş Bir Düş Kuran Kadın Aleksandra Kollontay
Kollontay burjuva feminizmiyle arasına mesafe koymakla yetinmedi, özellikle genç ve işçi kadınlar arasındaki etkisini kırmak ve sosyalizm fikrinin örgütlenmesi için çalıştı.

Kadınlar ve onların kaderiyle yaşamım boyunca ilgilendim.
Beni sosyalizme getiren onların kaderiydi. Sovyet ülkesine gerçekleşmiş bir düş olarak çok değer veriyorum. Bu, düşlerimin devletinin kusursuz olmasını ve orada insanların, kaygısız ve mutlu yaşamalarını istiyorum.
(Kollontay, 1950)

Şura Domontoviç, Ukrayna kökenli aristokrat bir baba ve Finlandiya kökenli köylü bir annenin kızı olarak dünyaya geldi. 31 Mart 1872’de. Çocukluğundan ergenliğine kadar kadınların iç dünyasına, savaşın sebep olduğu yoksulluğa, sınıf farklığının göstergesi olan eşitsizliğe ve adaletsizliğe dair fikirlerinin oluşması için ev ahalisinin yaşantısına bakması yetiyordu. Evdeki hizmetçiler çok yataklı odalarda kalıyor, aile üyelerinden farklı yemekler yiyor, ayakkabısız geziyor ve sürekli birkaç yıl önce kalkan kölelikle o günkü durumlarını kıyaslıyorlardı. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın hemen sonrasında babasının görevi için gittikleri Bulgaristan’da eskiyen çoraplarının dağıtıldığı diğer çocuklarda savaşın bıraktığı derin izleri görüyordu. Çarlık monarşisine karşı anayasal bir düzenin savunulduğu sohbetlere, bir düzenin yıkılıp yerine daha iyisinin getirilmesi düşüncesine aşina bir çocuktu. Belki de bu yüzden 20 yaşında tanıştığı Komünist Parti Manifestosu ona hiç yabancı gelmedi. Çocukken mutsuzluk kaynağı olarak gördüğü ne varsa, hepsini ortadan kaldırabilecek bir düşünce ve eylem kılavuzu! Düş artık sadece düş değil, gerçekleşebilir bir düştü. 1917’de Ekim Devrimi’yle olan da buydu; gerçekleşmiş bir düş!


YASAL EŞİTLİK YETMEZ, GERÇEK EŞİTLİĞİ BULMA ARAYIŞI…
Rusça’nın yanı sıra daha çocukluğundan itibaren Almanca, Fransızca, Fince konuşan, bu sayede pek çok düşünce akımını okuyup değerlendirme fırsatı bulan Aleksandra’nın, Marksizmi benimsedikten sonra örgütlenmesi şaşırtıcı değil elbette. Ancak Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ne (RSDİP) katılması, kendisinin de dediği gibi, ta en başından beri, kadınların ezilen cinsiyet olmasıyla da yakından ilgiliydi.
Çarlığa karşı 1905 Devrimi’nin yarattığı uyanış hali kadınlar açısından da geçerliydi. 20. yüzyılın başında birçok ülkede olduğu gibi, siyasal programı kadınların vatandaşlık, eğitim ve oy hakları ile sınırlı bir hareket Rusya’da da gelişmişti. Rus Sosyal Demokratları ve Sosyal-Devrimciler de burjuva kadın hak savunucuları ile ilişkiler konusunda net bir fikir birliğine varamıyordu. Sonunda Bolşeviklerin de ‘sosyalist’ grup olarak yer aldığı “Eşitlik İçin Birlik” adlı bir platformun kurulduğu bir dizi toplantının sonunda örgütlenen Petrograd yürüyüşünde Kollontay, burjuva feminizmiyle işbirliğini reddetti.
Rusya’yı terk etmek zorunda kaldığı 1908 yılına kadar kadın işçiler arasında sosyalist çalışmanın yürütülmesine yöneldi.

İŞÇİ KADINLAR ARASINDA
Kollontay burjuva feminizmiyle arasına mesafe koymakla yetinmedi, özellikle genç ve işçi kadınlar arasındaki etkisini kırmak ve sosyalizm fikrinin örgütlenmesi için çalıştı. Bu ideolojik netlik aynı zamanda Parti’nin kadın kitleleri içerisinde özel bir çalışma yürütmesi gerektiği fikrini doğurdu.
1907’de II. Enternasyonal Kongresi toplantısına ve ilki gerçekleşen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’na katıldı ve Clara Zetkin’le konuşmaları sonucunda Parti’nin kadınlar arasındaki çalışmasına ilişkin daha net fikirlerle Rusya’ya döndü. 1906’dan 1908 yılına kadar kadın işçiler arasında, büro, dernek, kulüp vb birçok örgütlenme biçimi üzerinde düşündü, denedi. Bu çabalarının birçoğunda henüz aynı ideolojik netliğe sahip olmayan partili erkeklerin direnciyle karşılaştı. Ne ironiktir ki, “Kadın Kurtuluş Hareketinde Feminist Kadınların ve Proleter Kadınların Rolü” semineri verdiği bir dönemde “feminist sapma” ile suçlandı.
O dönem çarlık ve demokrasi konulu rejim tartışmalarına dahil olan burjuva feministler tüm sınıflardan kadınların ortaklaşmasını hedefleyen bir kongre çağrısı yaptı. Kollontay, 1908’in sonunda gerçekleşen I. Bütün Rusya Kadınlar Kongresi’ne kadın işçilerin kendi programları ve kararlarıyla kongreye katılmalarının son derece eğitici olacağını öngörüyordu. İşçi kadınların da desteğiyle bağımsız bir çalışma yürüttü ve kongreye giderken bunun kadınlar üzerindeki etkisini gören Bolşevik Petersburg Komitesinin desteğini kazandı. 700 delegeye karşı 45 delege olarak katılan Kadın İşiler Grubu, kırmızı karanfillerle girdikleri kongre salonunu “sınıfa bağlı olmayan bir merkezde olmayı reddederek” terk etti.
Bu sırada Kollontay, Vershbolova istasyonunda, ayrılmak zorunda kaldığı Rusya’ya ne zaman ve hangi koşullar altında döneceğini düşünüyordu. Rusya’ya devrim çanları çalarken iktidarı ele geçirmek üzere dönecekti.

SÜRGÜN YILLARI ve İLK 8 MART!
1908’den 1917’ye kadar Almanya, İngiltere, Fransa, İsveç, Norveç, Danimarka, İsviçre, Belçika ve ABD’de işçi sınıfı örgütlerinin ve partilerinin çağrıları üzerine özellikle kadın sorununa dair eğitimler verdi, broşürler ve kitaplar yazdı. “Kadın Sorununun Sosyal Temelleri”, “Yeni Kadınlar”, “Toplum ve Analık” bu dönemki eserlerinden sadece birkaçı.
1910 Ağustosunda toplanan II. Uluslararası Kadınlar Konferansı’na 17 ülkeden katılan 100 delegeden biriydi. Konferansta ‘Ana ve Çocuğun Korunması’ başlıklı bir rapor sunan Kollontay, uluslararası sekretaryaya seçildi. Birkaç gün sonra gerçekleşen II. Enternasyonal’in 8. Kongresi’nde Clara Zetkin’in 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak ilan edilmesi önerisini destekledi.
Uluslararası kutlanan ilk Dünya Emekçi Kadınlar Günü konuşmasını 19 Mart 1911’de Frankfurt/Main’da yaptı. Bu ilk Dünya Emekçi Kadınlar Gününde, ülkesinden uzakta, işçi kadınların oy hakkı üzerine konuşmuştu. Bundan 6 yıl sonra Rusya’ya Çarlık otokrasisini, gerici burjuvaziyi yenilgiye uğratacak Ekim Devrimi’nde aktif rol oynamak üzere geri döndü. İç savaşla geçen yılların sonunda, 1920 8 Martı’nda ise dünya kadınlarına şöyle sesleniyordu:
“Sadece kapitalizmin yıkılıp Sovyet iktidarının kurulması, kapitalist ülkelerdeki emekçi kadının hayatını zorlaştıran acı, aşağılanma ve eşitsizlik dolu dünyadan kurtarabilir. Emekçi Kadınlar Günü oy hakkı mücadelesi için bir gün olmaktan çıkmış, kadınların tam ve mutlak özgürleşmesi için uluslararası bir mücadele gününe dönüşmüştür. Bu da Sovyetlerin zaferi için, komünizm için mücadele demektir!”


İlgili haberler
Ekim Devrimi’nin kadın portreleri

Emeği, özverisi, çalışkanlığı ve militanlığı hayranlık uyandıracak devrimin kadın karakterlerinden K...

GÜNÜN BELLEĞİ: Marksizmin izinden Eleanor Marx

Kapitalizm koşullarında kadınların durumunu ortaya koyan Eleanor, ustaları Marx ve Engels’den öğrend...

Değiştirebileceğimizi hatırlatan bir gün

Geleceği de ancak geçmişimizi bilerek değiştirebileceğimize göre, o zaman, neydi 8 Mart’ı bize öneml...