Kadınların yaşadığı ücret eşitsizliği, evlilik sonrası daha da derinleşiyor
14 milyon çalışanı kapsayan araştırma Türkiye’deki acı gerçeği belgeledi: Kadın ve erkek arasındaki ücret farkı evlilikle birlikte uçuruma dönüşüyor.

Türkiye İstatistik Kurumunun idari kayıtlarına dayanan ve 2013-2022 dönemini kapsayan geniş ölçekli bir araştırmaya göre, tam zamanlı ve kayıtlı çalışan erkekler kadınlardan ortalama yüzde 10.1 daha fazla ücret alıyor. Ancak bu fark, evlilik sonrasında daha hızlı büyüyor.

Bu kapsamlı araştırma, Selahattin Çağatay Öztürk tarafından hazırlandı ve The Economic and Labour Relations Review dergisinde Cambridge University Press tarafından 2 Ocak 2026’da çevrim içi yayımlandı. Çalışma, sosyal güvenlik ve vergi kayıtlarının birleştirilmesiyle oluşturulan büyük bir panel veri setine dayanıyor; yaklaşık 14 milyon tam yıl çalışanı kapsıyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, Türkiye’de “ geleneksel aile” merkezli toplumsal normların iş gücüne nasıl yansıdığını görünür kılıyor: erkeklerin ücretleri daha düzenli artarken, kadınlar evlilik ve çocuk sonrasında daha düşük bir ücret patikasına sıkışıyor.

Eğitim artsa da fark kapanmıyor

Araştırmaya göre kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne katılım artsa da bu artış, ücret eşitsizliğini kalıcı biçimde azaltmıyor. Ücret farkının temel belirleyicileri arasında eğitimden çok meslek dağılımı, sektör tercihi, yaş ve medeni durum öne çıkıyor. Panel analizinde eğitim değişkeni istatistiksel olarak anlamlı bir etki göstermiyor; buna karşılık medeni durum, meslek, yaş ve sektör ücret farkını açıklamada belirgin biçimde öne çıkıyor.

Kırılma noktası: Evlilik

Çalışmanın en çarpıcı bulgularından biri, evliliğin ücret farkı üzerindeki etkisi. Veriler, evlilikle birlikte erkeklerin ücretlerinde belirgin bir “evlilik primi” oluştuğunu, kadınların ise aynı dönemde ücret artışından sınırlı biçimde yararlanabildiğini gösteriyor.

Daha önemlisi: Panel modelinde “medeni durum” (evlilik) değişkeni, diğer faktörler kontrol edildiğinde, cinsiyet ücret farkını yaklaşık 10.33 puan büyüten en güçlü belirleyici olarak görünüyor.

Kadınlar evlilik ve çocuk sonrasında bakım yükü, işten uzak kalma riski ve terfi süreçlerinde yavaşlama ile karşılaşıyor. Araştırma, bu aşamadan sonra kadınlar için “cam tavan” etkisinin daha sistematik hale geldiğine işaret ediyor.

AKP’nin son yıllarda kadın istihdamını artırmak için öne çıkardığı başlıca araçlardan biri yarı zamanlı ve esnek çalışma modelleri. Ancak araştırma, bu modellerin pratikte kadınlar için çoğu zaman daha düşük ücretli, terfi imkanı sınırlı ve güvencesiz işlere dönüştüğünü gösteriyor.

Evlilik/medeni durumun ücret farkını büyüttüğünü gösteren sonuçlar, bakım yükünü hane içine iten ve kadınları kesintili istihdama daha açık hale getiren “esneklik” yaklaşımının eşitsizliği azaltmak yerine kalıcılaştırma riski taşıdığına işaret ediyor.

Ücret uçurumu her yerde aynı değil

Araştırma, ücret farkının sektörlere ve mesleklere göre değiştiğini de ortaya koyuyor. Düşük vasıflı işlerde ücretler genel olarak düşük olduğu için kadın-erkek farkı görece sınırlı kalırken, nitelikli mesleklerde ve yöneticilik pozisyonlarında fark belirgin biçimde büyüyor.

Sanayi ve imalat sektöründe ücret farkı erkekler lehine daha yüksek. Uzmanlara göre bu tablo, sanayi ve kalkınma politikalarının ağırlıklı olarak erkek istihdamını merkezine alacak biçimde şekillenmesinin bir sonucu. Teşvik, istihdam ve “büyüme” paketleri “erkek işi” sayılan sektörlere akarken; bakım, hizmet ve sosyal altyapı yatırımlarının ikinci plana itilmesi kadınların ücretini de daraltıyor.

Yaş ilerledikçe fark da artıyor. Erkeklerin ücretleri yaşla birlikte daha düzenli yükselirken, kadınların ücret artışı daha erken bir noktada yavaşlıyor.

Kamusal desteklerin sınırlılığı farkı kalıcı hale getiriyor

Türkiye’yi ayrıştıran temel unsur, kamusal bakım hizmetlerinin sınırlılığı. TÜİK’in 2023 iş gücü istatistiklerine göre kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 35.8 (erkeklerde yüzde 71.2). Bakım yükü ağırlıkla aile içinde ve kadınların omzunda kaldığında, evlilik ve çocuk sonrası ücret farkı daha da kemikleşiyor.

Öte yandan orta vadeli programda uzaktan/kısmi çalışma gibi esnek modellerin geliştirilmesi ve erişilebilir gündüz bakım merkezlerinin artırılması gibi başlıklar yer alıyor. Ancak araştırmanın işaret ettiği mekanizma net: Yalnızca “esnekliği” büyüten, ama kamusal bakım altyapısını ve eşit ücret denetimini aynı ölçüde güçlendirmeyen yaklaşım, kadınları düşük ücretli ve kesintili işlere doğru iterek ücret farkını kapatmak yerine derinleştirebiliyor.

“Güçlü aile” söylemi, kamusal kreş, ebeveyn izni ve ücret şeffaflığı gibi somut eşitlik araçlarıyla desteklenmediğinde; piyasada erkek ücretini primlendirip kadın ücretini kırpan bir mekanizmaya dönüşebiliyor.


Editörden