Hayat devam ettikçe Ekmek ve Gül var olacak
Yıkılmayacağını düşünen diktatörler de, bizden hiçbir şey olmaz diye düşünenler de, elindeki her olanağı emeğin sözünü, gücünü yok etmek için seferber eden sermaye de...Kimse hareketi durduramaz.

2008’de Hayat Televizyonu’nda başladı bu hikaye. Haftanın beş günü… Kamerasını bir mahalleye, tarlaya, atölyeye, kampüse kuran; sunucusu da, kameramanı da, konuğu da derdi yaşayan, dermanı birlik olmakta gören kadınların bizzat kendisi olan, “program gibi olmayan program” olarak...

Parlak stüdyolarımız yoktu. Milyonluk ekipmanlarımız da. Zaten derdimiz de o değildi.

Biliyorduk, tarih boyunca emekçi kadınların elinde hiçbir zaman olması gereken olmamıştı. Kadınların elinde ne varsa onunla yaptık bu işi.

Bazen bir evin salonunda, bazen sokakta…

Bazen bir okul kantininde, bazen bir yurt odasında…

Bazen de işçilerin çay molasında, iki arada bir derede buluştuk kadınlarla.

Hep şunu bildik: Kadınlar bu ülkenin gerçeklerini nerede yaşıyorsa orada yan yana gelerek, orada örgütlenerek değiştirebilir.

Program devam ederken dergi çıkarmak, kadın sayfası yaparken ülkenin her yerinde okuma grupları, tiyatro ekipleri, mahalle dernekleri, üniversite kulüpleri, dayanışma ağları kurmak bundandı. Ekmek ve Gül’ün hikayesi de bir ofiste, bir masada değil, işte buralarda yazıldı, buralarda birikti.

Mahallelerde, iş yerlerinde, üniversitelerde kadınlar “Ekmek ve Gül” diyerek çoğaldı. Herkes kendi bulunduğu yerde neyle karşı karşıyaysa, onu konuştu, onu örgütledi. Hak gasplarını da, gündelik hayatın sıkışmasını da, kadınlar üzerinde kurulan bütün o baskıya karşı dayanışmayı da kendi zeminine taşıdı.

Ekmek ve Gül sırtını bir binaya, bir imkana değil; kadınların cesaretine ve emeğine yasladı.

Bu yüzden televizyon bir gecede kapatıldığında imkanı da bitmedi.

Ertesi gün memleketin her yerinde kadınların cevabını aradığı soru şu oldu:

“Şimdi nasıl devam edeceğiz?” Cevap da oradaydı zaten: Neredeysek oradan devam edeceğiz.

ekmekvegul.net böyle doğdu. Mecburiyetten değil, ortak bir kararlılıktan, iradeden, azim ve inattan.

Ekmek ve Gül, kadınların her koşulda birbirine ulaşma ısrarıdır.

Birbirine ses olma…

Derdini anlatma…

Ve o derdi birlikte çözme çabasıdır.

Başlarken şunu istedik: Kadınlar kendini yalnız hissetmesin.

Birbirinden öğrensin.

Birbirine ulaşabilsin.

Çünkü bu ülkede kadınlara en çok öğretilen şeylerden biri şuydu:

“Senin sözünün ne önemi var?”

Ama bir kadın Ekmek ve Gül’e yazıp da yanıt aldığında, başka bir şehirden “Sevgili kız kardeşim” diye başlayan bir mektup ulaştığında, yerine başka bir cümle yerleşiyor:

“Benim sözüm var. Ve bu söz, başka sözlerle buluştuğunda bir şeyi değiştirir.”

Bugün memleketin dört bir yanında onlarca Ekmek ve Gül grubu var.

Fabrikalarda, atölyelerde, kampüslerde, mahallelerde…

Kimi küçük, kimi kalabalık.

Ama hepsi canlı. Hepsi gerçek.

Kadınların ne düşündüğünü, neye itiraz ettiğini, neyi değiştirmek istediğini görünür kılan bir ortak zemin bu.

Ve daha önemlisi:

Ekmek ve Gül sadece anlatan değil, değiştiren bir deneyim.

Kadınlara yalnız olmadıklarını gösteren bir güçlenme odağı.

O ilk temas anından itibaren kadınlara kendi güçlerine daha çok sahip çıkmayı, bu gücü başka kadınlara da taşıma sorumluluğunu öğretti.

Bugün Ekmek ve Gül; sitesiyle, dergisiyle, sosyal medyasıyla, broşürüyle, afişiyle, gruplarıyla…

Kadınların birbirine ulaşmak için kullandığı her aracın toplamı.

Ama aynı zamanda başka bir şey daha:

Bu ülkenin tarihinde hep görmezden gelinen kadın işçilerin, emekçilerin bıraktığı iz.

Bir not.

Silinmesin diye düşülen bir kayıt.

Hayat Televizyonu’nda başlayan bu hikaye 18 yıldır sürüyor. Kadınlar hikayenin 18 yıldan uzun, 18 yıllık emekten büyük, 18 yılda birikenden fazla olduğunu gayet iyi biliyor. Çünkü Ekmek ve Gül kadınların binlerce yıldır süren var olma mücadelesinin bugünkü halkası.

Eklene eklene, birike birike, yayıla yayıla, derdi olan, o derdi çözmek için iradesi olan bütün kadınları sarıp sarmalayan bir halka.

Ve o halkaya her gün yenisi ekleniyor.

Çünkü harekete kimse mani olamaz.

Yıkılmayacağını düşünen diktatörler de, bizden hiçbir şey olmaz diye düşünenler de, elindeki her olanağı emeğin sözünü, gücünü, dirayetini yok etmek için seferber eden sermaye de, şiddetiyle hayatı kadınlara dar edenler de...

Kimse hareketi durduramaz.

Hayat devam ettikçe Ekmek ve Gül var olacak.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Editörden