Onu en çok kapı kapı dolaşırken hatırlıyorum. Aynı sokaklarda yürüdüğümüz, aynı kapıları çaldığımız, aynı eşiklerde durduğumuz günlerde. O önden giderdi, ben de peşi sıra yürürdüm. Birlikte girip çıktığımız her evde biraz da kendimizi bulurduk.
Kapı açılırdı. Gazete uzatılırdı. Ama hemen çıkmak olmaz. Kahve davetleri olağanımız, davete icabet etmeli...
Hangi sitede ne yapacağız, hangi eve konuk olacağız, ne zaman toplanacağız... "İşlerini ayarla, gel bak" diye tembihlerdi ev sahiplerini.
Zamanı gözetirdi. Kendi zamanını da, karşısındakinin zamanını da. “Çalışan kadının izin günü değerlidir, kimseyi alıkoymayalım” derdi. Acele etmez ama sohbeti de gereksiz uzatmaz, kimsenin işini aksatmazdı. Ritmimi ona uydurmaya gayret ederdim. Bazen bir evde temizlik varsa biz de katılır, ne iş varsa beraber bitirirdik. Sohbet de o işin içinde akardı. "Bugün kaç ev topladık" diye şakalaştığımız günlerin sayısı az değildir.
Evi de yüreği de açıktı. Özellikle yoldaşlarına... Mutfağı, kadın yoldaşlarının buluşma noktasıydı. Bir ocağın yanmayan gözünü hızlıca kullanabilmeyi, mutfakta işleri nasıl daha pratik hale getireceğimi, küçük ama işe yarayan birçok tüyoyu o mutfakta, ondan öğrendim. Bunlar basit şeyler gibi görünürdü ama aslında hepsi çalışan, çocuk büyüten ve mücadele eden bir kadının hayattan birer ikişer dakika artırmak için bulduğu yöntemlerdi. Kıymetliydi.
Kendini her seferinde yeniden kurdu.
Kendiyle sürekli bir mücadele içindeydi. Eleştiriden öğrenir, hisleriyle didişir, her seferinde kendini yeniden kurmaya çalışırdı. Kolay değildi belki ama vazgeçmezdi. Zaten kim bilir kaç kere kendini ta en baştan kurmak zorunda kalmıştı. Çocuk yaşta tekstil atölyelerinde çalışırken; kucağında bebeğiyle bir başınayken, yoklukla, yoksullukla, şiddetle mücadele ederken; kendine her seferinde yeni bir hayat kurmaya çabalarken...
Kendi dönüşümüyle başka hayatları dönüştürme mücadelesinin iç içe geçtiği bir yolda yürüdü, deneyimleri ve karşılaştığı zorluklar, onu daha kararlı ve daha hazırlıklı bir militan haline getirdi. Herkesten sessizce öğrendi, herkese sessizce öğretti.
Son gazetesini teslim ettikten sonra fenalaştı. Tam iki hafta direndi.
Şimdi o yok. Ama onunla birlikte çaldığımız kapılar, oturduğumuz mutfaklar, paylaştığımız küçük anlar kaldı. Onu en çok orada hatırlıyorum.
Ve oradan devam edeceğimizi biliyorum.
Fotoğraf: Yasemin Köktaş
İlgili haberler
Yazarımız Yasemin Köktaş son yolculuğuna uğurlandı
Yazarımız Yasemin Köktaş, beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. Köktaş, Karşıyaka mezarlığında sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
Yazarımız Yasemin Köktaş hayatını kaybetti: Mücadelesi sayfalarımızda yaşamaya devam edecek
Ekmek ve Gül yazarımız ve Emek Partisi üyesi Yasemin Köktaş, dün gece saatlerinde hayatını kaybetti.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
























